13. Hukuk Dairesi 2015/26168 E. , 2017/11872 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan 25.08.2010 tarihinde 10.360,40 TL bedelle 1.000,00 TL peşinat bakiye kalan kısımlar yönünden 3 adet bono vererek mobilya ürünü satın aldığını ve ürünleri aynı gün teslim edildiğini, teslimat esnasında ürünlerde gözle görülür şekilde kırık, çizik ve delikler mevcut olduğunu, davalının ürünlerin yenisi ile değiştirileceğini beyan ederek evden ayrıldığını, ürünler değiştirilmeyince davalının işyerine giderek ürünlerin ayıpsız misli ile değiştirilmesi yada teslim alınarak bedelinin iadesinin talep edildiğini, cevaben ürünlerin değiştirileceği söylenilmesine rağmen ürünler değiştirilmediği gibi satış bedeli karşılığı verilen bonolar hakkında da takip başlatıldığını ileri sürerek ayıplı olan ürünlerin iadesi ile ödediği 1.000,00 TL peşinatın davalıdan tahsili ile satış bedeli karşılığı verilen 3 adet bononun tarafına iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, malın ayıplı olması halinde 30 gün içinde satıcıya bildirilmesi gerektiği halde bu bildirimin yapılmadığını ve bonolar vadesinde ödenmeyince icra takibi başlatıldığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, ürünlerde bulunan imalat hatası olmakla birlikte açık ayıp niteliğinde olup 30 günlük yasal bildirim süresinde ayıp ihbarı yapılmadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, 25.08.2010 tarihinde davalıdan satın alınan ve aynı gün teslim edilen ürünlerin ayıplı çıkması nedeniyle satış bedeli olarak ödediği 1.000,00 TL’nin davalıdan tahsili ile satış bedeli karşılığı verilen 3 adet bononun tarafına iadesine karar verilmesi amacıyla eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, dava konusu ürünlerde yaptırılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporunda ürünlerdeki ayıbın imalat hatası olduğu ve basit bir muayene ile gözden geçirilecek şekilde açık ayıp niteliğinde olduğu yönünde düzenlenen rapora istinaden davacının açık ayıpları 30 günlük yasal süre içerisinde ayıp ihbarında bulunduğu ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar mahkemece ürünlerdeki ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu ve 30 günlük süre içerisinde davacı tarafından ayıp ihbarı yapıldığı ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş ise de, davalı vekili tarafından 07.06.2013 tarihli uyap üzerinden gönderilen dilekçede, davacı ile zımnen anlaşıldığı ve dava konusu malların davacı tarafından müvekkiline teslim edildiği ve başlatılan icra takiplerinin düşmüş olduğu beyan edildiğinden davalı tarafından ürünlerin ayıplı olduğunun zımnen kabul edildiği bu durumda ayıbın süresinde yapılıp yapılmadığının artık sonuca bir etkisinin olmayacağının kabulü gerekir. Kaldı ki, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bilirkişi ürünler üzerinde fiziken inceleme yapmadan önceki bilirkişi raporunda bulunan fotoğraflar üzerinden değerlendirme yapıldıktan sonra ürünlerin açık ayıp niteliğinde olduğu tespiti yapıldığından bu rapor da hükme esas alınamaz. Ayrıca, davalı tarafından davacı aleyhine satış bedeli karşılığı verilen bonolara istinaden başlatılan takip dosyaları ile davacı tarafından satış bedeli karşılığı ödenen 1.000,00 tl peşinatın davalıdan tahsili amacıyla başlatılan takip dosyalarının olduğu ve takip dosyalarına taraflarca bir kısım ödemeler yapıldığı beyan edilmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece, taraflar arasındaki takip dosyalarına karşılıklı olarak ödeme yapıldığı beyanları değerlendirilip bu hususta gerekli araştırmalar da yapıldıktan sonra taraflar arasındaki davaya konu olan satış sözleşmesinden dolayı alacak-borç ilişkisini tamamen sona erdirecek ve infazda tereddüt uyandırmayacak şekilde bir hüküm kurulması gerekirken ürünler davalı tarafından iade alındığı halde ürünlerdeki ayıbın açık ayıp niteliğinde olması ve süresinde ihbar yapıldığının davacı tarafından ispatlanamadığından bahisle davalının sebepsiz zenginleşmesine neden olabilecek şekilde yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına bozulmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 04/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.