13. Hukuk Dairesi 2015/40180 E. , 2017/4905 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın mreddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirket ile aralarında komisyon sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca davalının satın alacağı uygun bir gayrimenkulü bulmak ve bunun için gerekli faaliyetlerde bulunmak suretiyle satım sözleşmesinin kurulmasına aracılık etme işini üstlendiklerini, sözleşme gereğince ..., ... 192 pafta 3182 ada, 47, 48, 55 parselde bulunan gayrimenkullerin alım-satımı için mülk sahipleriyle davalı şirket arasında imzalanan sözleşmeye aracılık ettiklerini, sözleşme hükümleri gereğince alıcı, danışman tarafından kendisine gösterilen gayrimenkulleri, danışmanı devre dışı bırakarak satın alması durumunda komisyon ücretinin tamamını ve aynı miktardaki cezai şartı ödemeyi taahhüt ettiğini, sözleşmenin ilgili hükümleri gereğince 400.000,00 USD talep haklarının doğduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.524,00 USD karşılığı 10.000 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, birleşen davada ise ana davaya konu sözleşme kapsamındaki hizmetin davalılara verildiğini, davalıların kendilerine borçlarını ödemediğini belirterek sonuçta, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.524 Dolar karşılığı 10.000 TL alacağın faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, HMK.109/2.maddesi uyarınca, talep konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı, somut olayda, davacının sözleşmeye göre alacağını hesaplayabilecek durumda olmasına rağmen kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığından asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kısmi alacak istemine ilişkindir. Kural olarak alacaklı, alacağının tümü için dava açmak zorunda olmayıp, alacağının belli bir bölümünü dava konusu yapabilir. Zira; hiç kimse kendi lehine olan davayı (tam dava) açmaya zorlanamaz.(HMK m.24/2) Bu bağlamda davacının alacağının şimdilik belli bir kesimi için açtığı davaya, kısmi dava denilir. Kısmi dava 6100 sayılı HMK"nun 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrasında; "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir" denilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında yer alan "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz.” düzenlemesi ise 11.04.2015 tarihli, 29323 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 01.04.2015 tarihli 6644 numaralı Yargıtay Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"un 4. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Usul kanunlarının yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren meydana gelen olaylara uygulanmasına derhal (hemen) uygulama ilkesi adı verilmektedir. Derhal uygulama ilkesi gereğince yeni kanun, yürürlüğe girdikten sonraki olay ve işlemlere uygulanmaktadır ve geçmişe yürümemektedir. Hukuk yargılamasında, kanun değişikliklerinde ilke "derhal uygulama" dır. Bu ana kurala bağlı kalınarak, eski kanun zamanındaki usul işlemleri, eski kanuna göre sonuçlanmalı, sonuçlanmamış işlemlere ise yeni kanun uygulanarak sonuçlandırılmalıdır. Bu ilkeler gözetilerek somut olaya bakıldığında; karar tarihi itibariyle mahkemenin dayandığı HMK"nun 109/2 maddesi yürürlükten kaldırılmış olup, derhal uygulama ilkesi gereğince eldeki davada da uygulama olanağı kalmamıştır. Hal böyle olunca mahkemece davanın esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 2. bentte gösterilen nedenle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.