3. Hukuk Dairesi 2017/15110 E. , 2018/3907 K.
"İçtihat Metni"Davacı ... ile davalı ... aralarındaki menfi tespit davasına dair ... 10.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21/01/2016 günlü ve 2015/500 E.- K. 2016/13 sayılı hükmün Bozulması hakkında dairece verilen 15/05/2017 günlü ve 2017/12080 E.- K. 20174/7226 sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; davalı tarafından, müvekkili olan davacı aleyhine, murise ait olduğu ileri sürülen banka hesabından para çekildiği iddiası ile ve bu paranın tahsili amacı ile icra takibi yapıldığını, davacının, davalının babası ile 2007 yılından itibaren birlikte yaşamaya başladığını ve onun hastanede öldüğü 06/12/2012 tarihine kadar her türlü bakım ve iaşesini yaptığını, tüm masraflarını karşıladığını, muris...ile davacının Bahçelievler"de... Şubesine birlikte hesap açtıklarını ve bu hesabı zaman zaman birlikte, zaman zaman da tek olarak kullandıklarını, davacının biriktirdiği paraları müşterek hesaba yatırdığını ve bu hesabından müteveffanın ölümüne kadar tüm masraflarını yaptığını, bu nedenle de yapılan takibin haksız olduğunu beyan ederek, davacının aleyhine yapılan bu takip nedeni ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; davacı tarafından bankadaki hesabın çekilmesi suretiyle tamamen boşaltılarak kapatıldığını, ortak hesaplardaki paranın tamamı murise ait olduğundan, bu paranın terekeye dahil edilebilmesi adına davacı aleyhine icra takibine başlanıldığını, ortak hesaptaki payların aksi ispat edilmedikçe taraflar arasında eşit olduğunu, ancak hesaplardaki tüm paranın murise ait olduğundan ve davacı tarafından bu hesaplara yatırılan herhangi bir meblağda bulunmadığından davacı ile murisin paylarının eşit olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; gerek ortak hesaptaki para gerekse murisin kendi hesabındaki paranın davacı tarafça murisin ölümünden önce çekildiği ve bir kısmının davacının kendi hesabına aktarıldığının banka kayıtları ile sabit olduğu, murisin de, paraların çekildiği tarihten sonra, 06/12/2012 tarihinde öldüğü gözönüne alındığında, ölümünden önce davacı tarafından yapılan bu işlemlerin kötü niyetle yapıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.02.2015 tarih, 2015/589 esas, 2015/2838 karar sayılı ilamıyla; "muris ile davacı adına açılan ortak hesaplarda davacının tek başına hareket ve tasarruf etme hakkı bulunduğu, hesaplar üzerindeki muris ile eşit hakka sahip olduğu , bu nedenle kendi payına isabet eden
miktarlar nedeniyle davalı tarafa borçlu olmadığı, ancak murisin payına isabet eden miktar yönünden murisin vekili olarak hareket ettiğinin kabulü zorunlu olduğundan ve murise sağlığında çekilen paralarla bir takım harcamalar yaptığı iddia edildiğinden, bu konuda davacının vekil olarak hesap verme yükümlülüğü bulunduğu da gözetilerek bu konudaki delillerin toplanarak varılacak sonuca göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davanın tümden reddi" doğru görülmediği” belirtilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2017/12080 esas 2017/7226 karar sayılı 15/05/2017 tarihli ilamıyla;
“1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre,davacının tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-....O halde mahkemece; HMK"nun 26.maddesinde belirtilen taleple bağlılık ilkesine dikkat edilmeden yanılgılı değerlendirme ile yukarıda yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Davacı vekili, daire ilamına karşı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının sair karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, icra takibinde talep edilen miktarda borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, yargılama sırasında takip konusu borcun fer"ileri ile birlikte ödenmek zorunda kalındığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
İİK.nun 72/6.maddesi hükmünce, menfi tespit davasının açılmasından sonra yargılama sürecinde borç ödenmiş ise ıslaha dahi gerek olmaksızın davacının talebi üzerine davaya istirdat davası olarak devam olunur.
Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından yargılama sırasında icra takip dosyasına tüm ferileriyle birlikte ödemede bulunulduğu, davacı vekili tarafından 21/01/2016 tarihli celsede ödenen paranın iadesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece; davacının kendi payına isabet eden miktar nedeniyle istirdat talep edebileceğinden, dosyanın uzman bilirkişiye tevdi ile davacının icra takibi nedeniyle ödediği tüm meblağdan istirdatı gereken miktarın tespit edilmesi ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairece verilen önceki bozma ilamının kaldırılarak mahkeme hükmünün açıklanan bu değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/12080 esas 2017/7226 karar sayılı 15/05/2017 tarihli bozma ilamının kaldırılarak mahalli mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 12/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.