4. Hukuk Dairesi 2016/1505 E. , 2017/6948 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 24/04/2014 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/10/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.Dava, haksız şikâyet nedeniyle kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.Davacı, davalının 2009 yılında ... Ltd. Şti."nde mühendis olarak çalıştığını, 2009 yılı Eylül ayı ücretinin bir kısmı ile ... ... ve ... ayındaki kısmi çalışması karşılığı ücretini alamadığını iddia ederek sahte bordro düzenleme suçundan hakkında şikayetçi olduğunu,... 2. ASCM 2011/406 E sayılı dosyasından açılan kamu davası sonucu bordrodaki imzanın davalının eli ürünü olduğu tespit edildiğinden beraatine karar verildiğini, davalı hakkında da iftira suçundan gereğinin ifası için savcılığa müzekkere yazıldığını, kesinleşen ceza mahkemesi ilamı ile sahteliği ileri sürülen imzanın davalının eli ürünü olduğunun ortaya çıktığını, davalının kasıtlı bir şekilde hakkında suç duyurusu yaptığını, yüz kızartıcı suç isnadından dolayı manevi şahsiyetinin zarara uğradığını belirterek manevi tazminat istemiştir.
Davalı, davacının şahsına karşı şikayetçi olmadığını,...Ltd. Şti. yetkililerini şikayet ettiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Mahkemece, Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesinden alınan raporda şikayet konusu olan imzanın davalının eli ürünü olduğu, bu sebeple davacının haksız yere... 2. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılandığı ve sonuçta beraat ettiği anlaşıldığından olayın haksız şikayet niteliğinde olduğu sonucuna varıldığı ve şikayet hakkının kötüye kullanıldığı gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Şikayet hakkı, diğer bir deyişle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasınıvecezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptirler.Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25. maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, TBK"nın 58. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikâyet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikâyeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikâyet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikâyetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
Dava konusu olayda; davacının olay tarihinde dava dışı ... Ltd. Şti.’nin ortağı olduğu, davalı tarafından Savcılık makamına yapılan şikayet sonucunda bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve maaş bordrosunda bulunan imzanın davalıya ait olmadığının tespiti ile şüpheli hakkında ...2. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 2011/406 Esas sayılı dava dosyasında Özel Belgede Sahtecilik suçlamasıyla ceza davasının açıldığı ve bu ceza davasında alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre; ... Ltd. Şti."ne ait eylül 2009 tarihli bordroda imzanın ... elinden çıktığı, bu sebeple şikayetin yerinde olmadığından sanığın beraatine karar verildiği, yine davalı tarafından dava konusu olayla ilgili olan, ... 4. İş Mahkemesi’nin 2010/163 E, 2012/191 K sayılı dosyasında davacı ..., davalı ...Ltd. Şti. hakkında ücret alacağı davasının kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.Şu durumda, Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapılan şikayet sonucunda kamu davası açılmasında yeterli delil ve emare görülerek Özel Belgede Sahtecilik suçlaması ile ceza davası açıldığı nazara alındığında davalının şikayetçi olmasında az da olsa bir takım emareler bulunduğu anlaşılmakla, şikayetin olağan kuşku üzerine somut emarelere dayandırılarak yapıldığı kabulü ile istemin tümden reddi gerekirken, şikayetin haksız olduğundan bahisle istemin kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 08/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.