1. Hukuk Dairesi 2015/7343 E. , 2018/8184 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ...ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, ... davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 27.03.2018 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı vekili Avukat ... Eren geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile ... isteklerine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanları ... Gökçe’nin maliki olduğu 1711, 2357, 3387, 6874, 4678, 1740, 1159 ada 1 ve 714 ada 9 parsel sayılı taşınmazlarını ölünceye kadar bakma akdi ile devrettiğini, anılan taşınmazların terekenin en değerli taşınmazları olduğunu, devrin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı yapıldığını, öte yandan dava konusu 1740 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafından üçüncü kişilere satıldığını ileri sürerek, 1740 parsel sayılı taşınmaz yönünden miras paylarına karşılık şimdilik 4.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini, diğer dava konusu taşınmazlar bakımından tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişler, bilahare ... isteklerini arttırmışlardır.
Davalı, akdin yükümlülüklerini yerine getirdiğini, mirasbırakan ve mirasbırakanın eşini ölünceye kadar bakıp gözettiğini, iddiaların yersiz olduğunu, devrin mal kaçırma amacı taşınmadığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının bakım borcunu yerine getirdiği, muvazaanın söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1934 doğumlu mirasbırakan ... Gökçe’nin 05.03.2013 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak davacı çocukları ...’i, ...’u, davalı ...’yi ve dava dışı ... Saygılı’yı bıraktığı, mirasbırakan ile davalı arasında akdedilen ... 45. Noterliği’nin 07.04.2010 tarih ve 6603 yevmiye no’lu düzenleme şeklinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile, mirasbırakanın maliki olduğu 714 ada 9 parsel sayılı taşınmazı ( üzerinde bulunan 15,16,17 ve 18 no’lu dört adet dükkanı ), 247 ada 1 parsel sayılı taşınmazı ( üzerinde bulunan 19, 21, 22 no’lu daireler ile 2 no’lu dükkanı ) ve 762, 1420, 1711, 1740, 2357, 3387, 6874, 6921 ve 4678 parsel sayılı taşınmazları kendisine ve eşi ... Gökçe’ye ölünceye kadar bakıp gözetmek kayıt ve şartıyla davalıya verdiği ve davalıyı dilediği zaman anılan taşınmazları tek başına kendi adına kayıt ve tescil ettirmeye de yetkili kıldığı, davalının da 11.05.2010 tarih ve 2334 yevmiye no’lu tescil istem belgesi ile dava konusu 1711, 2357, 3387, 6874, 4678, 1740, 1159 ada 1 ve 714 ada 9 parsel sayılı taşınmazları adına tescil ettirdiği, daha sonra davalının dava konusu 1740 parsel sayılı taşınmazı 25.01.2011 tarih ve 320 yevmiye no’lu işlemle dava dışı ... isimli şahsa satış yoluyla devrettiği kayden sabittir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) m. 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. (818 s. Borçlar Kanununun (BK) m. 511). Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (TBK m. 614 (BK) m. 514)).
Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19 (BK m. 18)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu"nun 1.4.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
Somut olayda, mirasbırakanın dava konusu taşınmazlar dışında yine aynı ilçede bulunan bağ ve tarla niteliğinde değişik miktarlarda 6 parça taşınmaz bıraktığı, yapılan keşif sonrası alınan raporlar ile dava konusu taşınmazların toplam değerinin 867.452,76 TL olduğu, mirasbırakanın bıraktığı taşınmazların toplam değerinin ise 226.625,65 TL olduğu saptanmıştır. Kaldı ki, bu hesaplamaya düzenleme şeklinde ölünceye kadar bakma akdinde yer verilip davalı tarafından henüz adına tescil ettirilmeyen 3 parça taşınmaz da dahil değildir.
Değinilen somut olgular ve yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca, mirasbırakanın temlik ettiği taşınmazların, tüm mamelekine oranı dikkate alındığında bunun makul karşılanabilecek sınırı aştığı, mirasbırakanın özellikle terekesinin en değerli taşınmazlarını davalıya temlik ettiği ve dosya kapsamındaki tanık beyanları ile diğer deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde yapılan temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.12.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edenler vekilleri için 1.630.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.