
Esas No: 2019/3839
Karar No: 2020/5418
Karar Tarihi: 21.10.2020
Cinsel taciz - şantaj - kişisel verilerin kaydedilmesi - verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme - bilişim sistemine girme - Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2019/3839 Esas 2020/5418 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Cinsel taciz, şantaj, kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, bilişim sistemine girme
Hükümler : 1- Cinsel taciz suçundan TCK’nın 105/1, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Şantaj suçundan TCK’nın 107/1, 52/2, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
3- Kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan TCK’nın 135/1, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
4- Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan TCK’nın 136/1, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
5- Bilişim sistemine girme suçundan TCK’nın 243/3, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Cinsel taciz, şantaj, kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve bilişim sistemine girme suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sübuta, savunma hakkının kısıtlandığına, katılan vekilinin sanığın cinsel taciz olarak nitelendirilen eyleminin çocukların cinsel istismarı suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanık ..."ın internet üzerinden tanışarak arkadaş olduğu mağdur ...’yi, görüntülü sohbet yapmaya ikna edip, mağdurun cinsel içerikli çıplak görüntüsünü kaydetmesi biçiminde sübutu kabul edilen eyleminde, müstehcen görüntüyü içeren ürünün üretiminde 13 yaşındaki mağdur çocuğun yer almasından dolayı sanık hakkında TCK"nın 226/3-1. madde, fıkra ve cümlesinde tanımlanan müstehcenlik suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek, yasal ve yeterli olmayan yazılı gerekçelerle TCK’nın 135/1. madde ve fıkrasındaki kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Sanığın, 13 yaşındaki mağdur çocuğun cinsel arzuları tahrik ve istismar eden, toplumun sahip olduğu ortak ar ve haya duygularını, yerleşik edep kurallarını incitici ve genel ahlâka aykırı nitelikteki müstehcen görüntüsünü, facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde yayımlaması biçiminde sübutu kabul edilen eyleminin, TCK"nın 226/5. madde ve fıkrasında tanımlanan müstehcenlik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek, yasal ve yeterli olmayan yazılı gerekçelerle sanık hakkında TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasındaki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
3- Sanığın, mağdura ait MSN adresinin internet şifresini, onun bilgisi ve rızası dışında değiştirerek, mağdurun bilişim sistemindeki hesabına erişimini engellemesi biçiminde sübutu kabul edilen eyleminin, TCK"nın 244/2. madde ve fıkrasında tanımı yapılan sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek, yasal ve yeterli olmayan yazılı gerekçelerle sanık hakkında TCK"nın 243/3. madde ve fıkrasındaki bilişim sistemine girme suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
4- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Temel cezalar belirlenirken, TCK"nın 61/1. madde ve fıkrasında yer alan ölçütler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle aynı Kanunun 3/1. madde ve fıkrası uyarınca işlenen fiillerin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddelerde öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, cinsel taciz, şantaj, kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve bilişim sistemine girme suçlarından temel cezaların asgari hadden tayin edilmesi,
b) Sanığın sübutu kabul edilen şantaj suçunun yasal unsurlarının tarif edildiği TCK"nın 107/2. madde ve fıkrasının, yaptırım yönünden aynı maddenin birinci fıkrasına atıfta bulunmasından dolayı sanık hakkında temel ceza belirlenirken, uygulanan kanun maddesinin, “TCK"nın 107/2. madde ve fıkrası yollamasıyla aynı Kanun"un 107/1. madde ve fıkrası” şeklinde gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle CMK"nın 232/6. madde ve fıkrasına uyulmaması,
c) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38. maddesinin 5. fıkrasının; “Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.” ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 147/1-e madde, fıkra ve bendinin; “Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur... e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir...” hükümleri gereğince susma hakkı bulunan sanık hakkında; cinsel taciz, şantaj, kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve bilişim sistemine girme suçlarından kurulan hükümlerde, “Sanığın suçu inkara yönelen kişilik özellikleri” biçiminde, sanığın suçlamalarla ilgili savunmasının inkara dayandığına dair yasal olmayan yetersiz gerekçeyle sanık hakkında TCK’nın 62. maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi,
d) Sanık istinabe mahkemesince alınan 26.05.2014 ve 06.04.2015 tarihli sorgu ve savunmalarında, mahkumiyet kararı verilmesi halinde, lehe olan yasa hükümlerinin uygulanmasını talep ettiği halde, şantaj suçundan hükmedilen adli para cezasının taksitlendirilmesi talebini de içeren bu istek hakkında bir karar verilmemesi,
e) TCK"nın 6/1-g madde, fıkra ve bendinde ceza kanunlarının uygulanmasında, basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınların anlaşılacağı belirtilmiş olup, sanığın, mağdura ait görüntüyü, 12.05.2011 tarihine kadar, internet üzerinden yayımlayarak, üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren TCK"nın 136/1. madde ve fıkrasındaki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu işlediğinin iddia edilmesi karşısında, sanık hakkında, suç tarihinden sonra, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü gereğince verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
f) T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK"nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK"nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 21.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.