11. Hukuk Dairesi 2017/81 E. , 2018/5977 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.06.2016 tarih ve 2013/458-2016/545 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı ve davalı vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki 22/02/2012 Tarih H-63 ve H-64 nolu sözleşmeler gereği, iş makinesi, tekstil ürünleri ve diğer malzemelerin, davacı tarafından Türkiye’den ...’a taşındığını, toplam nakliye bedelinin 25.500 USD olduğunu, nakliye bedellerinin sözleşmede kararlaştırılan şekilde ödenmediğini, araçların ve kullanıcılarının 26 gün boyunca Kırgızistan’da beklemek zorunda kaldığını, davacının konaklama v.s. giderler için 7.800 USD harcama yaptığını, ödeme yapılmaması sebebiyle ihtarname keşide edildiğini, davalının 14.000 USD ödeme yaptığını, bakiye nakliye bedeli 11.500 USD ve 7.800 USD ‘nin TL karşılığı 36.747 TL ‘nin ödenmesi için ... 9. İcra Müdürlüğünün 2012/18351 Esas sayılı dosyasından yapılan takibe haksız itirazla takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ve takibin devamı ile alacağın %40"ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşme ile taşıma süresinin 14 gün +/- 2 gün olarak belirlendiğini, taşımanın 33 günde yapıldığını, gecikme nedeniyle yükleri bekleyen firmanın navlun bedelini ödemediğini ve davalının toplam 53.585 USD navlun bedelini ceza olarak ödemek zorunda kaldığını, ödemelerin tahsilat ve tediye makbuzları ile yapıldığını, konaklama v.s. giderlerin, sözleşmeye göre tutanağa bağlanması ve makbuz asıllarının ibrazı şartına bağlı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının gecikmeli de olsa edimini yerine getirdiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, davalının sunduğu 28/02/2012 tarihli tahsilat makbuzunda 16.430 USD, 05/04/2012 tarihli tediye makbuzunda 5.000 USD ödeme göründüğü, davacının 14.430 USD ve 1.000 TL"lik ödemeyi kabul etmişse de, 28/02/2012 tarihli tahsilat makbuzunda 14.430 USD çekin yanında 2.000 USD lik ödemenin yer aldığı, 05/04/2012 tarihli tediye makbuzu altında dava dışı Hasan Hüseyin Barışkan’ın imzasının bulunduğu, bu şahısla davacının ilgisi olmadığı savunulmuşsa da, uyuşmazlık konusu olmayan çeki teslim alan kişi olduğu, dolayısıyla davacının çalışanı konumunda olduğu, çeki teslim alan kişinin
davacı adına hareket ettiği kabulü ile 05/04/2012 tarihli tediye makbuzunu da imzaladığının anlaşıldığı, davacıya toplam yapılan ödeme miktarının (1.000 TL (570 USD) + 16.430 USD + 5.000 USD) 22.000 USD olduğu, taşıma ücretinden ödenen miktar düşüldüğünde, bakiye alacağın 3.500 USD olduğu, takip tarihindeki 1.80 TL lik kura göre 6.300 TL olduğunun anlaşıldığı, 29/05/2012 tarihinde tebliğ edilen ihtarname gereği faiz başlangıcı 06/06/2012 olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ... 9. İcra Müdürlüğünün 2012/18351 Esas sayılı takip dosyasındaki itirazın iptaline, asıl alacak 6.300 TL üzerinden devamına, bu alacağa 06/06/2012 tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır. Davacı vekili, 07.05.2015 tarihli duruşmadaki beyanlarında, davalı şirketin ticari defterlerine dayanmış, davalı asil ve vekiline HMK 222/5.md. ihtarını içerir davetiyeler tebliğ edilmesine rağmen, davalı taraf ticari defterlerini ibrazdan kaçınmıştır. Bu halde, kural olarak, davacı taraf, iddiasını ispat etmiştir. Uyuşmazlıkta geriye, ne kadar bedelin ödendiğinin tespiti gerekmektedir. Mahkemece, yazılı şekilde hüküm kurulmuşsa da, uyuşmazlık konusu olmayan çekin dava dışı kişi tarafından teslim alınması, teslim alan kişinin davacının çalışanı olduğuna ve davacı adına hareket ettiğine yeter sebep teşkil etmeyecektir. Bu nedenle, dava dışı ...’ın davacı adına tahsile yetkili olup olmadığı değerlendirilmeden karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, 6100 sayılı HMK"nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Bu nedenle, anılan Anayasa ve kanun hükümleri nazara alınmadan, dava dilekçesinde talep edilen konaklama gideri hakkında herhangi bir gerekçe yazılmadan reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, icra inkar tazminatı talebinde de bulunulduğu halde, Mahkemece bu konuda olumlu - olumsuz bir karar verilmemesi de doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin borç miktarına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin borç miktarına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 03/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.