Abaküs Yazılım
13. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/5895
Karar No: 2020/5080
Karar Tarihi: 24.06.2020

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2017/5895 Esas 2020/5080 Karar Sayılı İlamı

13. Hukuk Dairesi         2017/5895 E.  ,  2020/5080 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar ve davalı ... dışındaki diğer davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

    KARAR

    Davacılar, yargılama sırasında vefat eden davalı ..."un vekili sıfatıyla ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/22 E. sayılı dosyası üzerinden Kat Karşılığı İnşaat sözleşmesinin feshi talepli dava açtıklarını, vekil sıfatıyla açıp takip ettikleri bu davanın avukatlık ücretinin taraflar arasında düzenlenen 22/03/2006 tarihli "Avukatlık Sözleşmesi" ile belirlendiğini, Sözleşmenin 3.maddesi gereğince "ikame edilen davanın konusunu teşkil eden taşınmazın karar tarihindeki değerinin %20"si" vekalet ücreti olarak kabul edildiğini, davanın olumlu yahut olumsuz sonuçlanmasının vekalet ücretinin miktarını değiştirmeyeceğinin taraflarca kabul edildiğini, açılan davanın ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesince 13/12/2006 tarihinde reddedildiğini, red kararının temyiz ve karar düzeltme safhalarından geçerek 30/01/2009 tarihinde aleyhe kesinleştiğini, vekalet ücretinin ödenmesinin davalıdan talep edildiğini, şifahi görüşmelerin olumlu sonuç vermediğini, davalının 30/12/2010 tarihli azilnamesi ile kararın kesinleşmesi tarihinden yaklaşık 2 sene sonra vekaletten azlettiğini, 13/12/2006 nihai karar tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın davalıya ait %34 hissesinin değeri tespit edilmek sureti ile vekalet ücretine esas tutarın belirleneceğini ve bu tutarın %20"sinin davacılara ücret olarak ödenmesinin gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydı ile şimdilik 40.000,00 TL"nin 05/07/2011 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişler, bilahare taleplerini 302.890,00 TL’ye yükseltmişlerdir.
    Davalı, dayanak dava sonuçlandıktan sonra davacılara ücreti ödemek istediğini, ancak davacıların net bir rakam belirtmediğini, bunun üzerine davacıları azlettiğini savunarak davanın reddini dilemiş, yargılama sırasında vefat eden davalı mirasçıları ise, yapılan azlin haklı nedene dayandığını, davacıların işlerini gereği gibi yapmadığını, baştan reddedileceği belli olan bir dava için murise avukatlık ücret sözleşmesinin imzalatıldığını savunmuşlardır.
    Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar ve davalı ... dışındaki diğer davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
    1-Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir. Avukatın, vekil olarak borçları Borçlar Kanununun 389. (Yeni Borçlar Kanunu 505.md) ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, adı geçen Kanunun 390. maddesine (Yeni Borçlar Kanunu 506.md) göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. “Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanununun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Borçlar Kanununun 390. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır. Avukatlık Kanununun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Buna karşılık haksız azil halinde ise avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir.
    Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; davacı avukatların, davalıya vekaleten açtıkları davanın 30.1.2009 tarihinde kesinleşerek sonuçlandığı, davacıların ise 30.12.2010 tarihinde davalı müvekkili tarafından azledildikleri anlaşılmaktadır. Mahkemece azlin haklı olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, azil tarihinden çok önce dava sonuçlanarak kesinleştiğinden artık azlin haklı ya da haksız olduğunun eldeki dava için önemi kalmamıştır. Bu durumda, ücrete dayanak dava sonuçlandığından bu yönde araştırma ve inceleme yapılarak davacıların ücret alacağı belirlenmeli ve sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekmektedir. Hal böyle iken, yazılı gerekçe ile azil haklı görülmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
    2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
    SONUÇ: Temyiz olunan kararın 1. bentte açıklanan nedenle davacılar yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek olmadığına, peşin alınan 31,40 TL. harcın davacılara, 31,40 TL. harcın davalılara (... hariç) iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi