Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/11642
Karar No: 2018/2852
Karar Tarihi: 22.03.2018

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/11642 Esas 2018/2852 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2016/11642 E.  ,  2018/2852 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

    Taraflar arasındaki ziynet alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı; davalı ile boşandıklarını, düğünde kendisine 81 adet küçük altın, bir adet inci set, 1 adet kolye beliklik ve küpeden oluşan set, 1 adet 14 ayar söz bileziği, 1 adet kol saati, 1 adet tek taş yüzük, 3 adet 22 ayar bilezik, 1 adet cumhuriyet altını, 1 adet yarım cumhuriyet altını, iki adet yonca, iki adet hediyelik bilezik, 30 USD ve 415,00 TL takıldığını, düğünde takılan bu ziynetlerin bir kısmını davalının, araba almak için bozdurduğunu, bir kısmını harcadığını, kalanları ise evde muhafaza ettiğini, bedellerini ise iade etmediğini beyan ederek dava tarihinden itibaren belirtilen ziynet eşyalarının ve paranın aynen iadesine, olmadığı takdirde değerlerinin yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı; davaya cevap vermemiş, duruşmada vekili davanın reddini dilemiştir.
    Mahkemece; tarafların en son tartışması sebebi ile davacının üzerinde hiç bir eşya almadan ailesinin evine gittiği, tekrardan döndüğünde ise evin kilidinin değiştirildiği sabit olduğundan ancak evde bulunan ziynet eşyaları hariç diğer ziynet eşyalarının davalı tarafından harcandığı davacı tarafından ispatlanamadığından davanın kısmen kabulü ile; 1 adet 50 gr.14 ayar set takımı (kolye, bileklik, küpe), 1 adet 30 gr.14 ayar söz bileziği, 1 adet 14 ayar 5 gr.nikah yüzüğü, 1 adet 14 ayar 5 gr.tektaş yüzük, 20 ABD doları ve 125 TL"nin aynen davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bunun mümkün olmaması halinde dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte toplam 5.306,00 TL ziynet eşyası alacağının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmiştir.
    1-Dava, kişisel eşya niteliğinde olan ziynet eşyalarının aynen iadesi, olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
    Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
    Ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi, evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak, normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, kadının ispatlaması gerekir. Bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
    Diğer taraftan, düğün sırasında takılan ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Bu eşyaların iade edilmemek üzere kocaya verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup müşterek ihtiyaçlar için harcandığı hususu davalı tarafça kanıtlandığı takdirde, koca bunları iadeden kurtulur.
    Somut olayda davacı kadının iddiası, dava konusu ziynet eşyalarının bir kısmının davalı tarafından harcandığı ve iade edilmediği, bir kısmının ise müşterek evde kaldığı yönündedir. Davacı bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
    Davacı iddiasının ispatı için tanık deliline dayanmış ve gösterdiği tanık talimat mahkemesince dinlenmiştir. Dinlenen davacı tanığı (davacının kız kardeşi).... "...Düğünde ablama çeyrek altın, bilezik, dolar , Türk lirası vb. takılar takıldı. Şu anda bu takıların kaç gram kaç adet ve ayarları konusunda bir şey diyemem. Düğünden sonra bu takıların bir kısmı borçlar için, bir kısmı ise araba alınması için kullanılmıştır. Şu ana kadar söz konusu takılar ablama iade edilmemiştir. Her ne kadar karşı taraf ziynetleri ablamın götürdüğünü iddia etmiş iseler de ablam boşanma davası ile işbu davayı bankadan kredi çekerek açmıştır. Altınları yanında götürseydi bankadan kredi çekmezdi” şeklinde beyanda bulunmuştur.
    Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Dosyada tanığın gerçek olmayan olayları gerçekmiş gibi ifade ettiğini kabule yeterli delil ve olgu yoktur. O halde, tanığın sözlerine değer vermek gerekir. Buna göre davacı kadının, ziynet eşyalarının bir kısmının harcandığı ve iade edilmediği yönündeki iddiasını ispat ettiği anlaşılmaktadır. Davalı, davacı kadının bunları iade edilmemek üzere rıza ile verdiğini kanıtlayamamıştır.
    O halde mahkemece, yukarıdaki ilkeler gözetilerek, davacı tarafça varlığı ve bozdurularak harcandığı ispatlanan ziynet eşyaları yönünden de (davacı vekilinin 27.01.2016 tarihli açıklama ve ıslah dilekçeleri dikkate alınarak) davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
    2-Bir hükmün neleri içermesi gerektiği HMK’nın 297. maddesinde tek tek sayılarak ayrıntılı biçimde gösterilmiştir. Buna göre hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
    Bu şekilde dava sonunda mahkemenin kimin lehine, kimin aleyhine karar verdiği, davacının talebinin ne kadarının kabul edildiği, davalının neye göre mahkum edildiği tereddütsüz şekilde anlaşılmalıdır. Biçim koşullarının getiriliş amacı, hükmün açıklığı ve anlaşılırlığı kadar infaz kabiliyetini de sağlamaktır. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır ve dava içinden yeni davaların doğmasına neden olur.
    İİK"nun 24/4.maddesi gereğince; aynen iadeye karar verilmesi halinde iade edilecek eşyaların cinsi, niteliği, özellikleri, gram ağırlığı vb. gibi özelliklerinin ayrıntılı belirtilmesi gerekir.
    Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince ziynet eşyalarının aynen iadesine karar verilmişse, hüküm fıkrası açık olmalı, duraksama yaratmamalı, hükümde aynen iadesine karar verilen ziynetlerin gram ve ayarları açık olarak yazılmalıdır.
    Ancak hükümde, bilirkişi raporunda tespit edilen ve iadesine karar verilen ziynet eşyalarının cins, nitelik miktar (gram ve ayarı) ve değerlerinin, ayrı ayrı gösterilmesi gerekirken gösterilmemesi doğru görülmemiştir.
    Yukarıda açıklanan gerekçeler karşısında mahkemece usulüne uygun ön inceleme duruşması yapılmadan tahkikat aşamasına geçilmesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK"nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.




    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi