23. Hukuk Dairesi 2015/7020 E. , 2017/3014 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalılardan Recep aleyhine, kredi sözleşmesinden ve kredi kartından kaynaklanan borcu dolayısıyla icra yoluyla takip başlatıldığını, davalı ...’in maaşındaki haciz sırasında, birinci sırada olan diğer davalı ile arasında muvazaalı borç ilişkisi olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin ikinci ve üçüncü sıradaki haczinin birinci ve ikinci sıraya alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı ... diğer davalıya arkadaş olması sebebiyle borç verdiğini, aradan geçen zamana rağmen ödeme yapılmayınca borç ilişkisini senede bağladıklarını, aralarında muvazaalı borç ilişkisi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dosyası incelendiğinde takip başlatılıp kesinleştikten sonra hiç bir malvarlığı araştırması yapılmaksızın doğrudan ..."in maaşına haciz konulduğu, diğer 2 icra dosyasındaki takibe konu borçların banka tarafından kat edilerek ihtar edilmesinden sonra Bilecik İcra Müdürlüğünde takip başlatıldığı anlaşıldığından, takibin muvazaalı olduğu kanaatine varılarak maaş haczindeki sıra cetvelinin iptaline, davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK"nın 140/1. maddesinde İcra Müdürlüğünce hangi hallerde haciz sıra cetveli düzenleneceği belirtilmiştir. Maddeye göre haciz sıra cetvelinin düzenlenebilmesi için satış tutarının bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmemesi gerekir. Bu madde uyarınca düzenlenen bir sıra cetvelinde, hacizlere ilişkin takip dosyası (takip tarihi, haciz tarihi, alacak miktarı gibi) bilgilerine, ipotek veya hapis hakları varsa bu hakların tesis edildiği tarihlere ve dayanak bilgilerine yer verilmesi gerekir. Somut olayda, icra dosyasına intikal etmiş bir para bulunmamaktadır. İİK"nın 83/2. madde hükmüne göre, maaş üzerinde birden fazla haciz varsa bunlar İcra Müdürlüğünce sıraya konur ve sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez. Açıklanan bu durum karşısında İcra Müdürlüğünce yapılan maaş hacizlerinin ve yapılması gereken kesintilerin İİK"nın 355. madde hükmü uyarınca bildirilmesi üzerine İlçe Emniyet Müdürlüğü"nce bu madde hükmü uyarınca düzenlendiği anlaşılan ve maaş hacizleri ile ilgili yapılan sıralamanın İİK"nın 140/1. maddesinde tanımlanan sıra cetveli niteliğinde olduğundan söz edilemez. Bu durumda mahkemenin İlçe Emniyet Müdürlüğü"nce yapılan bu sıralamanın İİK"nın 140/1.
../..
S.2.
maddesi uyarınca İcra Müdürlüğü"nce düzenlenen sıra cetveli niteliğinde olduğu kabul edilerek aynı Kanun"un 142/1. maddesi uyarınca açılan muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında olduğu gibi ispat yükünün davalı alacaklıda olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın bu ilkelere göre çözümlenmesi doğru olmamıştır.
04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı İBK"da da belirlendiği gibi, HMK"nın 24/1, 25, 26,30 ve 33. (HUMK"nın 74,75 ve 76.) maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re"sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür. Bu durumda mahkemece, davanın dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK"nın 19.(818 sayılı BK"nın m. 18 ) maddesinde düzenlenmiş muvazaa iddiasına dayalı iptal istemine ilişkin olduğunun kabulü ile ispat yükü yönünden genel ilkelere uygun olarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken, davanın tavsifinde yanılgıya düşülerek ve ispat yükü davalı alacaklıya yüklenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Kabule göre de, ayrıca alacaklı aleyhine karar verilmesi gerekirken, tersine borçlu aleyhine hüküm kurularak alacaklı aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalıların sair temyiz itirazlarının reddi ile mahkeme kararının BOZULMASINA, peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadelerine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme youl açık olmak üzere, 01.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.