7. Hukuk Dairesi 2021/2672 E. , 2021/1364 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Asıl davada ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından davalılar aleyhine 24.02.2016 ve 07.07.2020 günlerinde verilen dilekçelerle asıl davada ve birleşen davada ortaklığın giderilmesi talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.11.2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar ... vekili ile ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl dava, ortaklığın giderilmesi, birleşen dava ise İcra ve İflas Kanunu"nun 121"inci maddesi uyarınca alınan yetki belgesine dayalı olarak ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir.
Asıl davada davacı vekili; dava konusu 110 ada 17 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ortaklığın doğrudan satış suretiyle giderilmesini, satışın sadece paydaşlar arasında yapılmasını talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili; dava konusu 110 ada 17 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne dair verilen kararın Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 16.01.2020 tarih, 2016/12290 Esas, 2020/17 Karar sayılı ilamı ile "... 6100 sayılı HMK’nın ‘’Hükmün Tavzihi’’ başlıklı 305. ve 306. maddelerinde açıklandığı üzere ‘’Hükmün tavzihi’’ kurumunun temel amacı; hükmün gerçek anlamını ortaya koymak, böylece hükmün başka türlü anlaşılmasını ve değiştirilmesini önlemek olup, mahkemece, tavzih kurumu kullanılarak verilen hüküm değiştirilemez. Başka bir ifade ile; hakim tavzih yolu ile unutmuş olduğu talep ya da talepler hakkında bir karar verip bunu hükmüne ekleyemeyeceği gibi, tarafların lehine ya da aleyhine olacak şekilde yükümlülüklerde sınırlama veya genişletme yoluyla hükmü değiştiremez. Ayrıca yine tavzih ile kısa karar ve gerekçeli karar arasındaki aykırılıklar da giderilemez.
Aynı yasanın “Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi” başlıklı 294. maddesinde açıklandığı üzere mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.
6100 sayılı HMK’nın “Hükmün kapsamı” başlıklı 297. maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
“Hükmün yazılması” başlıklı 298. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Somut olayda, Balıkesir ili, İvrindi ilçesi, 110 ada 17 parsel sayılı taşınmazın ortaklığının satış yoluyla giderilmesi isteminde bulunulmuş olunmasına rağmen mahkemece kısa kararda usul ve yasaya uygun olmayan "Davanın kabulüne" denilmek suretiyle hüküm kurulmuş, gerekçeli kararda ise dava konusu olmayan taşınmazlarda ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, aynı şekilde ek kararda da bu kez dava konusu olmayan ve gerekçeli kararda yer almayan bambaşka taşınmazlar hakkında ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir. Davacı vekilinin talebi ile tavzih ile yeni bir hüküm kurularak dava konusu taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir.
O halde mahkemece talep ile bağlı kalınarak, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturmayacak şekilde dava konusu taşınmazlar hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği...’’ gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda, asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Davacı asil ..., hükümden sonra verdiği 18.01.2021 tarihli dilekçesiyle; “ Açtığım davadan feragat ediyorum, davanın reddine karar verilsin.” yönünde beyanda bulunarak davasından feragat etmiştir.
Hükmü, davalılar ... vekili ve ... temyiz etmiştir.
İncelenen dosya kapsamına göre;
1- Asıl davaya ilişkin olarak; paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Davacı davasından feragat etse dahi, davalılardan birinin davaya devam etmek istemesi halinde mahkemece davaya devam edilerek işin esası hakkında karar verilmelidir. Bu nedenle davacının davadan feragat beyanına karşı hazır bulunan davalılardan diyecekleri sorulmalı, davaya devam etmeyi istemeleri halinde yargılamaya devam edilmelidir.
Somut olaya gelince; davacının 18.01.2021 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiği anlaşıldığından mahkemece bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Birleşen davaya ilişkin olarak; yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün asıl dava yönünden BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine,
(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının reddi ile birleştirilen dava yönünden hükmün ONANMASINA, taşınmaz malın satış bedelinden payına düşecek paranın % 011,38 oranında hesaplanacak onama harcından peşin alınan 59,30TL’nin mahsubu ile bakiyesinin temyiz edene yükletilmesine, 30.09.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.