13. Hukuk Dairesi 2015/42929 E. , 2017/5071 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmasız, davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat... ile davacı vekili avukat ..."in gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılarla 7 nolu parseldeki 12 nolu villanın satışına ilişkin protokol düzenlediklerini, tapu devrinin de verildiğini ancak davalıların içindeki kiracının protokolde kararlaştırılan 30.8.2013 tarihinde tahliye etmediği gerekçesi ile bakiye 50.000 dolar satış bedelini ödemediklerini, oysa 9.9.2013 tarihinde tahliye edildiğini ileri sürerek, protokoldeki ceza şartının geçersiz olduğundan iptali ile 50.000 dolar bedelin yasal faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalılar, protokol ile kararlaştırılan tarihte tahliye gerçekleşmediğinden 50.000 doların ödenmediğini, kiracı ile temasa geçilip maddi menfaat temin edilerek tahliyenin 11.9.2013 tarihinde gerçekleştirildiğini ve zarara uğradıklarını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 25.000 doların fiili ödeme tarihindeki satış kuru üzerinden Türk parası olarak davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalı ile imzalanan tarihsiz protokol hükümlerine göre kiracının tahliyeyi gerçekleştirdiğini bu nedenle kararlaştırılan satış bedeli bakiyesine ilişkin cezai şartın geçersiz olduğunu ileri sürerek satış bedeli bakiyesi 50.000 doların ödetilmesi isteği ile eldeki davayı açmıştır. Davalılar, davacının protokol hükümlerine göre iki türlü tahliye tarihinin karalaştırıldığını, ancak kiracının 30.8.2013 tarihinde tahliye etmeyince, kiracı ile temasa geçilerek kendisine maddi menfaat temin edildiğini, 50.000 doların kiracıya ödendiğini ve bu şekilde tahliyeyi sağladıklarını, tahliye tarihi 11.9.2013 tarihine kadar otelde kalmak zorunda kaldıklarını ve zarara uğradıklarını bu nedenle bakiye satış bedelinin ödeme koşullarının oluşmadığını savunmuş ve mahkemece de, kiracının 30.8.2013 tarihine kadar tahliye etmemesi halinde satış bedeli bakiyesinin ödenmeyeceğine ilişkin olan kararlaştırmanın ceza-i şart niteliğinde olduğu ve tenkis edilmesi gerektiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
Davacı ile davalı arasında düzenlenen tarihsiz “ satış protokolü “ başlıklı belgede ; 12 nolu villanın satışının 18.4.2013 tarihinde gerçekleşeceği açıklandıktan sonra, 3. maddesinde, kiracı ...nin 28.2.2014 tarihinde taşınmazı tahliye edeceğine dair tahliye taahhüdünü satıcı davacının alıcı davalılara teslim edeceği, 4. maddesinde, alıcı davalıların satış bedelinden 50.000 dolar bloke tutarak satıcıya ödenmeyeceği, bu tutar, kiracının 30 ağustos 2013 tarihine kadar gayrimenkulü tahliye etmesi halinde satıcıya defaten ödeneceği, ancak söz konusu tahliyenin 30 ağustos 2013 tarihine kadar gerçekleşmemesi halinde herhangi bir ödeme yapılmayacağının kararlaştırıldığı, 22.4.2013 tarihinde tapu ferağının davalılara verildiği, 11.9.2013 tarihli tutanakla da kiracı tarafından davalılara taşınmazın teslim edildiği tüm dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır.
Yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, taraflar arasında düzenlenen protokol ile, tarafların karşılıklı olarak alacak ve borçlarının tesbit edildiği yani karşılıklı olarak hak ve yükümlülüklerin belirlendiği ve anılan protokole göre, kiracı tarafından protokolün 4. maddesinde kararlaştırılan 30.8.2013 tarihinde taşınmazı tahliye etmediği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, alıcı davalılar tarafından bakiye satış bedelinin ödenip ödenmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Yukarıda hükümleri açıklanan tarihsiz protokolün 4. maddesindeki düzenlemenin esasen tapu devrinin verilmesi ile satış hukuki ilişkisinden ayrı olarak satış bedeli bakiyesinin ödenmesinin şarta bağlandığı yani kiracı tarafından 30.8.2013 tarihinde tahliyenin gerçekleşmesi halinde ödeneceğinin aksi halde ödeme yapılmayacağının kabulü gerekir. O halde anılan tarihte yani 30.8.2013 tarihinde tahliye gerçekleşmediğine yani protokolde kararlaştırılan şart gerçekleşmediğine göre, alıcı davalıların 50.000 doları ödeme yükümlülüklerinin bulunmadığının kabulü gerekir. Mahkemece, yanlış değerlendirme ile bu düzenlemenin cezai şart olarak kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 1480,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, aşağıda dökümü yazılı 3,70 TL. kalan harcın davacıdan alınmasına, peşin alınan 865,00 TL harcın istek halinde davalılara iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.