13. Hukuk Dairesi 2015/22188 E. , 2017/12374 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı kurum tarafından yapılan denetim sonucunda taraflar arasında imzalanan sağlık hizmeti satın alma sözleşmesine aykırılıklar tespit edildiği gerekçesiyle davacı hakkında toplam 95.000,00.-TL cezai işlem uygulandığını, bu cezai işlemlere ilişkin gerekçe olarak sağlık hizmeti verilen hastalardan kurumca belirlenen oranlardan fazla ilave ücret alınmasının, taraflar arasında aktedilen sözleşme gereğince taburcu edilen hastalara verilmesi gereken ilave ücreti gösterir belgenin verilmemesinin ve dava dışı ... isimli şahısa uygulanan tedavi işlemlerine ilişkin faturanın gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesinin gösterildiğini, oysa davacı hastane tarafından yapılan tüm işlemlerin mevzuata uygun olduğunu ileri sürerek, davacının davalı kuruma cezai işlem miktarı olan 95.000,00.-TL borçlu olmadığının ve ceza işleminin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile tahsil edilen meblağın yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle tahakkuk ettirilen cezanın doğru olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile, davalı tarafından davacıya uygulanan 11.11.2011 tarih, 20781408 sayılı yazıyla uygulanan cezai işlemin iptaline, 95.000,00 TL"nin 25.01.2012 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı hastanenin 2009 yılı Sağlık HizmetiSatın Alma Sözleşmesinin 3.1.3.1. maddesi gereğince ücretlerin belirlenen oranlarda alındığı, bu nedenle uygulanan cezai işlemin yerinde olmadığı görüşü açıklanmıştır.
Dosya içinde bulunan, davaya konu davalı kurum cezai işlemine esas 28.09.2011 tarih ve 18329430 sayılı yazının incelenmesi neticesinde; davalı kurum tarafından Sağlık Hizmetleri Satın Alma Sözleşmesinin 3.1.3.1 ve 5.1.11 maddeleri gereği 75.000,00.-TL; 3.1.7.2. ve 5.1.10 maddeleri gereği 10.000,00.-TL ve 5.1.1. maddesi gereği 10.000,00.-TL olmak üzere farklı üç ayrı gerekçe ile toplamda 95.000,00.-TL cezai işlem uygulandığı anlaşılmaktadır. Oysa ki, gerek dosya içinde bulunan ve hükme esas alınan 29.11.2014 tarihli bilirkişi raporunda ve gerekse daha önce alınan 12.02.2014, 08.04.2014 ve 15.09.2014 tarihli bilirkişi raporlarında davaya konu edilen cezai işleme sebep bu üç neden hiç tartışılmadığı gibi yanlış değerlendirme sonucu tüm bu raporlar ile cezai işlem sebebi olmayan hastalardan ilave ücret alınması üzerinde durulmuştur. Bu haliyle, hükme esas alınan bilirkişi raporu uygulanan cezai şartın yerinde olup olmadığı hususunda bir tespiti içermediği gibi davalı yan savunmalarını da karşılayacak biçimde açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine de elverişli değildir.
Yine; Mahkemece, yargılama aşamasında dört kez bilirkişi raporu aldırılmış ve 29.11.2014 tarihli bilirkişi raporu mahkemece uygun görüldüğünden davanın kabulüne karar verilmiştir. 12.02.2014, 08.04.2014 ve 15.09.2014 tarihli bilirkişi raporlarında yapılan değerlendirmeler neticesinde sonuç ve özet olarak davacının Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesinin 3.1.3.1. maddesine aykırı olarak hasta yakınlarından özel hizmet adı altında ücret aldığının sabit olduğu, bu nedenle davalı kurum tarafından uygulanan 95.000,00.-TL"lik cezai işlemin yerinde olduğu görüşü ileri sürülmüşken, hükme esas alınan 29.11.2014 tarihli iki sayfadan ibaret rapor ile, yeterli gerekçe ve açıklama gösterilmeksizin aynı bilirkişi heyetince ilk üç rapordaki görüşün aksine uygulanan cezai işlemin yerinde olmadığı görüşü ileri sürülmüş olup; mahkemece alınan bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu anlaşılmıştır. O halde, mahkemece, dava konusu cezai işleme esas üç ayrı gerekçenin etraflıca ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de değerlendirilmek üzere, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, dosya içerisindeki bilirkişi raporları arasındaki çelişkide giderilip sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme nedeniyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.