Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/8262
Karar No: 2020/1152

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017/8262 Esas 2020/1152 Karar Sayılı İlamı

20. Hukuk Dairesi         2017/8262 E.  ,  2020/1152 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Davacılar vekili, 21/02/2013 havale tarihli dava dilekçesi ile ... ili, ... ilçesi, ... köyü 109 ada 214 parsel sayılı 476 m²lik taşınmazın, Orman Yönetimi tarafından açılan ve kesinleşen Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/351 E. - 2007/59 K. sayılı kararı ile tapu kaydının kısmen iptaline ve orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, Türk Medenî Kanununun 1007. maddesinde, tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devletin sorumlu olduğunun düzenlendiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 500.000,00.-TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, daha sonra 04/02/2014 tarihli dilekçe ile harcını yatırmak suretiyle dava değerini 609.540,00.-TL olarak ıslah etmiştir.
    Mahkemece, davanın kabulü ile 609.540,00.-TL"nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak, davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle Dairenin 27/06/2016 gün 2015/2463-2016/7493 E.K. sayılı kararı ile; “…Mahkemece, emsal araştırması yapılmasına karşın, emsal satış esasına göre değil, "Piyasa şartlarına göre" bulunan değer üzerinden dava tarihi itibarıyla hesaplama yaptırılmış, daha sonra ek raporla -yine aynı yöntemle- hükmün kesinleştiği tarih itibarıyla yeni bir hesaplama yaptırılmış, ancak dava tarihine göre hesaplanan değer üzerinden karar verilmiştir.
    4721 sayılı TMK"nın 1007. maddesi gereğince tapu kaydının iptalinden kaynaklı tazminat davalarında, zararın, mülkiyetin kaybedildiği tarih olan, tapu iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği günde doğmuş olduğu, bu nedenle değer tespitinin bu tarih itibarıyla yapılacağı kabul edilmektedir.
    Doğru sonuca varılabilmesi için, tarafların göstereceği ya da re"sen belirlenecek emsal kayıtlar Tapu Müdürlüğünden getirtildikten sonra 2942 sayılı Kanunun 4650 sayılı Kanunla değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince, sadece satış değeri değil; emlak vergi değerleri de dava konusu taşınmazın emsalle karşılaştırmasında gözönünde tutulmalı, dava konusu taşınmaz ile emsalin, tapu iptali kararının kesinleştiği 2007 yılı itibariyle emlak vergisine esas tutulan asgari m² değerleri ve satış değerleri karşılaştırılarak, birbirine göre üstün ya da eksik yönleri tartışılmalı, değerlendirmeye esas alınan oranlar fahiş ölçüde farklı olduğunda bu farklılık ve çelişkinin nedeni açıklanmalı, buna göre bir hesaplama yapılarak karar verilmelidir.
    Kabule göre de, tapu kaydında davacıların miras bırakanı ... ..."in 339/2400 payı olduğu, geri kalan payların ... Köy Tüzelkişiliğine ait olduğu gözönünde bulundurularak davacıların payı yönünden bir hesaplama yapılmamış olması da doğru değildir” denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    Mahkemece bozma kararına uyumasının ardından yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile 285.000,00.-TL"nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK"nın 1007. maddesi uyarınca tazmini isteğine ilişkindir.
    Tazminat istemine dayanak ... ilçesi ... mahallesi 109 ada 214 parsel sayılı taşınmaz 1965 yılında yapılan kadastro sırasında 220 parsel sayısı altında ve tarla niteliği ile dava dışı kişiler adına tespit ve tescil edilmiş, 31/07/1992 ve 25/05/1993 tarihlerinde davacılar murisi hisse satın almış, daha sonra yapılan tevhit işlemleri ve 07/02/1995 tarihli imar uygulaması ile de 109 ada 214 sayılı 476,26 m2 yüzölçümlü ve arsa niteliğindeki davaya konu parsel oluşmuş olup, söz konusu parselin 2061/2400 payı davacılar murisi ... ... adına, kalan 339/2400 payı ise Yenimahalle Köyü Tüzelkişiliği adına tescil edilmiş iken 23/05/1995 tarihinde taşınmazın tapu kaydına orman şerhi konulmuş ve akabinde Orman Yönetimi tarafından açılan dava sonucu Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/351-2007/59 E.K. sayılı kararı ile taşınmazın 343,48 m2sinin yörede 1945 yılında yapılan tahdide göre orman sınırları içinde kalması nedeniyle bu kısmın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, verilen karar Yargıtay denetiminden de geçerek 12/12/2007 tarihinde kesinleşmiştir. Eldeki dosyada tapu maliki Ali ... mirasçıları olan davacılar ise davalarını 21/02/2013 tarihinde açmıştır.
    Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir. Şöyle ki; davacıların murisine ait taşınmaza ilişkin tapu kaydının kısmen orman sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle iptal edildiği, her ne kadar ormanların özel mülkiyete konu olması mümkün değil ise de tapu kütüğünün davacılar murisi adına oluşturulduğu, bu şekilde tapu sicilinin hatalı olarak tutulduğundan, TMK"nın 1007. maddesi kapsamında Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacıların zararının tazmininin gerektiği kuşkusuzdur. Mahkemece her ne kadar tazminat istemine dayanak taşınmazın arsa vasfında olduğu kabul edilerek emsal metoda göre tapu iptal kararının kesinleştiği tarih itibariyle değer belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, bilirkişilerce emsal olarak alınan parselin raporda belirtilen tarihteki satışına ilişkin satış akit tablosu ve imar durumuna ilişkin veriler tapu müdürlüğü ve belediye başkanlığından getirtilmediğinden rapor denetlenememiştir. Ayrıca dava konusu taşınmaz ile emsal alınan taşınmazın emlak vergisine esas arsa m2 değerleri arasında belediye başkanlığı tarafından dosyaya gönderilen bilgilere göre 13.48"lik bir oran bulunmakta iken bilirkişilerce her iki taşınmazın eksik ve üstün yönleri değerlendirilirken arsa m2 değerleri arasındaki bu oranın dikkate alınmaksızın taşınmazların eksik ve üstün yönleri bakımından birbirinden bir farkları bulunmadığı belirtilmiştir. Yine, taşınmaz üzerinde yer alan binanın Bayındırlık Bakanlığı’nın değerlendirme tarihi olan tapunun iptal edildiği 2007 yılına ilişkin resmi birim fiyatları esas alınarak yıpranma payı düşülmek suretiyle ve taşınmaz üzerindeki ağaçların da yaş ve cinslerine göre maktu değerlerini gösterir resmi veriler İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden getirtilip buna göre ağaçlara maktuen değer biçilmesi gerekirken değerlendirme tarihi olan 2007 yılına ilişkin Yapı Yaklaşık Birim Maliyet Cetvelindeki verilerin kullanılmaması ve binadaki yıpranma payının düşülmemesi, ağaçların değerinin de Junge yöntemine göre hesaplanmak suretiyle davacıların zararını belirleyen bilirkişi kurulu raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
    Bu nedenlerle, mahkemece arsa niteliğinde bulunan dava konusu taşınmaza yönelik olarak, emsal satışların değerlendirme tarihindeki (kararın kesinleştiği 12/12/2007 tarihi) karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak, taşınmazdan DOP düşülmesinin gerekip gerekmediği belirtilmek suretiyle gerçek zararın belirlenmesi, emsal alınan taşınmazlara ilişkin resmi satış akit tablolarının tapu müdürlüğünden getirtilmesi, emsal taşınmazlar ile çekişmeli taşınmaza ait Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değerleri, ilgili belediye başkanlığı emlak vergi dairesinden istenip, dava konusu taşınmazın, emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden bilirkişi kurulu raporunun denetlenmesi, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınan taşınmazın ise satış tarihinde imar düzenlemesi sonucu oluşmuş imar parselleri olup olmadıkları, imar parseli iseler düzenleme ortaklık payının düşülüp düşülmediğinin, düşülmüş ise oranının belediye başkanlığı imar ve tapu müdürlüklerinden sorulup, emsalin İmar Kanunu uyarınca imar parseli, dava konusu taşınmazın ise kadastral arsa parseli olduğunun belirlenmesi halinde çekişmeli taşınmazın emsalle karşılaştırma sonucu bulunan değerinden düzenleme ortaklık payına karşılık gelecek oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmesi, taşınmazın üzerinde bulunan binanın Bayındırlık Bakanlığı resmi birim fiyatları esas alınarak yıpranma payı düşülmek suretiyle değerlendirme tarihine göre değerinin tespit ettirilmesi, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların yaş ve cinslerine göre maktu değerlerini gösterir değerlendirme tarihindeki resmi veriler İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden getirtilip buna göre ağaçlara maktuen değer belirlenmesi ve ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
    Kabule göre de; Dairenin daha önceki bozma ilamında davacılar murisinin dava konusu taşınmazda 2061/2400 payının olduğu ve payına isabet eden zararın hesaplanması gerektiğine değinilmiş ise de bozma gereği yerine getirilmeyerek yine taşınmazın tamamının değerine hükmedilmiş olması ve reddedilen kısım yönünden davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması doğru değildir
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar ve davalı ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 04/03/2020 günü oy birliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi