10. Hukuk Dairesi 2017/1376 E. , 2019/5323 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
KARAR
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine,Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, feri müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı, davalı ... Belediyesine bağlanan Koşu Köyünde 01/07/1991 tarihinden dava tarihi 05/01/2016 tarihine kadar çalıştığının tespitini talep etti.
II-CEVAP
Davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi, davalı tarafından hizmet tespiti talebiyle açılan davada, davacı, köy tüzel kişiliği kapanıncaya kadar bekçilik yaptığını belirtmiş ise de dinlene davacı tanıkları ve kamu tanıkları davacının köy koruculuğunu gönüllü yaptığını, yeşil kartının olduğunu ve kamu tanığı ... beyanında, davacının kendisinin de sigorta istemediğini yine davacının çiftlik işini hem de koruculuk işini birlikte yaptığı anlaşılmıştır. Buna göre davacının iş sözleşmesinin unsuru olan işverene bağımlılık ilişkisi içinde çalışmadığı, çiftçilik yaptığı anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, dosyadaki kayıt ve belgeler ile tespiti istenen dönemde Koşu köyünde muhtar ve aza olarak görev yapan tanık anlatımlarından davacının 01.07.1991 tarihinden dava tarihine kadar ve halen korucu (bekçi) çalıştığı ve bu çalışması karşılığında kendisine köy bütçesinden belli miktarlarda ödeme yapıldığı ve bu haliyle taraflar arasında iş ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır gerekçesi ile, davacının bu yönleri amaçlayan istinaf itirazlarını kabul etti ve 6100 sayılı HMK‘nun 353/1-b-2 maddesi gereğince hüküm kaldırılarak davanın kabulü yönünde yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurdu. Buna göre; Bafra 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 05.10.2016 tarih ve 2016/6 esas, 2016/768 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, davanın KISMEN KABULÜ ile, davacı ..."in 01.07.1991-31.03.2014 tarihleri arasında Koşu Köyü (kapatılan) Tüzel kişiliğinde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının TESPİTİNE karar vermiştir..
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Feri müdahil ... vekili, dunlanan tanık anlatımlarında davacının çiftçilik yaptığının belirlendiğini buna göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasının hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7. maddesi uyarınca, 01.10.2008 tarihi öncesi isteme ilişkin davanın yasal dayanağı mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79/10. ve 01.10.2008 tarihi sonrası isteme ilişkin davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddeleridir. 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 26. maddesi uyarınca; "Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Aynı Kanun"un 294-301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Yine aynı Kanun"un 297. maddesinin (2). fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur.
Somut davada; Davanın reddine dair verilen ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davacının 01/07/1991-31/03/2014 tarihleri arasında Koşu Köyü (kapatılan) tüzel kişiliğinde hizmet aktine dayalı olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Yukarada yapılan açıklamalar ışığında; davacının talebine ve Bölge Adliye Mahkemesinin kabulüne göre, gerekçeyle hüküm fıkrasındaki kabul çelişkili olup bozma nedenidir.
Mahkemece yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20/06/2019 gününde oybirliği ile karar verildi.