3. Hukuk Dairesi 2017/14200 E. , 2018/2833 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmiş ise de, talebin süresinde olmaması nedeniyle duruşma isteğinin reddiyle, taraf vekillerince süresinde olduğu anlaşılan temyiz isteğinin incelemesinin evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; 04.01.2005 tarihinde tebliğ edilen faturada 2.188.31 TL normal tüketilen enerji ve güç bedeli dışında 249.631.69 TL muhtelif ilave ve muhtelif ilaveye 45.345.00 TL KDV olmak üzere toplam 297.261.64 TL talep edildiğini, bu faturanın haksız olduğunu belirterek, 2.188.31 TL dışında kalan 249.631.69 TL ve 45.345.00 TL"lik miktardan borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; davacı abone aleyhine iki defa kaçak tespit tutanağı düzenlendiğini, davanın yerinde olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile davacının 31.12.2004 tarihli 21.000.2037 nolu fatura nedeniyle davalıya 12.622,20 TL dışında borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.05.2014 tarihli ve 2014/3486 Esas 2014/7624 Karar sayılı ilamıyla; “Her ne kadar mahkemece bilirkişi tarafından tanzim kılınan ek rapor hükme dayanak alınmış ise de raporda, bozma ilamında da belirtilen davalı vekilinin gerekçelerini de göstermek suretiyle ayrıntılı olarak itiraz ettiği hususlar karşılanmamış, yönetmelik ve kurul kararlarına değinilmemiştir. Bu durumda; mahkemece, davalı vekilinin itirazlarının ilgili kanun ve Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ile 122 Sayılı EPDK Kurul Kararı çerçevesinde değerlendirilmesi ve kaçak kullanım tarih aralığında yürürlükte bulunan tarife ve yönetmelik hükümleri uyarınca kaçak kullanım ve ek tahakkuk miktarının, tespiti amacıyla, iş bu yargılama dosyasının konusunda uzman 3 kişilik yeni bir bilirkişi heyetinden
denetime elverişli yeni bir rapor alınarak, davalı kurumun davacı taraftan istemekte haklı olduğu gerçek alacak miktarının duraksamasız belirlenmesi, daha sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Söz konusu bozma ilamı uyarınca mahkemece; bozma kararı sonrası alınan ikinci bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile davacının 31/12/2004 tarihli 2.1.0002037 fatura nedeniyle davalıya 23.967,04 TL dışında borçlu olmadığının tespitine, diğer bir deyişle anılan fatura nedeniyle 270.598,35 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1) Dava; kaçak tahakkukuna dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
HMK"nun 266.maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hâkimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukukî bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her hâlde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. Bilirkişi raporu, kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasında çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez.
HMK’nun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.
Dava konusu borç miktarının tespitine yönelik olarak, Dairemizin bozma kararı sonrası üç kişilik heyetten alınan 14.04.2015 tarihli bilirkişi raporunda; davalının davacıya yaptığı 249.631,69 TL ek tahakkuk ve bunun KDV"si (%18) 44.933,70 TL olmak üzere toplamda 294.565,39 TL tutarındaki tahakkukun hatalı hesaplandığı, davacının davalıya kaçak elektrik kullanımı sebebi ile 115.178,57 TL ek tahakkukta bulunabileceği, davalının davacıya 179.386,82 TL fazla tahakkukta bulunduğunu bildirilmiştir.
Taraf vekillerince, alınan bilirkişi raporuna itiraz edilerek yeniden bilirkişi raporu alınmasının talep edilmesi üzerine farklı bir heyetten alınan 09.08.2016 tarihli bilirkişi raporunda ise; davalı tarafından davacıya tahakkuk ettirilen faturada belirtilen "muhtelif ilave" başlığı altındaki meblağ ve bu tutara ilişkin KDV tutarı toplamının 294.565,39 TL olduğu, yapılan hesaplama sonucunda tahakkuk ettirilmesi gereken miktarın vergiler dahil 23.967,04 TL olması gerektiği, davalının davacıya 270.598,35 TL fazla tahakkuk yaptığını belirtilmiş; mahkemece bu bedel üzerinden hüküm tesis edilmiştir.
Mahkemece iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmediği kuşkusuz olmakla, kaçak elektrik tüketim bedeline ilişkin söz konusu çelişki giderilmeden hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca mahkemece, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ile 122 Sayılı EPDK Kurul Kararı çerçevesinde değerlendirilmesi ve kaçak kullanım tarih aralığında yürürlükte bulunan tarife ve yönetmelik hükümleri uyarınca kaçak kullanım ve ek tahakkuk miktarının tespiti amacıyla, ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, birbiriyle çelişen raporlar arasındaki çelişki giderilmeden, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
2) Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.