1. Hukuk Dairesi 2015/9571 E. , 2018/9021 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL -BEDELİN TAHSİLİ
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil -Bedelin tahsili davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi,Tetkik Hâkimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı taktirde bedelin tahsili isteklerine ilişkindir.
Davacı, elbirliği mülkiyetine tabi 141 ada 4 parsel sayılı taşınmazın hissedarlarından olup bulunduğu bölgede TOKİ tarafından yapılan kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında taşınmazın satışı konusunda davalı ... ’e vekaletname verdiğini, davalı vekilin taşınmazı kardeşinin kızı olan davalı ...’ye satış göstermek suretiyle gerçek değerinin altında ve muvazaalı olarak temlik ettiğini, davalı ...’nin diğer hissedarların da payını alarak TOKİ ile ev karşılığında anlaştığını, yaşlı ve gözlerinin göremeyecek derecede rahatsız olmasından faydalanan davalının satış bedelini ödemediğini, aşamalardaki beyanında; 1995 tarihli vekaletnamenin çekişme konusu taşınmazın kiraya verilmesi amacıyla düzenlendiğini, daha sonra da TOKİ ile yapılacak kentsel dönüşüm projesi kapsamında hissedarı olduğu taşınmazdan hissesine düşecek konut metrekare birim fiyatı karşılığını almak için yeniden vekaletname verdiğini, ancak temlike dayanak vekalette satış yetkisi de olduğundan davalı vekilin bu yetkiyi kötüye kullandığını, davalı ...’nin de iyiniyetli olmayıp davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini ileri sürerek davalı ... adına tescil edilen taşınmazın satışının iptaline olmadığı taktirde TOKİ ile yapılan sözleşme gereğince konut metrekare fiyatı üzerinden hesaplanan ve payına isabet eden bedelin ödenmesine karar verilmesini istemiş, duruşmadaki beyanında; taşınmazdaki yerini vermediğini geri istediğini belirtmiştir.
Davalı ..., davacının kendi iradesiyle vekalet verdiği vekalete istinaden dava konusu işlemin yapılmış olup kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, resmi şekilde yapılan satış işleminin de geçerli olduğunu, dava dışı paydaşın şikayetçi olması üzerine hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, tapu müdürlüğü nezdinde yapılan incelemede müfettiş raporunda da yapılan satışta usule aykırı bir yön olmadığının tespit edildiğini, davacının satış bedelini aldığını, zira davacıya 10.000-Tl ödediğini, davalı ...’nin yeğeni olduğunu, işlem yapılırken tapu müdürlüğü görevlilerince teyit için telefon görüşmesi yapıldığını ve davacının satışa onay verdiğini; aşamalardaki beyanında, dava konusu taşınmazda bir kısım hissedarların yerlerini hibe ettiklerini, bir kısım hissedarların da bedeli mukabilinde hisselerini devrettiklerini, davacının bu yeri bedeli mukabilinde devrettiğini, kendisine 1995 yılında 10.000 TL para ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; davacının kendi iradesiyle diğer davalıya vekalet verdiğini, yapılan satış işleminin geçerli olduğunu, iyiniyetli olup davada kendisine husumet yöneltilemeyeceğini; aşamalardaki beyanında, bu yeri vekil amcası ...’tan herhangi bir bedel ödemeden aldığını, bu yerin dededen kalma bir yer olup bir kısım mirasçıların dava konusu yerdeki miras hisselerini kendisine bedelsiz olarak devrettiklerini, davacının da bedelsiz olarak devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; çekişme konusu taşınmazın elbirliği mülkiyetine tabi olup davacı, davacı tanığı ..., davalı ... ve bunlardan hariç dava dışı hissedarlardan on kişinin hisselerini 15.12.2011 tarihli resmi satış senedi ile davalı ...ye devrettikleri, mirasçılar arasında miras payının devrinin mümkün olduğu, davacının payının da vekaleten davalı ...’ye satış işleminin geçerli olduğu ve iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle iptal tescil ve bedelin tahsiline ilişkin terditli isteklerin reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının da hissedar olduğu çekişme konusu 141 ada 4 parsel sayılı 443 m3 avlulu kargir ev vasıflı taşınmazın elbirliği mülkiyetine tabi olup davacının bu taşınmazdaki hissesinin tamamının 24.08.1995 tarihli satış yetkisi içeren vekaletnameye istinaden vekili davalı ... tarafından diğer davalı ...’ye 15.12.2011 tarihinde satış yolu ile temlik edildiği, vekilin aynı işlemle başkaca hissedarların da paylarını vekaleten davalı ...’ye devrettiği, davacının, vekil ...’a, çekişme konusu taşınmazdaki hissesini dava dışı ...’ye satmak üzere özel yetki içeren 28.11.2011 tarihli ikinci bir vekaletname verdiği ancak satış işleminde 24.08.1995 tarihli ilk vekaletnamenin kullanıldığı, davalı ...’nin davalı vekil ...’ın yeğeni olduğu anlaşılmaktadır.
6098 s. Türk Borçlar Kanunu"nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. (818 s. Borçlar Kanunu"nun (BK) 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir (TBK"nin 504/1). Sözleşmede vekâletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK"de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK"de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekâlet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekâlet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK"nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
Somut olaya gelince, davacının, elbirliği mülkiyetine tabi çekişme konusu taşınmazdaki hissesinin, dava dışı ...’ye satılması konusunda özel yetki içeren 28.11.2011 tarihli ikinci bir vekaletname ile davalı vekil ...’ı yetkili kıldığı halde, hissesinin 24.08.1995 tarihli genel satış yetkisi içeren ilk vekalete istinaden davalı ...’ye 15.12.2011 tarihinde satış suretiyle temlik edildiği, vekil edenin iradesinin açıkça taşınmazın temlikinin davalı ...’ye olmayıp dava dışı ...’ye yapılması yönünde olduğu, sonraki tarihli ve özel satış yetkisi içeren vekaletname yerine genel satış yetkisi içeren önceki vekaletnamenin kullanılarak davacının çekişme konusu taşınmazdaki hissesinin davalı ...’ye devrinde vekalet görevinin kötüye kullanıldığı açıktır.
Öte yandan, davacı ..., davalı vekil Kıyas ve davalı ...’nin yakın akraba olmaları, davalı ...’nin çekişme konusu taşınmazdaki davacı hissesinin bedelsiz olarak kendisine devredildiği yönündeki kabul ve beyanı, davalı ...’ın da müfettiş incelemesinde vermiş olduğu ifadede, davacıya ait hisseyi bedelsiz olarak diğer davalıya devrettiğini beyan etmesi karşısında, davalı vekil ile davalı ...’nin el ve işbirliği içinde hareket ederek davacıyı zararlandırdıkları, davalı ...’nin, vekilin vekalet görevinin kötüye kullandığını bilen ve bilmesi gereken durumunda olduğu açıktır.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12/04/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY-
Dava vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali tescil olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
Davalı, Vekil ..., diğer davalı ..."nin ağabeyinin yetim çocuğu olduğunu, evi bulunmadığından davacının isteği doğrultusunda davacı payını davalıya devrettiğini, davalı ..."de davacının “siz benim kardeşimin emanetisiniz” diyerek davacının payını bedelsiz devrettiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Çekişme konusu 4 nolu parsel elbirliği mülkiyetine tabi olarak birçok kişi adına kayıtlı iken ortaklardan birçoğunun miras paylarını 15.12.2011 tarihinde satış suretiyle davalı ..."ye temlik ettikleri, davacının payının davalı vekil ... vasıtası ile devredildiği sabittir.
Bilindiği ve HMK"nun 190., TMK"nın 6. maddelerinde düzenlendiği üzere herkes iddiasını ispatla mükelleftir.
Somut olayda, davacı tanığı olarak dinlenen ... davacının yeğeni davalının kuzenidir.
Dava tarihinden önce ... davalılar hakkında tehditten dolayı şikayette bulunmuş, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
Yine yargılama aşamasında ... davalıların kendisine şiddet uyguladıklarını ileri sürerek, 6284 sayılı Yasa uyarınca ... 4. Aile Mahkemesine tedbir kararı verilmesi isteğiyle başvurmuş, mahkemece de tedbir kararı verilmiştir.
... ile davalılar arasında husumet olduğu açıktır. Dolayası ile tanığın yansız beyanda bulunması düşünülemez.
Bu açıklamalardan sonra, davacının iddiasını usulünce kanıtladığı söylenemez. Bu durumda, davanın reddine ilişkin kararın onanması düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılamıyoruz.