20. Hukuk Dairesi 2018/3044 E. , 2018/7416 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 12/11/2013 tarihli dava dilekçesinde özetle; ...köyünde bulunan sınırlarını dava dilekçesinde belirttiği tahminen 11.000 m2"lik taşınmazının babasından kendisine kaldığını, Mart 309 tarih cilt 9 sahife 11/351 nolu tapuya dayanarak 60 yıldır kendi zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, bu yerin kadastro harici bırakıldığını ileri sürerek taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece, dava konusu yapılan taşınmazın 1467 parsel olup, bu taşınmazın evveliyatının 548 parsel olduğu ve davacı 548 parsel yönüyle daha önce kadastro mahkmesinin 2005/125 E.- 2006/186 K. sayılı dosyasıyla dava açtığı ve davasının reddine karar verildiği, kararın 20/04/2007 tarihinde kesinleştiği, bu davanın taraflar yönünden kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava TMK"nın 713. maddesi uyarınca tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli de değildir. Şöyle ki, davacı dava konusu yaptığı yerlerin kadastro harici kalan yerlerden olduğu iddiasıyla tapu ve zilyetliğe dayanarak tescil istemiyle dava açmıştır. Yapılan keşif sonucu alınan fen bilirkişi raporundan dava konusu taşınmazın bir kısmının 548 parselin ifrazı ile oluşan 1467-1468-1469 parseller olduğunu, bir kısmının ise tapulama harici kalan alanda bulunduğunu belirtmiştir. 1980 yılında yapılan tapulama çalışmasında 548 parsel, 518 parselin miktar fazlası olarak Hazine adına 6480 m2 yüzölçümü ile tespit edilmiştir. 518 parsel ise 20.000 m2 yüzölçümü ve bağ niteliğiyle senetsizden davacı adına tespit ve tescil edilmiştir. Yörede 2005 yılında yenileme kadastrosu yapılmış bu çalışmada 518 parsel yüzölçümü 16.857,88 m2 olarak tespit edilerek yenileme tutanağı düzenlenmiş, davacı tarafından süresi içinde yenileme kadastrosuna itiraz davası açılmıştır. Mahkemece kesin hüküm olduğu belirtilen kadastro mahkemesinin 2005/125 E.- 2006/186 K. sayılı dosyanın incelenmesinden davacının Hazineye karşı, 20.000 m2 yüzölçümlü 518 parselin, yenileme kadastrosunda 16.857,88 m2"ye düşürülmesi sebebiyle açtığı yenileme kadastrosuna itiraz davası olduğu, yargılama sonucu davanın reddine karar verildiği ve hükmün 20/04/2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın 303. maddesinde düzenlendiği üzere tarafları, konusu ve dava sebebi aynı olan önceki hüküm sonraki hüküm bakımından ‘kesin hüküm’ teşkil eder. Eldeki dava kadastro harici kalan yerin TMK"nın 713 maddesi uyarınca tescili istemiyle açıldığına, kadastro mahkemesinin 2005/125 E.- 2006/186 K. sayılı davasının ise yenileme kadastrosuna itiraz davası olup, dava konusu ve dava sebepleri farklı olduğundan eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil etmeyeğine göre davanın yazılı şekilde reddi doğru görülmemiştir.
Yine 4721 sayılı Medeni Kanunun 713/3. maddesi uyarınca tescil davalarının, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılması gerekir. Hüküm tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanunun 1/2. maddesi ile ... Büyükşehir Belediyesinin sınırları il mülkî sınırları olarak genişletilmiş bu sınırlar içinde kalan köy ve beldelerin tüzel kişilikleri sona ererek bağlı bulundukları ilçe belediyelerine mahalle olarak katılmışlardır.
Bu durumda; 5216 sayılı Kanun hükümleri ve 6360 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince, Sarıçukur köyünün sınırları içinde yer aldığı ilgili belediye başkanlığı ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde yasal zorunluluk bulunduğu halde anılan kurumlar davaya dahil edilmeden, davanın esası hakkında hüküm kurulmuştur. Taraf sıfatı 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı olup istek olmaksızın re"sen gözetilmelidir. Bu usul eksikliğinin giderilmesi, ileri doğabilecek telafisi mümkün olmayan hukuki sonuçlar ve usuli kazanılmış haklar bakımından zorunludur. Bu sebeplerle; 4721 saylı Türk Medeni Kanununun 713. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince açılan tescil davalarında Hazine yanında yasal hasım konumunda olan Orman Yönetimi ile ilgili belediye başkanlığı ve büyükşehir belediye başkanlığı da davaya dahil edilmeli, taraf teşkili sağlanmalı, husumet yaygınlaştırılmalı, açılan davaya karşı diyecekleri sorulmalı savunma hakkı verilerek ileri sürecekleri yazılı delilleri toplanmalı bundan sonra işin esası hakkında toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Ayrıca davacı tapu ve zilyetliğe dayandığı halde, dayanak tapu kaydı ve dayanakları mahkemece getirtilerek yöntemince fen bilirkişiler eliyle uygulanmamış, tapu kaydının kapsamı ve sınırları, 518 ve 548 parseller ile dava konusu yapılan kadastro harici kalan kısmı kapsayıp kapsamadığı, dayanak tapu kapsamında kalıp, zilyetlik yoluyla edinilen taşınmazlar bulunup bulunmadığı belirlenmemiş, usûlünce orman araştırması ve zilyetlikle imar ve ihya koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususları da araştırılmamıştır.
Bu nedenlerle; mahkemece öncelikle, ... Belediye Başkanlığı ve ilgili ilçe belediye Başkanlığı ve Orman Yönetimi, davaya dahil edilerek husumet yaygınlaştırılmalı, taraflardan tüm delil ve belgeleri istenmeli, öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde yapıldığı anlaşılan orman kadastrosuna ait işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, yöreye ait eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, dava tarihinden 15 - 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi
incelenmeli; orman kadastrosu kesinleştiğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı orman kadastro haritası ve tapulama paftası ölçekleri eşitlenerek birbiri üzerine aktarılarak taşınmazın tahdit hattına göre konumu belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu yerde imar çalışması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, bilgi ve belgeler dosya içine alınmalı; davacı adına aynı kadastro çalışma alanı içerisinde senetsizden tespit gören taşınmazlar ile aynı tapu kaydına dayanılarak tespit gören taşınmazlara ait liste dosya içine alınmalı; dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile getirtilerek, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, yerel bilirkişiler ile taraf tanıkları aracılığıyla yapılacak inceleme ve keşifte, davacı yanın dayanağı tapu kaydı zemine uygulanmalı, dayanak tapu kaydının kapsadığı alan belirlenmeli, komşu taşınmazlara ilişkin hudutların dava konusu taşınmazı ne okuduğu denetlenmeli, usulünce zilyetlik araştırması yapılarak, keşif ve uygulama bilirkişinin düzenleyeceği krokiye yansıtılmalı ve sonrasında toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve taraf teşkili ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 15/11/2018 günü oy birliği ile karar verildi.