1. Hukuk Dairesi 2015/8408 E. , 2018/8129 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ...ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen ... kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, ... kaydında düzeltim istemine ilişkindir.
Davacılar, ... İli ... İlçesi ... Mahallesi 989 ada 60 sayılı parselin 4/32’şer payının ... kızı ... Dudu ve ... kızı ..., 3/32’şer payının ... Aykut, ..., ... Sarıtürk, ... ... Sarıoğlu, ... Sarıoğlu, ... Sarıtürk, ... Sarıtürk adına kayıtlı iken 20/01/1953 tarih ve 182 yevmiye numarası ile ifraz edildiğini, 989 adada 4930 m2"lik bir alanın 128 parsel; 11.514 m2"lik bir alanın ise 129 parsel olarak ...ya tescil edildiğini, ifraz sonrasında 989 ada 128 nolu parselin kamulaştırılarak 20.01.1953 tarih ve 182 yevmiye numarası ile ... adına tescil edildiğini, 989 ada 129 parsel numaralı taşınmazın ise maliklerin ölümü üzerine kendilerine intikal ettiğini, babaları ... Sarıtürk’ün dava konusu taşınmazın ... kaydının çıkartılması istemi ile ... ... Müdürlüğüne müracaat ettiğini, ... kütüğü sayfasının yıpranmış olması ve okunamadığı gerekçesiyle kaydın çıkartılamadığını, 3/32 paya sahip oldukları 989 ada 129 parsel sayılı 11.514 m2 yüzölçümlü taşınmazın ... içerisinde kaldığını, bu kısımda herhangi bir kamulaştırma olmadığını, bir kısım mirasçılar tarafından ... 4.Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2010/722 Esas sayılı davanın husumetten reddedildiğini ileri sürerek, 989 ada 60 parselden bölünme 989 ada 129 parsel sayılı 11514 m2 yüzölçümlü taşınmazın miras bırakanlarına aidiyetinin tespiti ile ... kaydının ihyasına karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, eda davası açılması gerekirken tespit istenilmesinin mümkün olmadığını, aynı konuda ... 4.Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2010/722 Esas sayılı dava neticesinde verilen kararın henüz kesinleşmediğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın idare mahkemesinde açılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Eldeki dava HMK’nun 382 vd. maddelerinde düzenlenen çekişmesiz yargı işlerinden olup bu tür davalara Sulh Hukuk Mahkemesince bakılacağı ancak bundan önce HMK’nun 20.maddesindeki koşullar yerine getirilmemiş olup Sulh Hukuk Mahkemesinde Açılan davada görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli ve yetkili ... Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiş, karar 11.06.2012 tarihinde kesinleşmiş, taraflarca dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi için başvuruda bulunulması beklenmeden 20.06.2012 tarihinde dosya re’sen görevli mahkemeye gönderilmiştir.
Bilindiği üzere, görevsizlik kararı veren mahkeme bu kararında dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine karar vermekle yetinir. Dava dosyasını kendiliğinden (re’sen) görevli mahkemeye gönderemez.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 20. maddesi hükmü gereğince; taraflardan birinin görevsizlik kararının kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki; bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re’sen gözetilir.
Somut olayda; görevsizlik kararı kesinleştiği halde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin ilgilisi tarafından talep edildiğine dair dosya içerisinde belge ve bilgi bulunmamaktadır.
Hâl böyle olunca; 6100 sayılı HMK"nun 20. maddesi dikkate alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 26.03.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
-KARŞI OY-
Dava, ... kaydında düzeltme isteğine ilişkindir.
Davanın açıldığı sulh hukuk mahkemesi, istemin çekişmesiz yargı işlerinden olmadığı belirtilerek asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, bu karar 11.06.2012 tarihinde kesinleştirilmiş, tarafların HMK’nun 20. maddesi gereğince dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi yönünde bir başvurusu olmaksızın mahkemece dava dosyası re’sen asliye hukuk mahkemesine gönderilmiştir.
Dava dosyası kendisine gönderilen asliye hukuk mahkemesince pay tespiti yapılmak suretiyle ... kaydının ihyasına karar verilmiş, Daire çoğunluğu tarafından bu karar, “6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 20. maddesi hükmü uyarınca, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için talepte bulunulmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuştur.
6100 sayılı HMK’nun “Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler” başlıklı 20. maddesinde;
"(1) Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.
(2) Dosya kendisine gönderilen mahkeme, kendiliğinden taraflara davetiye gönderir." hükmü düzenlenmiştir.
Öncelikle görevsizlik kararı veren mahkemeye yapılan gönderme talebi süresinde değilse veya taraflarca gönderme talebinde hiç bulunulmamışsa dosya kendisine resen gönderilerek esas numarası alan mahkemenin yapacağı işlemin ne olacağı ve davanın açılmamış sayılması kararını verme görevinin hangi mahkemeye ait olduğu hususu tartışma konusudur.
6100 sayılı HMK’da, gönderme talebinin süresinde yada hiç yapılmamasına rağmen kendisine resen dosya gönderilen mahkemenin nasıl bir işlem yapacağı açıkça düzenlenmemiştir. Öte yandan mahkemelerin görevinin kanunla düzenleneceği, görev hususunun da kamu düzeninden olduğu tartışmasızdır. HMK’nun 20. maddesinde "...dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir." düzenlemesini getirmiştir. Maddenin yazım tarzı itibariyle emredici nitelikte olduğu ve takdire yer vermediği gözetildiğinde "bu mahkeme" ibaresinden kastedilenin görevsizlik kararını veren mahkeme olduğundan kuşku etmemek gerekir. Öyleyse dosya kendisine gelen asliye hukuk mahkemesi, gönderme talebinin süresinde olmadığını veya hiç talep bulunmadığını fark ettiğinde, 20. maddeye göre bir karar verilmek üzere dosyayı görevsizlik veya yetkisizlik kararını veren mahkemeye iade ederek esasını bu şekilde kapatmalıdır.
Dosya kendisine gönderilen mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına karar verebilmesinin usul ekonomisine uygun olacağı söylenebilir ise de; mahkemelerin görev ve yetkileri kanunla belirlenir. Yorum yoluyla bunu genişletmek veya arttırmak mümkün değildir. Öte yandan, farklı mahkemelerce hükmedilecek vekalet ücretlerinin de farklı olabileceği gözetildiğinde, görevsizlik kararı veren mahkemede davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin tarafların yararına olacağı da kuşkusuzdur.
Mahkeme kararının açıklanan gerekçelerle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyoruz.
Üye Üye ... ...