Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/572
Karar No: 2019/5333
Karar Tarihi: 20.06.2019

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2017/572 Esas 2019/5333 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2017/572 E.  ,  2019/5333 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi


    KARAR



    Dava, 2926 sayılı kanuna tabi sigortalılık süresinin tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
    İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine,
    Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE karar verilmiştir.
    Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    I-İSTEM:
    Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekilinin , 26.03.1999 ile 02.10.2015 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbiti ile 02.10.2015 tarihli tahsis talebine istinaden 01.11.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasını talep etmiştir.
    II-CEVAP:
    Davalı vekili; tahsis talep tarihi itibariyle davacının 1825 gün sigortalılığının bulunduğunu, yaşlılık aylığına hak kazanabilmesi için 5400 gün prim gün sayısının bulunması gerektiğini, Kurumun yasal hasım konumunda olması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    III-MAHKEME KARARI:
    A-İLK DERECE MAHKEME KARARI:
    Mahkemece, davacının davasının kabulü ile, 26/03/1999-02/10/2015 tarihleri arasında 2926 sy kapsamında tarım bağkur sigortalısı olduğunun tespitine ve 01/11/2015 tarihinden itibaren 1479 sayılı yasanın geçici 10. maddesi kapsamına göre yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, aksine tesis edilen kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
    İSTİNAF SEBEPLERİ:
    Davalı Kurum vekili; davacının prim gün sayısının 1825 gün olması nedeniyle tahsis talebinin reddedildiğini, Kurumun bu tür davalarda yasal hasım konumunda olması nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, resen gözetilecek nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    B-BAM KARARI:
    Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince; " Davacının ilk kez 01/05/1982 tarihinde hizmet akdine dayalı çalışması nedeniyle 506 sayılı yasa kapsamında tescil edildiği, aralıkla süren hizmetlerinin bulunduğu, 01/09/1998 tarihinde tekrar hizmet akdi ile çalışmaya başladığı, 1998 yılı 3. döneminde 105 gün 1999 yılı 1. döneminde 57 gün hizmetinin olduğu ve son iş yerinden 25/03/1999 tarihinde ayrıldığı, 506 sayılı yasa kapsamında tüm hizmet süresinin 698 gün olduğu davacının 28/03/1983 tarihi itibari ile ziraat odasına üye olduğu, bu tarihten itibaren aidatların düzenli ödendiği, 1990 ve 1992 edinim tarihli tarla ve bahçe vasıflı taşınmazlarının bulunduğu, başka bir sosyal güvenlik kanunu kapsamında geçen ve tarım sigortalılık iradesini ortadan kaldırmayan “makul” bir süre çalışmanın Tarım Bağ-Kur sigortalılığını sona erdirmeyeceği, yeniden tescil koşulu aranmaksızın sigortalılığın devam edeceğinin kabulü sosyal güvenlik hukukunun amaçlarına uygun düşmekle(Hukuk Genel Kurulu’nun 14.02.2007 gün ve 2007/21-73-71 E., K.; 03.10.2007 gün ve 2007/10-658-718 E., K. sayılı ilamları); 30/09/1998 tarihli pirm tevkifatına istinaden, makul süreyi aşmayacak şekilde 506 sayılı yasaya tabi çalışmasının son bulduğu, 25/03/1999 tarihini takip eden 26/03/1999 tarihinden itibaren tahsis talep tarihine kadar tarım bağkur sigortalısı olduğu, 1479 sayılı Yasa"nın geçici 10/3-e bendi uyarınca15 tam yıl prim ödeme koşulu ile 58 yaş ikmali şartını tahsis talep tarihi itibari ile sağladığına ilişkin olarak mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı " belirtilerek, istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
    TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
    Davalı kurum vekili istinaf nedenlerini tekrarla, istinaf başvurusunun reddine dair kararın bozulmasını talep etmiştir.
    IV-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
    Davanın yasal dayanağı olan 2926 sayılı Kanunun 2. maddesinde, kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 3. maddenin (b) bendinde, bu Kanunda geçen “tarımsal faaliyette bulunanlar”ın, kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya özgü yerlerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan yararlanmak suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından korunmasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanları ifade ettiği açıklanmıştır. Ayrıca 5. maddede, yasal süresinde kayıt ve tescillerini yaptırmayanların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi izleyen aybaşından itibaren başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6. maddede, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların sigortalılıklarının tarımsal faaliyetlerine son verdiklerinde sona ereceği, 7. maddede, kişilerin bu Kanuna göre sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorunda oldukları, 9.maddede, bu zorunluluğa uymayanların tescil işlemlerinin Kurumca kendiliğinden yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
    Diğer taraftan davanın diğer yasal dayanağı niteliğindeki 5510 sayılı Kanunun 3. maddesinde tarımsal faaliyet, 2926 sayılı Kanunun 3/b maddesinde öngörüldüğü şekilde tanımlandıktan sonra 4. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 7. maddede sigorta hak ve yükümlülüklerinin, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, 1 yıl içinde bildirilmesi durumunda kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür.
    02.08.2003 günü yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 56. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 2926 sayılı Kanunun 36. maddesi ve 4956 sayılı Kanunun 27. maddesi ile değişikliğe uğrayan 1479 sayılı Kanunun 53. maddesi hükümlerinde kanun koyucu, Kurumun prim alacaklarının Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilebilmesine imkan tanımıştır. Buna göre, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla ilgili sigorta primlerinin, ilgiliye ödenmesi gereken ürün bedellerinden kesilerek o kişi adına Kurum hesabına yatırılmak suretiyle tahsil edilmesi durumunda, kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi belirtilen şekildeki prim ödeme olgusunun, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan kişinin kayıt ve tescil konusundaki iradesini ortaya koyduğunun kanıtı olarak kabulü gerekmektedir. Tarımsal faaliyet olgusunun kanıtlanmış olması, tescilli sigortalılar yönünden tescil tarihinden, tescili bulunmayanlar yönünden ise ilk prim ödemesinin veya tevkifatın gerçekleştirildiği tarihten sonraki sürelere ilişkin olumlu sonuç doğurmaktadır. Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan Kanunlarda 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddesinde açıklanan hizmet tespiti davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemesi ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının öngörülmesi karşısında, tescil veya iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı öncesine ait dönem yönünden tarımsal faaliyet ve buna dayalı Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti söz konusu olamayacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki, tarımsal faaliyete kabul edilebilir süreyi aşar uzunlukta ara verilmesi durumunda Tarım Bağ–Kur sigortalılığının yeniden başlayabilmesi, tescil başvurusu, iradi prim ödeme, prim tevkifatı olgularından herhangi birinin gerçekleşmesine bağlıdır.
    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.09.2010 gün ve 2010/10-380 Esas - 2010/420 Karar numaralı ilamında da açıklandığı üzere, kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyete dayalı olarak yetiştirilen ürünlerin teslimi sırasında ürün bedelleri üzerinden tevkifat (prim kesintisi) yapılması durumunda zorunlu sigortalılık hak ve yükümlülüğünün tevkifat tarihini izleyen aybaşından itibaren başlatılarak ait olduğu yılın sonuna kadar ve devam eden yıllarda tevkifatlar var ise devam eden en son yılın sonuna kadar davacının sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmekte olup, kamu kuruluşu niteliği taşımayan özel gerçek/tüzel kişilerce tevkifat gerçekleştirilmiş ise prim tutarının Kuruma aktarılması koşulu aranmaktadır.
    Somut olayda, davacı 26.03.1999 ile 02.10.2015 tarihleri arasında 2926 sayılı kanun kapsamında bağkur sigortalısı olduğunun tespitini talep ederken, Eylül 1998 tarihli Toprak Mahsulleri Ofisi tevkifatına dayanılmış ise de davacının hizmet cetvelinden 01.05.1982 ile 25.03.1999 tarihleri arasında 506 sayılı yasa kapsamında sigortalı olduğu anlaşılmakla, söz konusu tevkifatın davacının SSK kapsamında sigortalı olduğu dönemde olması nedeni ile tarım bağkur sigortalılığının tesciline esas alınmasının mümkün olmadığı göz ardı edilmiştir. Diğer bir deyişle, davacının Eylül 1998 tarihli tevkifatı aynı tarihte 506 sayılı yasa kapsamında sigortalı olması nedeniyle tarım bağkur sigortalılığını sağlayacak nitelikte değildir.
    Bu itibarla, davacının 506 sayılı yasa kapsamındaki çalışma süreleri dışlanarak, davacının 506 sayılı yasa kapsamında çalışmalarının sona erdiği 25.03.1999 tarihinden sonraki dönemde yukarıda açıklandığı üzere, 2926 sayılı Yasa"ya tabi sigortalılık iradesini ortaya koyacak herhangi bir başvurusu, prim ödemesi, ürün satışı veya bu satışlardan yapılan prim tevkifatı bulunup bulunmadığı hususları mahkemece ayrıntılı olarak araştırılarak varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Kuşkusuz, yapılacak araştırma sonucunda davacının 25.03.1999 tarihinden sonraki dönemde tescil başvurusu, iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı yoksa davanın reddi gerektiği gözetilmelidir.
    Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi"nin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin BAM" a, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.06.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi