20. Hukuk Dairesi 2016/10239 E. , 2018/6940 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... Yönetimi, ... köyü 250 parsel sayılı 20413 m² yüzölçümlü taşınmazın kesinleşen ... sınırı içinde kaldığı iddiasıyla dava açmış, mahkemece 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, davalı tarafından hüküm temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14/09/2011 gün ve 416 - 7425 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "Anılan maddenin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, bu nedenle mahkemece yargılamaya devam edilerek işin esası hakkında karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parselin tapu kaydının iptali ile ... niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10/09/2013 tarihli ve 2013/3156 E. - 7716 K. sayılı kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma kararında; mahkemece, bozma kararı öncesinde yapılan araştırmaya göre, çekişmeli taşınmazın ... sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmuşsa da; yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; bozma kararı öncesinde alınan ... bilirkişi kurulu raporunda çekişmeli taşınmazın kesinleşen ... kadastro sınırları dışında, 1957 tarihli memleket haritasında ... sayılan yerlerden olduğu, üzerinde kısmen meşe, gürgen, akasya ağaçları bulunduğu ve % 35 eğimli olduğu açıklanmış, ziraat uzmanı tarafından hazırlanan 09.06.2010 tarihli raporun birinci sayfasında ise bir yandan kesif olarak akasya ağaçları ile kaplı olduğundan söz edilirken, aynı sayfada ... emvali, kök ve kalıntısına rastlanmadığı belirtilerek çelişki yaratılmış, gerek ..., gerekse ziraat bilirkişi raporunda taşınmaz üzerindeki ağaçların yaşları, sayıları, taşınmazdaki dağılımı açıklanmamıştır. Bu durumda, mahkemece yetersiz ve çelişkili raporlara dayanılarak karar verildiği anlaşılmaktadır.
O halde; mahkemece yeniden yapılacak keşifte, öncelikle, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile önceki keşifte uygulandığı bildirilen 1957 tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler dava konusu taşınmazlar ile çevresine uygulanıp, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü belirlenmeli, komşu taşınmazlar hakkında ... Yönetimi ve Hazine tarafından aynı iddia ile açılan dava bulunup bulunmadığı araştırılarak, komşu taşınmazlara ait son tapu kayıtları, davalı iseler dava dosyaları getirtilip dosyaya eklenmeli, hem ... hem 2016/10239 - 2018/6940 ziraat uzmanı bilirkişilerden taşınmaz üzerindeki ağaçların yaşları, sayıları, taşınmazdaki dağılımı, eylemli ... olup olmadığı konusunda rapor alınmalı, kesinleşen ... sınırı dışında kalan bir taşınmaz hakkında ... Yönetiminin böyle bir davayı açabilmesi için eylemli ... niteliğinin bulunması gerektiği düşünülmeli, bundan sonra elde edilecek sonuç çerçevesinde karar verilmelidir."" denilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parselin tapu kaydının iptali ile ... niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen ... kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1980 yılında yapılıp kesinleşen ... kadastrosu ve 2. madde uygulaması ile 1987 yılında yapılan genel arazi kadastrosu vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre davanın kabulü yönünde kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, Kadastro Kanununun 36/A maddesinde yer alan kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dâhil, yargılama giderine hükmolunmaz hükmüne rağmen davacı ... idaresi aleyhine harç yüklenmesi doğru değil ise de belirtilen bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hükmün üçüncü bendinin hükümden çıkarılarak yerine ""Harç alınmasına gerek olmadığına"" cümlesinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla HUMK’nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 30/10/2018 günü oy birliği ile karar verildi.