13. Hukuk Dairesi 2017/5074 E. , 2020/5164 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar tarafından duruşmalı temyiz edilmiş ise de, dava miktar itibariyle duruşmaya tabi olmadığından, bu isteğin reddi ile incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı avukat ... ile arasında İzmir 2. Noterliğinde düzenlenmiş 23.12.2003 tarihli temlikname bulunduğunu, bu temlikname ile ..."nun müvekkilleriyle yapmış olduğu Avukatlık Ücret Sözleşmesi gereği Milli Eğitim Bakanlığı aleyhine açacağı davadan hak edeceği vekalet ücretlerinin bir kısmını ivazlı olarak kendisine temlik ettiğini, davanın açılıp müvekkilleri lehine sonuçlanması üzerine ...’nun bu ilama dayalı olarak İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2005/4856 sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, bu dosyaya 03.07.2007 tarihli dilekçe ile temliknameyi sunduğunu ve temlikname gereğince dosyada alacaklı görünen davalıların çekeceği bedelin onlara değil kendisine ödenmesini istediğini, ancak talebinin kabul ya da reddine karar verilmeksizin davalılara ödeme yapıldığını, alacağının tahsili amacıyla ... aleyhine açtığı alacak davasında davalıların, avukatın ahzu kabz yetkisi olmayan ½’lik kısımdan yani 12.320,00 TL’den sorumlu olduklarının belirlendiğini, bunun üzerine davalılar hakkında başlattığı takibin davalıların haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek; itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, 818 sayılı BK’nun 165. maddesi uyarınca davacının temliknamenin kendilerine bildirildiğini ispat etmesi gerektiğini, ortada usulüne uygun bir temlik olmadığından icra müdürlüğünce kendilerine ödeme yapıldığını, avukatlık ücretinin 20.08.2007 tarihinde avukata ödendiğini savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, bozma üzerine davanın kabulüne, davalıların İzmir 18. İcra Müdürlüğünün 2012/3558 sayılı dosyasına yaptıkları 21.03.2012 tarihli itirazların iptali ile takibin asıl alacak 12.320.66 TL yönünden devamına, 06.03.2012 tarihinden itibaren alacağa yasal faizi uygulanmasına, asıl alacak miktarı üzerinden hesap edilecek % 40 icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-1136 sayılı Avukatlık Kanununun "Yalnız Avukatların Yapabileceği İşler" başlığını taşıyan 35/1.maddesinde göre "Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir". Hükmü temyiz eden davalılardan ... ve ... adına temyiz dilekçesinin davalı ... tarafından imzalandığı, ...’in ... ve ... vekili olduğu, ancak avukat olmadığı anlaşılmaktadır. Avukatlık Kanunu"nun 35/1 maddesi gereğince avukat olmayan ..., mahkeme hükmünü ... ve ... adına temyiz edemeyeceğinden davalılar ... ve ...’ın temyiz isteminin reddi gerekir.
2-Davacı, eldeki dava ile dava dışı ... ile arasındaki 23.12.2003 tarihli temliknameye dayalı olarak 12.320,00 TL’nin davalılardan tahsili amacıyla başlattığı takibe vaki itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalılar, temliğin kendilerine bildirilmediğini ve temlik konusu vekalet ücretini dava dışı avukata ödediklerini savunarak, davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, bozma üzerine davacının temliknamesinin Borçlar Yasasının aradığı koşulda yazılı olduğu, dava dosyasına sunulduğu, davalıların bilgisi dahilinde olmasına rağmen davalıların bu borçlarını temlik eden Av. ..."na ödemelerinin davalıları sorumluluktan kurtarmayacağı, Borçlar Yasası 169. maddesi doğrultusunda davalıların sorumluluklarının devam etmiş sayılacağı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. 818 sayılı BK’nun 165. (TBK’nun 186.) maddesi uyarınca borçlu, alacağın devredildiği, devreden veya devralan tarafından kendisine bildirilmemişse, önceki alacaklıya iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur. Somut olayda, her ne kadar temlikname icra takip dosyasına sunulmuşsa da, davalılara usulüne uygun şekilde bildirildiği iddia ve ispat edilemediğinden davalılara temlikin bildirilmediğinin ve dolayısıyla temlik edene iyiniyetle yaptıkları ödemenin davalıları borçtan kurtaracağının kabulü gerekir. O halde mahkemece, dava konusu temlikin davalılara usulüne uygun olarak bildirilmediği kabul edilerek ve davalıların temlik edene ödeme yaparak borçtan kurtulduklarına ilişkin savunması değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ...’ın temyiz isteminin reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 3. bentte açıklanan nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 181,20 TL harcın istek halinde davalılara iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.