20. Hukuk Dairesi 2017/8309 E. , 2020/1153 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili 20/01/2015 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ... ili, ... ilçesi, 66 ada 23 parsel sayılı taşınmazın tam maliki iken ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/15 Esas- 2004/280 Karar sayılı 21/02/2005 tarihinde kesinleşen ilamı ile kısmen kıyıda kaldığından taşınmazın ... adına tapuya tespit ve tescil edildiğini, müvekkillerinin taşınmazın tapu sicilinin özel mülkiyete konu yermiş gibi tescilinin sağlandığı ve buna güvendiğinden dolayı mülkiyet sahibi olduğunu, mahkeme kararı ile müvekkillerinin mülkiyet hakkının sona erdirildiğini, bundan dolayı müvekkillerinin zarar gördüğünü iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL"nin zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili 21/10/2016 havale tarihli harçlandırılmış ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesinde belirtilen tazminat miktarını fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 705.549,68 TL arttırarak toplam 715.549,68 TL tazminatın zarar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile; 715.549,68 TL"nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacılara verilmesine dair verilen karara karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince davalı Hazine vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK"nın 1007. maddesi uyarınca tazmini isteğine ilişkindir.
Tazminat isteğine dayanak Narlıdere ilçesi, Narlıdere mahallesi 66 ada 23 parsel sayılı 746,25 m² yüzölçümündeki ve arsa niteliğindeki taşınmaz 02/12/1972 tarihinde satın alma yolu ile davacılar murisi adına tescil edilmiş iken Hazine tarafından açılan dava nedeniyle İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/15-280 sayılı kararı ile taşınmazın 309,36 m2"lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kalması nedeniyle tapusunun iptaline ve tescil harici bırakılmasına karar verilmiş, verilen bu karar Yargıtay denetiminden geçerek 21/02/2005 tarihinde kesinleşmiştir. Eldeki dosyada davacı mirasçılar davasını 20/01/2015 tarihinde açmıştır.
TMK’nın 1007. maddesinde düzenlenen tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan dolayı açılacak davalar için kanunda özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Ancak, 6098 sayılı Borçlar Kanununun 146. maddesindeki, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her
alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” şeklindeki kanuni düzenlemenin bir gereği olarak uygulama ve öğretide kanunen özel bir zamanaşımı süresi öngörülmeyen alacak veya tazminat davaları 10 yıllık genel zamanaşımına tâbi tutulmuştur. Bu nedenle, eldeki davada tapu sicilinin tutulmasından doğduğu iddia edilen zararın tazmini istendiğine ve bu alacakla ilgili kanunda aksine bir hüküm bulunmadığına göre, bu zarar alacağının da 6098 sayılı Borçlar Kanununun 146. maddesinde öngörülen 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tâbi olduğunun kabulü gerekir.
Açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; doğduğu iddia edilen zarar, İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/15 Esas -2004/280 Karar sayılı kararının kesinleştiği 21/05/2005 tarihinde ortaya çıkmıştır. Eldeki dava her ne kadar bu tarihten itibaren 10 yıllık süre içinde 20/01/2015 tarihinde açılmış ise de, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000,00 TL üzerinden açılan davada daha sonra davacı tarafça 21/10/2016 havale tarihli dilekçeyle ıslah talebinde bulunulmuş ve dava değeri 715.549,68 TL"ye yükseltilmiştir. Islah tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olup, ıslah dilekçesi davalı Hazineye tebliğ edilmemiş ise de Hazine vekili 20/12/2016 havale tarihli dilekçesiyle ıslaha karşı beyanlarını içeren dilekçesini mahkemeye sunmuş ve aynı tarihli oturumda da zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Mahkemece bu durum göz ardı edilerek ıslah tarihi itibariyle zamanaşımına uğrayan kısım bakımından da davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan gerekçelerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILARAK, dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kararın bir örneğinin ise 6100 sayılı HMK’nın 373/1.maddesi gereğince bölge adliye mahkemesine gönderilmesine 04/03/2020 günü oy birliği ile karar verildi.