8. Ceza Dairesi 2019/2851 E. , 2020/444 K.
"İçtihat Metni"6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun"a muhalefet suçundan sanık ..."ın, aynı Kanun’un 15/4 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı Kanun"un 231/8. maddesi uyarınca 3 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair Gaziantep (kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 16/10/2009 tarihli ve 2009/69 esas, 2009/983 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
1- 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 15/4. maddesinde tanımlanan suçun tehlike suçu olması ve "taşınması ve bulundurulması yasak olmayan bıçak ve diğer aletlerin bir suçta kullanılmaksızın sırf saldırı amacıyla taşınması halinde oluşacağının" belirtilmesi karşısında, anılan Kanun"un 4. maddesi kapsamında yasak niteliği haiz bıçaklardan olmayan suça konu bıçağın kasten yaralama suçunda kullanıldığı ve hükümlünün yaralama suçundan da mahkum olduğu anlaşıldığından "sırf saldırıda kullanmak amacıyla taşıma" suçunun unsurunun oluşmadığı, bu nedenle ayrıca 6136 sayılı Kanun"un 15/4. maddesi uyarınca cezalandırılamayacağının gözetilmemesinde,
2- Kabule göre de, Gaziantep (kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 16/10/2009 tarihli kararı ile sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle artık 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin geçerli olduğu ve aynı maddenin 8. fıkrasına göre sanığın 5 yıllık denetim süresine tabi bulunduğu gözetilmeksizin, sanığın 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun’un 40. maddesi ile değiştirilen 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddesi gereğince haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen çocuklar açısından belirlenen 3 yıllık denetimli serbestlik tedbiri süresine tâbi tutulmasına karar verilmesinde,
İsabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 30.01.2019 gün ve 2018-1506 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.02.2019 gün ve KYB/2019-13636 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
I- Kanun yararına bozmaya konu ihbarnamenin (1) numaralı bendi yönünden yapılan incelemede;
6136 sayılı Yasanın 15/4. maddesinde tanımlanan suçun tehlike suçu olması ve “taşınması ve bulundurulması yasak olmayan bıçak ve diğer aletlerin bir suçta kullanılmaksızın sırf saldırı amacıyla taşınması halinde oluşacağının” belirtilmesi karşısında, 6136 sayılı Yasanın 4. maddesi kapsamında yasak niteliği haiz bıçaklardan olmayan suça konu bıçağın kasten yaralama suçunda kullanıldığı ve hükümlünün yaralama suçundan da mahkum olduğu anlaşıldığından "sırf saldırıda kullanmak amacıyla taşıma" suçunun unsurunun oluşmadığı bu nedenle ayrıca 6136 sayılı Yasanın 15/4. maddesi uyarınca cezalandırılamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı"nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden; Gaziantep (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 16.10.2009 gün, 2009/69-983 esas-karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nın 309/4-d.maddesi gereğince BOZULMASINA, fiilin kanunda suç olarak tanımlanmaması nedeniyle sanık hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan CMK.nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine, hükmedilen cezanın infaz edilmemesine,
II- Kanun yararına bozmaya konu ihbarnamenin (2) numaralı bendi yönünden yapılan incelemede;
Kasten yaralama suçundan kurulan hükümde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 231/5.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde anılan Kanun"un 231/8. maddesi gereğince sanığın 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına karar verilmesi gerekirken 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu"nun 23. maddeleri uyarınca çocuklar için öngörülen 3 yıl denetim süresine tâbi tutulmasına karar verilmesi ,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı"nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden; Gaziantep (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 16.10.2009 gün, 2009/69-983 esas-karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nın 309/4-c maddesi uyarınca aleyhe tesir etmemek ve yeniden yargılama yapılmamak üzere BOZULMASINA, kasten yaralama suçundan kurulan hükmün denetim süresi belirlenmesine ilişkin paragrafından “3 yıl” ibaresinin çıkatılarak yerine “5 yıl” ibaresinin eklenmesine, hükmün diğer kısımlarının aynen bırakılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na TEVDİİNE, 09.01.2020 tarihinde 1 no.lu bozma nedeni yönünden oyçokluğuyla, 2 no.lu bozma yönünden oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
6136 sayılı Kanun"un 15/4. maddesinde aynı Kanun"un 4. maddesinin 3. fıkrasında kalan ve bizatihi taşınması yasak olmayan "yalnız sporda kullanılan yivli ateşsiz silahlar ve mermileri ile yivsiz tüfekler ve mermilerinin, ev gereçlerinden olan veya tababet, sanayi, tarım, spor için kullanılan aletlerle bir meslek veya sanatın icrası için gerekli bıçak, şiş, raspa ve benzerlerini" hal ve şartlara göre sırf saldırı amacıyla taşımak eylemi yaptırım altına alınmıştır. Bu maddenin uygulanması için taşınan eşyanın 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmaması ve ancak bunların somut bir saldırı gerçekleştirmek amacıyla taşınması gereklidir. Sayın çoğunluk ile ayrıldığımız konu ise; somut saldırının gerçekleşmesi ve sanığa yaralama suçundan verilen cezanın TCK.nın 86/3-e maddesi uyarınca arttırılması durumunda, ayrıca 6136 sayılı Kanunun 15/4. maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmesi gerekip gerekmediğine ilişkindir.
6136 sayılı Kanun"un 15. maddesine 4. fıkranın eklenmesine yönelik 5728 sayılı Yasa"nın 158. maddesinin gerekçesinde bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak kanun koyucunun, her ne kadar aynı kanunun 4. maddesindeki yasa kapsamında olmasa da saldırıda kullanılması halinde aynı zararı doğurabilecek nitelikteki aletlerin sırf saldırı amacıyla taşınması halinde oluşan tehlikeyi önlemeye yönelik olarak bu hükmü ihdas ettiği anlaşılmaktadır. Bu fıkrada düzenlenen suçun bu nedenle salt tehlike suçu olduğunda kuşku yoktur. Tehlike suçlarında yasaklanan yani istenilmeyen sonucun meydana gelmesi halinde, tek eylemle hem tehlike suçu hem de zarar suçu gerçekleştiğinde TCK. nın 44. maddesi yollamasıyla daha ağır cezayı gerektiren suçtan mahkumiyet kararı verilmektedir. Örneğin; genel güvenliğin tehlikeye sokulması için ateş edilmesi halinde yaralama, taksirle trafik güvenliğinin tehlikeye sokulduğu durumda taksirle yaralama sonucunun doğduğu hallerde, tek eylemle iki ayrı suç işlendiği için ağır olan suçtan hüküm kurulacaktır. Dava konusu olayda ise 6136 sayılı Kanun"un 15/4. maddesi kapsamında silah taşımak eylemi aynı zamanda yaralama suçunu oluşturmamakta yani tek fiil ile iki ayrı suç işlenmemekte, hareket ve sonuçları farklı iki ayrı fiil ve iki ayrı fiilin oluşturduğu iki ayrı suç söz konusudur. Yaralama suçunun 6136 sayılı Kanun"un 15/1 veya 15/4 kapsamında kalan bir silahla işlendiğine bakılmaksızın yaralama suçundan verilen ceza TCK.nın 86/3-e maddesi uyarınca arttırılmaktadır. Bu açıklamalar ışığında iki ayrı fiilin iki ayrı suçu oluşturması nedeniyle verilen mahkumiyet hükmünün isabetli olduğunu düşündüğümden 1 no"lu bozma gerekçesine iştirak etmiyorum. 09.01.2020