1. Hukuk Dairesi 2015/9060 E. , 2018/8733 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece 1122, 1507, 1945 ve 1828 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine, 1840 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın taraflar ile ilgisi olmaması nedeniyle reddine, 1077,1660 ve 1510 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp, düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanları Hamit Kuş’un, 1077, 1122, 1507, 1840, 1660, 1945, 1510, 1828 parsel sayılı taşınmazlarını mirastan mal kaçırmak amacı ile muvazaalı olarak ve satış göstermek suretiyle davalılara temlik ettiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali adlarına tesciline karar verilmesini istemişler, yargılama aşamasında 21.11.2014 tarihli dilekçeleri ile 1122, 1507, 1945 ve 1828 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davalarından feragat ettiklerini bildirmişlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, 1122, 1507, 1945 ve 1828 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine, 1840 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın taraflar ile ilgisi olmaması nedeniyle reddine, 1077,1660 ve 1510 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği, toplanan delillerden, 1908 doğumlu mirasbırakan ...’un 20.09.1989 tarihinde öldüğü, geriye davacı kızı ..., 1984 yılında ölen kızı ...’den olma davacı torunları ... ve ..., 2013 yılında ölen kızı ...’den olma davacı torunları ..., ..., ..., ..., 1985 yılında ölen torunu ...’den olma davacılar ... ve ..., 2004 yılında ölen kızı ...’den olma davalı torunları ... ve ... ile dava dışı torunlarının kaldıkları, ayrıca murisin kızı ...’in eşi ...’in de davada davacı olarak yer aldığı, çekişme konusu 1077, 1660 , 1510 ve 1840 parsel sayılı taşınmazlar muris ... adına kayıtlı iken 16.12.1988 tarihinde satış yolu ile davalıların babası ...’e temlik edildiği,... tarafından 1007 parsel sayılı taşınmazın 9.8.1996 tarihinde, 1510, 1660 ve 1840 parsel sayılı taşınmazların ise 20.10.2004 tarihinde davalı ...’e satış yolu ile devredildiği, 1510 parsel sayılı taşınmazın 1.9.2009 tarinde davalı ... tarafından diğer davalı ...’e satıldığı, 1840 parsel sayılı taşınmazın ise davalı ... tarafından dava dışı ...’e devredildiği, yargılamanın devamı sırasında dava konusu edilen 1122, 1507, 1945 ve 1828 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davadan feragat edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu"nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu"nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu"nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince; dinlenen davacı tanıkları murisin diğer mirasçılarından mal kaçırmasını gerektirir somut bir olgu ortaya koyamamış, davacı tanıklarından ... davalıların babası ...’in dava konusu taşınmazları alım gücü olduğunu bildirmiş, davalı tanıkları ise dava konusu satış işlemlerinin gerçek olduğu yönünde beyanda bulunmuşlardır.
Toplanan tüm deliller yukarıda açıklanan ilkeler ile birlikte değerledirildiğinde temliklerin gerçek satış olduğu sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davalıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 04/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.