6. Hukuk Dairesi 2015/6335 E. , 2016/2183 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, erken tahliye nedeniyle makul süre kira bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı kiracının sözleşmeyi yasal yükümlülüklere uymayarak kira döneminden üç ay önce haksız olarak feshederek kiralananı erken tahliye ettiğini, erken tahliye nedeniyle ödenmesi gereken 2014 yılı Mart ayına ait muaccel kira bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine haksız yere itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacak bedeli üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; kira sözleşmesi uyarınca kiralananın tahliye edileceğinin bir ay öncesinden kiraya verene ihtar edildiğini bu nedenle erken tahliye nedeniyle makul süre kira bedelinden müvekkilinin sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacı tarafın ancak sözleşmenin 8.maddesindeki özel hüküm gereğince ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 25/02/2014 tarihi ile 25/03/2014 tarihi arasındaki kira alacağını talep edebileceği,davalı borçlunun 15/03/2014 tarihli kira bedelini ödediği, bu nedenle davacı tarafın 15/03/2014 ila 25/03/2014 tarihi arasındaki 10 günlük kira bedelini talep edebileceği ancak buna yönelik davacı tarafın talebinin bulunmadığı, davalı tarafın sözleşmedeki hususi şartlar başlığı altındaki hakkını kullanarak taşınmazı tahliye ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında 15.06.2008 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı alacaklı 08.04.2014 tarihinde başlattığı icra takibi ile erken tahliye nedeniyle Mart 2014 ayı kira bedeli 14.520,00.-TL"nin tahsilini talep etmiştir. Davalı borçlu kira sözleşmesinin feshedildiğine dair ihbarnamenin alacaklıya tebliğ edildiğini ve kiralananın 08.03.2014 tarihinde tahliye edildiğini belirterek borca itiraz etmiştir. Kira sözleşmenin hususi şartlar bölümünün 8. maddesinde kiracının kiralananı boşaltmak istediği takdirde bir ay önceden mal sahibine ulaşacak şekilde bildirmek koşuluyla kiralanan yeri boşaltabileceği kararlaştırılmıştır. Davalı kiracının 15/03/2014 tarihinde kiralananı boşaltacağını bildiren 24.02.2014 tarihinde keşide ettiği ihtarname kiraya verene 25.02.2014 tarihi itibariyle tebliğ edilmiştir. Tahliye tarihi ile ihtarnamenin tebliğ tarihi arasında kira sözleşmesinin hususi şartlar bölümünün 8. maddesinde öngörülen bir aylık süre bulunmadığından sözleşme ile kararlaştırılan feshi ihbar süresine uyulmamıştır. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun"unun 325.maddesinde: " kiracı sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder..." denilmek suretiyle hüküm altına alınmıştır. Bu durumda, davacının zararı tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira parasından ibarettir. Ne var ki, taraflar kira sözleşmesinin hususi şartlar bölümünün 8. maddesi ile bu süreyi bir ay olarak belirlemişlerdir.Her ne kadar davalı kiralanana ait anahtarların 08.03.2014 tarihinde teslim edildiğini belirtse de anahtar teslimine ilişkin yazılı belge getirilmediğinden davacının bildirdiği anahtar teslim tarihi esas alınarak tahliyenin 15.03.2014 tarihi itibariyle gerçekleştiğinin kabulü gerekir.Bu durumda mahkemece davalının anahtar teslim tarihinden itibaren bir aylık kira bedelinden sorumlu olduğunun kabul edilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 21/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.