Abaküs Yazılım
13. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/6333
Karar No: 2017/11762
Karar Tarihi: 30.11.2017

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2017/6333 Esas 2017/11762 Karar Sayılı İlamı

13. Hukuk Dairesi         2017/6333 E.  ,  2017/11762 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

    Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı ... avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı Asil ... ve vekili avukat... ile davacı .... Paz. Odası vekili avukat ..."ın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

    KARAR

    Davacı, kapalı pazar yeri yapmak üzere davalı ... ile arsa sahiplerinin vekili sıfatıyla muhtelif parsellere ilişkin olarak, 31.1.2007 tarihli ön protokolle satış bedeli ve ödeme koşullarının belirlendiğini ve akabinde 15.2.2007 tarihinde noter satış vaadi sözleşmesinin yapıldığını, diğer davalıların da davalı ... yanında protokole dahil olduklarını, satış vaadi sözleşmesi gereğince davalılara elden ve muhtelif tarihli çeklerle 1.946.354,00 TL. ödeme yaptıklarını ancak tapu devirlerinin verilmediği gibi, üç adet çekin davalı ...Şt.ne ciro edildiğini ileri sürerek, satış vaadi sözleşmesinin iptali ile, çeklerin bedelsizliğinin ve borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiş, birleşen dava ile de, davalılara ödenen 2.244.084,00 TL. den fazla hakları saklı kalarak 500.000,00 TL.nin faizi ile ödetilmesini istemiş, ıslah ile talebini artırmıştır.
    Davalı ..., protokol ve satış vaadi sözleşmesi ile tarafına vekil olarak teslim edilen çeklerin ek sözleşme ile davacıya iade edildiğini, kendisine bir ödeme yapılmadığını savunmuş, diğer davalılar da sözleşmelerde taraf olmadıklarını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
    Mahkemece, asıl davada; davalılar ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine, davalı ... şirketi yönünden sulh sözleşmesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına, davalılar ... ve ... yönünden davanın kabulü ile, toplam 776.000,00 TL. bedelli çekler yönünden davacının adı geçen davalılara borçlu olmadığının tesbitine, davacı tarafça davalı ... şirketine ödenen 300.000,00 TL.nin davalılar ... ve ..."den müteselsilen tahsiline, 15.2.2007 tarihli satış vaadi sözleşmesinin iptaline, birleşen davada; davalılar ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, 3.266.083,97 TL. alacağın 500.000,00 TL.sinin dava, 2.766.083,97 TL.sinin ıslah tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ..."den müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılardan ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
    1-Davacı ile satıcılar vekili sıfatıyla davalı ... arasında imzalanan 31.1.2007 ve 13.2.2007 tarihli adi nitelikli sözleşmelerde, 12566 ada 1 ve 2 nolu parsellerde kayıtlı taşınmazın 1.400.000,00 Tl. bedelle satılacağı ve 100.000,00 TL. kaporanın teslim edildiği ve bakiyesi için muhtelif tarihli çeklerle ödeme koşullarının belirlendiği ve akabinde yine aynı taraflar arasında 15.2.2007 tarihli noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile de; satışı vaad eden davalı ..."nün muhtelif şahıslar adına kayıtlı muhtelif parsellerde kayıtlı taşınmazların satış vaadi sözleşmesi ile % 25 hissesine sahip olduğu paylarını 350.000,00 TL. bedelle davacıya satışının vaad edildiği ve bedelinin nakden ve peşinen ödendiğinin yazılı olduğu anlaşılmaktadır. 4.12.2007 ve muhtelif tarihli “ arsa alım sözleşmesi “ ya da “ tutanak “ başlıklı belgelerle de arasa satış temsilcisi ya da şahsen davalı ... ile davacı arasında imzalanan sözleşmelerle de satış vaadi sözleşmesine konu parsellerin satışı ile ilgili olarak çek alış verişlerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
    Yine davacı ile davalılardan ..."nin satıcılar vekili olarak ve ..."in şahsen ve aracı sıfatıyla imzası bulunan “arsa alım-satım ve devir protokolü“ başlıklı 27.4.2009 tarihli adi nitelikli belgede de; satıcılar vekili ve aracı ... tarafından muhtelif parsellerdeki hisselerine tekabül eden taşınmazların davacı odaya devri konusunda oda tarafından aracıya elden peşin ve çekler olmak üzere toplam 1.794.084,00 TL.nin ödendiği ve aracının başka bedel talep etmeyeceği, ödenen bedel karşılığında aracı tarafından taahüt edilen 2457 metrekare taşınmazın odaya devrinin verileceği ve ödenen çeklerin odaya aracı tarafından teslim edileceği ve bu protokoldeki maddelerin yerine getirilmediği takdirde satıcılar vekili davalı ... ile davacı oda arasında yapılan satış vaadi sözleşmesinin geçerliliğini koruyacağının düzenlendiği, davacı oda tarafından davalı ... aleyhine açılan ferağa icbar davasının reddedildiği ve aynı parsellere ilişkin olarak 819,85 metrekarelik hissenin davacı oda adına kayıtlı olduğu tüm dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır.
    Mahkemece aldırılan 8.7.2013 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, davacı tarafından davalı tarafa verildiği iddia edilen çeklerin toplamının 776.000,00 TL. olduğu açıklanmış, 19.3.2014 tarihli 2. bilirkişi kurulu raporunda ise, davacıya halkbankası tarafından verilen çek defterinin incelenmesinde, dava tarihi itibariyle ödenmeyen ve davalıların elinde bulunan çeklerin toplamının 801.000,00 TL. tutarlı olduğu, 80.000,00 TL. lik 3 adet çekin işlem görmeyip müşteride bulunduğu ancak davalı ... şirketine ciro edilen 325.000,00 TL.lik çeklerin mahsubu ile bakiye 410.000,00 TL.lik çeklerin davalılar yedinde bulunduğu açıklanmış, mahkemece de hiç bir gerekçe gösterilmeden asıl dava açısından, birinci bilirkişi raporundaki kabule göre, çeklerin toplam tutarı üzerinden borçlu olmadığının tesbitine karar verildiği anlaşılmaktadır.
    Yine birleşen dava açısından da protokolde ödendiği belirtilen 1.794.084,00 TL. nin ferağa icbar davasının reddedildiği tarih itibariyle çeşitli ekonomik etkenlerle ulaştığı değer 3.266.083,00 Tl. üzerinden hüküm kurulmuştur.
    Yukarıda açıklanan protokol hükümleri ile dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinde; davalı ..."in aracı sıfatıyla hareket ettiği, davalı ..."nin de noterde düzenlenen 15.2.2007 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile bu taşınmazlardaki % 25 hissesinin davacı odaya satışının vaad edildiği ve 350.000,00 TL. bedelin bu davalı ..."ye ödendiği, dolayısıyla davalı ..."nin mahkemenin kabulünün aksine 3. kişinin fiilini taahhüt etmediği, bizzat sahibi olduğunu bildirdiği % 25 "lik hisseyi devir etmeyi taahhüt ettiği anlaşılmaktadır. Yine 27.4.2009 tarihli protokolde de, davacıya satılması vaad edilen taşınmazlara ilişkin olarak satış bedelinden çeklerle ve nakden 1.794.000,00 TL.sinin davalı aracı Hüseyin"e ödendiğinin yazılı olduğu anlaşılmaktadır.
    Uyuşmazlığın çözümünde; davacı oda tarafından satışı vaad edilen taşınmazların satış bedeline ilişkin olarak davalı tarafa ödenen nakit ve verildiği bildirilen çeklerin tutarı ile davalıların sorumluluğunun kapsamının belirlenmesi önem taşımaktadır. Mahkemece, 17.3.2014 tarihli bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olduğu açıklanmış ve 27.4.2009 tarihli protokolde davalılar ... ve ..."in kendi adlarına vaad eden sıfatıyla taraf olarak imzaladıkları ve davacı tarafından yapılan ödemeleri ibra ederek taraf sıfatını kabul ettikleri, ödemleri de çeklerle birlikte teslim aldıkları gerekçesi ile müteselsilen sorumlu tutuldukları anlaşılmaktadır. Ancak mahkemece, son bilirkişi raporunun hükme esas alındığı açıklandığı halde, gerekçede herhangi bir açıklama yapılmaksızın asıl dava açısından karşılıksız kalan çekler yönünden ilk bilirkişi raporundaki belirlemeye göre karar verildiği anlaşılmaktadır. O halde davacı oda tarafından satış bedeli olarak hangi davalıya hangi çeklerin verildiği, ne miktar ödeme yapıldığı hususunda, yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan protokol hükümleri ile birlikte, davacı odanın ticari defter ve kayıtları incelenmeli, davacı oda adına tapu devri verilen hisseler açısından da bu protokollerin kapsamı içinde bir devir yapılıp yapılmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmalı ve davalıların sorumluluklarının kapsamı belirlenerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
    2-Bozma nedenine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince temyiz olunan kararın davalı ... yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1480,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalı ..."ye ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde davacı ve davalı ..."ye iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi