13. Hukuk Dairesi 2017/5900 E. , 2017/11787 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı ... vekili avukat ..., davalı ... vekili avukat ... ile Fer"i Müdahil vekili avukat ...nin gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, mülkiyetlerinde bulunan 1 ve 3 nolu parsellerde bulunan kaplıca suyunun teslimatı ve kullanılmasına ilişkin olarak davalı ile protokol yapıldığını ancak protokole aykırı olarak davalı tarafça sıcak suyun ücret karşılığında verileceğinin 22.10.2012 tarihli yazı ile bildirildiğini ileri sürerek, muarazanın men"i ile borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ve fer"i müdahil davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar vermiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dava, mülkiyeti davacı Vakılar Genel Müdürlüğü"ne ait 1 ve 3 nolu parsellerdeki kaplıca suyunun kullanılması ve dağıtımına ilişkin olarak yapılan protokoldan kaynaklanan muarazanın meni ve menfi tesbit isteğine ilişkindir.
3533 sayılı Yasa’nın 1.maddesinde;’’ Umumi, mülhak ve hususi bütçelerle idare edilen daireler ve belediyelerle sermayesinin tamamı Devlete veya belediye veya hususi idarelere aid olan daire ve müesseseler arasında çıkan ihtilaflardan adliye mahkemelerinin vazifesi dahilinde bulunanlar bu kanunda yazılı tahkim usulüne göre halledilirler.’’ hükmüne yer verilmiştir.
Aynı yasanın 4.maddesinde;’’Katma bütçe ile idare edilen daireler, belediyeler, özel bütçe ile idare olunan veya sermayesinin tamamı Devlet, belediye veya özel idarelere ait olan daire ve müesseselerin veya bu daire ve müesseselerden biriyle ikinci maddede yazılı dairelerden biri arasında çıkan uyuşmazlıklar, bulunduğu yerin ve taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda, taşınmazın aynına yönelik olanlar hariç olmak üzere o taşınmazın bulunduğu yerin ve taraflar değişik yerlerde bulunuyorlarsa davalı durumunda olan daire veya müessesenin ve davalılar birden çok olduğu takdirde bunlardan birinin bulunduğu yerin yüksek dereceli hukuk mahkemesi başkanı veya hakimi tarafından hakem sıfatıyla çözümlenir.’’ hükmü yer almaktadır.
Anılan yasanın gerekçesindeki sözlere ve bilimsel görüşlere göre; 3533 sayılı Yasanın kabul edilmesiyle gerçekleştirilmesi istenen amaç; bu kanun kapsamına giren idare ve müesseselerin aralarında çıkan uyuşmazlıkların, gerçek kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklardan farklı nitelikleri ve özellikleri bulunması, bu kuruluşların hukuk müşavirliklerine sahip olmaları nedeniyle işi kolaylıkla inceleyip az masrafla kısa zamanda uyuşmazlıkların sonuçlandırılması ve genel mahkemelerin işlerinin azaltılmasıdır. Nitekim, bir kısım hakemler tarafından verilen kararların kesin olması ve bir kısım kararların da ancak itirazının mümkün bulunması, gerçek amacının bu olduğunu belirlemektedir(Prof. Dr. Baki Kuru; Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1991, Cilt;4, Sayfa; 3966)
Somut olayda davacının ve davalı ..."nin anılan Kanun kapsamında bulunduğu çekişmesizdir. Keza, uyuşmazlığın adli yargının görev alanı içerisinde olduğunda da kuşku ve duraksama yoktur. Bu hali ile, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 2570 sayılı Kanun ile değişik 4.maddesi gereğince “Hakem” sıfatı ile çözümlenmesi gerekmektedir.
Mahkemece, tarafların sıfatı ile 3533 sayılı Kanunun 1. ve 4.maddeleri hükümleri dikkate alınarak, uyuşmazlığın yüksek dereceli Asliye Hukuk Hakimi tarafından mecburi hakem sıfatı ile çözümlenmesi gerekeceği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerer görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle temyiz edilen kararın BOZULMASINA, 2. bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, 1480,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan 899,00 TL temyiz harcın davacıya, 890,49 TL harcın davalıya, 25,20 TL harcın fer-i müdahil"e iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.