6. Ceza Dairesi 2014/9528 E. , 2017/5122 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : TCK"nın 44, 149/1-a, 35/2, 53/1, 2, 3, 63, 54. maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, mahsubuna, müsaderesine ilişkin
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın hazırlanmasında “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır” ilkesi esas alınmıştır. Dolayısıyla gerçek içtima kuralı benimsenmiştir. Bunun istisnaları “suçların içtimaı” bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı ceza hükmedilecektir. 5237 sayılı suçların içtimaı bölümünde TCK. 42. (bileşik suç), TCK.43. (zincirleme suç) ve TCK.44. (fikri içtima) maddelerine yer verilmiştir. Farklı neviden içtima 5237 sayılı kanunun 44.maddesinde düzenlenmiştir.
Kanun koyucu işlediği bir fiille birden fazla farklı suçu işleyen failin, fiilinin tek olması nedeniyle en ağır ceza ile cezalandırılmasını yeterli görmüştür. Bu şekilde “non bis in idem” kuralı gereğince bir fiilden dolayı kişinin birden fazla cezalandırılmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Bu bağlamda “tek fiil” veya “bir fiil” den ne anlaşılması gerektiğinin değerlendirilmesi gerekir. Doğal anlamda her beden hareketi ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de; hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirilmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabulüdür. Yani fiil ve hareketin tek olması, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliği ifade etmektedir.
Bir kısım suçların işlenmesinde doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuki anlamdaki “tek bir fiil” oluşturmaktadır. 5237 sayılı TCK’nın genel hükümlerinde yer alan fikri içtima kuralı şartların varlığı halinde kural olarak her suç için uygulanabilir. İstisnalar ayrıktır.
Kişi hürriyetinden yoksun kılma suçu 5237 sayılı TCK"nın 109. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suç ile cezalandırılmak istenen husus, bireylerin hareket özgürlüğünü hukuka aykırı bir biçimde kaldırılması ve kısıtlanmasıdır. Suç doğrudan ve dolaylı olarak ve çeşitli araçlar kullanılarak gerçekleştirilebilinir. Sonuç ise mağduru bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması biçiminde kendisini gösterir. Serbest hareketli bir suçtur. Suçun manevi unsuru mağdurun kişisel özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmeyi istemiş ve bilmesini içeren genel kısıttır. Özel kısıt aranmaz.
Öte yandan hürriyeti yoksun kılma suçun oluşabilmesi açısından geçmesi gereken süre konusunda TCK da bir açıklama bulunmamaktadır. Hürriyeti yoksun kılma kavramı açık olmayan bir süreyi zorunlu olarak içerir ve fiil ile sonucun hukuken kabul edilebilecek bir zaman müddetince sürmesini gerektirir. Her olayda hem fail hem de mağdur açısından kişi hürriyetinden yoksun kılma niteliğini taşıyıp taşımadığı hareketlerin ağırlığı, önemi ve ciddiyeti ile hakim tarafından değerlendirilip belirlenmesi gerekir. Yani önceden zaman uzunluğunun belirlenmesi mümkün değildir.
Yağma suçu 5237 sayılı TCK"nın 148-150. maddelerince düzenlenmiştir. Bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslim veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunun oluşturur. Görüldüğü üzere kişi hürriyetinden yoksun kılma suçu, yağma suçunun unsuru olmadığı gibi TCK.nın 44. maddesinde anlamını bulun fikri içtima kuralı içerisinde de ele alınması olanaklı değildir, böyle bir yorumla TCK 61. maddesi içinde değerlendirilerek temel cezadan belirlenemez.
Bir süredir ekonomik sıkıntılar içinde bulunan sanık ..."in, ablası ile aynı muhitte oturan ve ekonomik durumunun iyi olduğunu bildiği mağdur
....ı bir süredir takibe alıp, olay günü ve 09.35 sıralarında kızını kreşe bırakan müşteki ..."ın aracına dönmesini bekledi, katılanın aracına dönüp şoför mahaline oturduğu sırada sanık ..."in aracın diğer kapısını açıp katılanın yanındaki koltuğa oturduğu sırada sanık ..."in aracın diğer kapısını açıp katılanın yanındaki koltuğa oturduğu ve üzerinde taşıdığı bıçağı çıkartıp katılanın göğsüne doğru dayayarak “sür veya çek” dediği, katılanın ise bir anda panikleyerek araçtan inip kumanda ile kapıları kilitlediği, araç içinde kalan sanık ..."in aracın kapısını içeriden açarak dışarıya çıktığı ve katılana “kaçma, buraya gel” dediği, katılanan panikle bağırması üzerine sanığın olay yerinde hızla uzaklaştığının anlaşılması karşısında, sanığın yağma kastı ile gerçekleştirdiği eylem ve davranışlarının tamamının gerçekleşme zaman ve zemin dikkate alındığında, olay ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun oluştuğundan bahsedemeyeceği düşünülmeden, bir birinden bağımsız bu suçlar için ayrıca 5237 sayılı TCK"nın 44. maddesindeki fikri içtima kuralına farklı anlam yükleyerek yazılı şekilde uygulama ile temel ceza tayin olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanı ile katılan ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 20.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.