1. Hukuk Dairesi 2015/9548 E. , 2018/9020 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ve karar verilmesine yer olmadığına ilişkin olarak verilen karar davacılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi,Tetkik Hâkimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan anneleri ...’nin, eşinden intikal eden taşınmazlardaki paylarını ölümünden kısa bir süre önce davalı oğlu ...’e ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle temlik ettiğini, murisin asıl amacının diğer mirasçılardan mal kaçırmak olup işlemin muvazaalı olduğunu ileri sürerek 680, 682, 634, 627, 509, 719, 553, 353, 256, 244, 17, 16, 15, 530, 405, 423, 635 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının miras payları oranında iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişler, davacılar vekili aşamalardaki beyanında, 680,682, 509, 719, 256, 423 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili davalarından feragat ettiklerini bildirmiştir.
Davalı, zamanaşımı definde bulunmuş, dava konusu edilen 680, 682,509, 719,256, 423 parsel sayılı taşınmazların ölünceye kadar bakma aktine konu edilmediğini, bir kısım taşınmazın ise adına kayıtlı olmadığını, tüm mirasçıların dava konusu taşınmazları paylaştıklarını, aradan uzun süre geçtikten sonra dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ölünceye kadar bakma aktinin, murisin ölümünden sekiz yıl önce yapıldığını ve bakım borcunu yerine getirdiğini, adına kayıtlı başkaca taşınmazlar bulunan mirasbırakanın sağlığında bakım borcunun yerine getirilmediğine dair bir dava da açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, feragat edilen 680, 682, 509, 719, 256, 423 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 353, 405, 635, 530, 553, 15, 17, 244 parsel sayılı taşınmazların 9/36’şar, 16 parsel sayılı taşınmazın 180/2880 payının, 627 ve 634 parsel sayılı taşınmazların tamamının muris ... tarafından ... 13. Noterliğinin 1.4.1975 tarih 5263 yevmiye no’lu ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalı oğlu ...’ye temlik edildiği ancak getirtilen kayıtlardan taşınmazların bir kısmının taksim suretiyle davalı adına tescil edildiği, bir kısmının ise dava dışı kişiler adına kayıtlı olduğu, tarafların murisi ...’nin 20.12.1982 tarihinde ölümü üzerine davacılar ve davalı ile birlikte dava dışı kardeşleri ..., 2012’de ölen kardeşleri ...’in eş ve çocukları ile 2005’te ölen ...’nin çocuklarının mirasçı kaldıkları anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir (818 s. Borçlar Kanununun (BK) m. 511). Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer (TBK m. 614, BK m. 514).
Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır (TBK m. 19, BK m. 18). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu"nun 1.4.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda uygulama yeri bulur.
Mirasbırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
Ne var ki, mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca hükme yeterli bir araştırma yapıldığını söyleme olanağı yoktur.
Hâl böyle olunca, çekişme konusu taşınmazların tapu kayıtlarının tüm tedavülleri ile birlikte getirtilerek davalı adına ölünceye kadar bakma sözleşmesi uyarınca mı yoksa başka bir nedenle mi tescil edildiğinin saptanması, temliklerin mirasbırakan tarafından yapıldığı belirlenir ise yukardaki ilkeler uyarınca araştırma yapılması, temlik tarihi itibariyle mirasbırakanın başka taşınmazları olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, var ise kayıtları getirtilerek keşif yapılmak suretiyle değerlerinin saptanması, mirasbırakanın temlikteki amacının duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi; feragat edilen taşınmazlar bakımından feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması da isabetsizdir.
Davacıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.