23. Hukuk Dairesi 2019/2888 E. , 2020/284 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükmün taraflar vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde asıl ve birleşen davada davacı vekilleri Avukat ..., Avukat ... ile asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili Avukat ..."nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, taraflar arasında 08.10.2012 tarihinde elektrik dağıtım şebekelerinin arıza onarımı konusunda bir sözleşme düzenlendiğini, davalı şirketin 28.06.2013 tarihinde özelleştirildiğini, yeni yönetim tarafından sözleşmenin feshedilmeyerek idari şartname ve sözleşme hükümleri uyarınca sözleşmenin tarafı olduğunu daha sonra davalının 01.02.2014 tarihinde tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini, bir kısım hak ediş bedelinin ödenmediğini, bedelin tahsili amacıyla davalı hakkında ... 5. İcra Müdürlüğünün 2014/2521 Esas ve 2014/2514 Esas sayılı dosyaları üzerinden icra takibi başlattıklarını, davalının borca itirazı üzerine takiplerin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahisiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, sözleşmenin feshi süresince davacı tarafından işçilerin 2014 Ocak ücretlerinin bilinçli olarak ödenmediğini, davacının şartname ve sözleşmelere aykırı davranışları nedeniyle ... tarafından yüklü miktarda cezalar kesildiğini, arıza onarım ve bakım hizmetlerinin gereği gibi yerine getirilmemesinden kaynaklı bu cezaların bir kısmının da davacıya yansıtıldığını savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dairemizce; yargılamanın devamı sırasında ve takipten sonra yapılan harici ödemenin üzerinde durulması ve hakediş tutarlarından davacı işçisine ücret ödemesi yapılıp yapılmadığının araştırılması gerekçeleriyle bozulması üzerine mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davalı idare tarafından 08.10.2012-01.02.2014 tarihleri arasında herhangi bir cezanın, uygulanmadığı, bu nedenle hakedişten ceza sebebine dayanılarak yapılan kesintinin yerinde olmadığı bu nedenle asıl davada davacı talebinin kabulünün gerektiği, birleşen davada ise davacının 395.753,06 TL hakedişinden 30.753,41 TL fider açma cezası ve işçilere ödenen 119.776,82 TL işçi ücret ödemesi dışında kalan bedelin yargılama sırasında ödendiği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, asıl-birleşen davada davalı vekili ile birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl-birleşen davada davalı vekilinin tüm, birleşen davada davacı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Dava hakediş bedellerinin ödenmesi istemine ilişkindir. Taraflar arasında hakediş miktarları ile ilgili bir uyuşmazlık bulunmamakla beraber davalı idare tarafından yapılan kesintilerin usulüne uygun olup olmadığı uyuşmazlık konusudur. Sözleşmenin geçerli olduğu 08.10.2012-01.02.2014 tarihleri arasında davacıya herhangi bir ceza uygulaması yapılmadığı ... 12. Bölge Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ile sabittir. Bu durumda asıl dosyada hakedişten kesilen bu cezanın davalıdan tahsiline karar verildiği gibi aynı dönemden sonraki hakedişten ceza uygulaması sebebine dayalı 30.753,41 TL bedelli kesintinin de yapılması dosyadaki delillerle uyumlu olmamıştır. Bu durumda davacının takibinin bu miktar yönünden haklı olduğunun kabulüne karar verilmelidir.
3-Davacı 395.753,06 TL için icra takibi başlatılmış yukarıdaki fıkrada belirlenen miktarın dışında davalı idarenin 119.776,82 TL işçi ödemesi yaptığı bu miktar açısından yapılan takibin haksız olduğu konusundaki mahkeme kararı isabetli ise de yargılama sırasında davalı tarafından yapılan ödeme nazara alınarak davanın konusuz kaldığına karar vermekte isabet görülmemiştir. Davacı icra takibi yaptığı sırada haklıdır. Takip itiraza uğrayarak durdurulmuş davadan sonra ödemeler yapılmıştır. Bu durumda mahkemece ödeme yapılan miktar ve ilk fıkrada belirlenen miktar nazara alınarak takibin devamına yargılama sırasında ödenen miktarın infaz sırasında da icra müdürlüğünce göz önünde bulundurulmasına karar vermek gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl-birleşen davada davalı vekilinin tüm, birleşen davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile asıl dava yönünden hükmün ONANMASINA, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen dava yönünden hükmün birleşen davada davacı yararına BOZULMASINA, asıl ve birleşen davada davacıdan peşin alınan harcın istek halinde iadesine, aşağıda yazılı harcın temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıdan alınmasına, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan asıl ve birleşen davada davacı yararına takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davalıdan alınarak, asıl ve birleşen davada davacıya verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 21.01.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.