12. Ceza Dairesi 2019/9558 E. , 2021/3688 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : Davacının tazminat talebinin kısmen kabülü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 21.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tazminat talebinin dayanağı olan ... 4. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 2008/76 Esas - 2010/259 sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama suçundan mahkumiyetine karar verildiği, mahkumiyet hükmünün kesinleştirilerek infazına başlandığı ve 21.12.2010-21.11.2013 tarihleri arasında 1066 gün infaz gördüğü, Yargıtay 10. Ceza Dairesi tarafından kararın bozulması üzerine davacının beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 15.12.2014 tarihinde kesinleştiği, infaz tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK"nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla;
Davacının 250.000,00 TL maddi, 450.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesi talebine ilişkin söz konusu davada, yerel mahkemece 27.094.41 TL maddi, 22.000,00 TL manevi tazminatın infaz başlangıç tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine hükmedilmesi üzerine dairemizce yapılan incelemede davacının tutuklu kaldığı sürenin başka bir dosyada verilen hapis cezasından mahsup edildiğinin anlaşılması karşısında, bu durum gözetilerek hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir manevi tazminata karar verilmesi gerektiği, gerekçesi ile hükmün bozulması üzerine yerel mahkemece duruşma açılıp, maddi tazminat talebinin reddi ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 21.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine hükmedildiği anlaşılmakla;
CMK"nın 144/1-a maddesinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği göz önünde bulundurularak, mahsup edilen sürenin hükmolunacak tazminat miktarının tayininde dikkate alınması gerektiği nazara alındığında, davacı hakkında hükmolunan manevi tazminat miktarı makul olduğundan tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekilinin, davanın reddi gerektiğine, hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna, davacı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 5271 sayılı CMK"nın 144/1-a maddesinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup işleminin tazminata engel oluşturmayacağı dikkate alınmadan davacının tutuklu kaldığı sürenin başka dosyadan mahsup edildiği gerekçesi ile maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi,
2- Davacının cezaevine giriş tarihinin 21.12.2010 olduğu ve hükmedilecek tazminat miktarına bu tarihten itibaren yasal faiz talep edildiği halde, hükmedilen manevi tazminat miktarına 21.10.2012 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi,
3-05/08/2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 5271 sayılı CMK"nın 142/9. maddesi uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alınmadan, davacı lehine 4.070,00 TL nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 19.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.