11. Hukuk Dairesi 2017/430 E. , 2018/6278 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :FİKRİ VE
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... (...) 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.02.2016 tarih ve 2014/211-2016/14 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 2003/22717 tescil no.lu "..." markasının ayırt edici olmayıp herkese açık bir ibare olduğunu, davalının markasını kullanmadığını ileri sürerek, 556 sayılı KHK m. 7/1-a, c, d , f ve m.14 uyarınca hükümsüzlüğü ile iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilin markasının ayırt edicilik şartlarını taşıdığını, herkesin kullanımına açık olmadığını, halkı yanıltıcı nitelikte olmadığını ve kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın markasını dava konusu tescilli sınıflar bakımından kullandığını ispat edemediği, ayrıca davalı markasının bira ustası anlamına gelip bir meslek adı olduğu, 556 sayılı KHK m. 7/1- d anlamında dava konusu 43.sınıfta tescil edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli markanın 556 sayılı KHK m. 7 gereğince 43. sınıftaki yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, restoran hizmetleri, self servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, sinek bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri, yiyecek ve içecek araçlarının kiralanması hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne, diğer sınıflar yönünden hükümsüzlük talebinin reddine, davalı markasının kullanmama nedeniyle 556 sayılı KHK m.14 gereğince iptaline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece davalı adına tescilli 2003/22717 sayılı "..." ibareli markanın 43. sınıf hizmetler yönünden 556 sayılı KHK"nın 7/1-d maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne, yine dava konusu markanın 556 sayılı KHK"nın 14. maddesi gereğince kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmiştir.
556 sayılı KHK"nın 7/1-d maddesinde ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret ve adları münhasıran veya esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. Her ne kadar mahkemece, 43. sınıf hizmetler yönünden dava konusu 556 sayılı KHK"nın 7/1-d maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmişse de, markanın tescil edilmek istendiği 43. sınıfta yer alan yiyecek-içecek hizmetlerinde bu alanda hizmet veren tüm tacirlerin kullanımına açık olması gerektiği, oysa "..." ibaresinin, markanın yönelik olduğu ortalama Türk tüketicilerince anlamı bilinmeyen yabancı dilde bir kelime olduğu, bu ibarenin ortalama tüketici kitlesi tarafından yaygın şekilde anlamı bilinen belirli bir meslek veya sanatı ifade eden bir ibare olarak anlaşılacağının kabulü mümkün olmayıp davacı tarafça bu yönde bir ispatta da bulunulmadığına göre, yazılı şekilde davanın kabulü doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
3- Mahkemece, dava konusu markanın kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmişse de, karar tarihinden sonra 06.01.2017 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.12.2016 gün ve 2016/148 Esas ve 2016/189 Karar sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin iptaline karar verilmiştir. Bu durumda, Anayasa Mahkemesi"nin anılan iptal kararları değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.