Abaküs Yazılım
6. Ceza Dairesi
Esas No: 2015/1278
Karar No: 2017/4029

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2015/1278 Esas 2017/4029 Karar Sayılı İlamı

6. Ceza Dairesi         2015/1278 E.  ,  2017/4029 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi (Kapatılan Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi, 23.09.2010 tarih ve 2005/119 Esas, 2010/302 Karar)
    SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, örgüte yardım etmek, tehdit, kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi, 6136 sayılı Kanuna muhalefet, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma,
    HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet
    T


    Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/04/2015 tarihli kenar yazısı ile Dairemize genderilerek, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

    Hükmedilen cezaların tür ve sürelerine göre sanık ... savunmanının duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK"nın 318. maddesi gereğince REDDİNE,

    Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında iddianamede 3. olay olarak belirtilen mağdur ...’a yönelik

    eylemle ilgili olarak açılan davada tefhimle infaza esas kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm kısmında sanıklar yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, gerekçeli kararın içeriğinde kısmen bahsedilmesinin ise bu yönde bir hüküm kurulduğu şeklinde kabulü olanaklı bulunmadığından, mahkemesinden dava zamanaşımı içerisinde her zaman infaza olanaklı bir karar alınması olanaklı görülmekle yapılan incelemede;

    I-Sanık ... savunmanının temyiz davasının, vekalet ücretine yönelik olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;

    Atılı suçtan beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık ... yararına karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

    Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK"nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasına “Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5.maddesi uyarınca 2.000.-TL vekalet ücretinin Hazine"den alınarak sanık ...’e verilmesine” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

    II-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında örgüte yardım etmek; sanıklar ..., ... ve ... hakkında yakınan ...’e yönelik tehdit; sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında yakınan ...’e yönelik tehdit; sanık ... hakkında yakınan ...’a yönelik tehdit; sanık ... hakkında kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi; sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet; sanıklar ... ve ... hakkında yakınan ...’a yönelik tehdit suçlarından kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;

    Yakınan ...’e yönelik sanıklar ..., ... ve Y..... yüklenen 5237 sayılı TCK’nın 106/2-c,d maddesine; yakınan

    ...’e yönelik sanıklar ...,..., ... ve ...’e yüklenen 5237 sayılı TCK’nın 106/2-c,d maddesine uyan suçların gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre, suç tarihi olan 26.05.2005 tarihi ile inceleme tarihi arasında aynı Kanun"un 66/1-e, 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık sürenin;

    Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında 5237 sayılı TCK’nın 220/2-3. maddelerince hüküm kurulmuş ise de; suç tarihinde yürürlükte olan 4422 sayılı kanunun 1. maddesi 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2. maddeleri 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 220/2-3, 66, 67. maddelerine göre zamanaşımı yönünden 765 sayılı TCK’nın daha lehe olduğu anlaşıldığından; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...’a yüklenen 765 sayılı TCK’nın 314/1.maddesine; sanık ...’na atılı 765 sayılı TCK’nın 252.maddesinden verilen beraat kararına; sanık ...’na yüklenen 6136 sayılı Kanunun 13/4. maddesine; sanık ...’a yüklenen 6136 sayılı Kanunun 15/1. maddesine; sanıklar ... ve ...’a yüklenen 6136 sayılı Kanunun 13/3.maddesine uyan suçların gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre, suç tarihi olan 26.05.2005 tarihi ile inceleme tarihi arasında 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2. maddesinde öngörülen 7 yıl 6 aylık sürenin;

    Sanık ...’nun mağdur ...’a yönelik eyleminin 765 sayılı TCK’nın 191/2. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi kanuna aykırı ise de; sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 191/2.maddesindeki tehdit suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, suç tarihi olan 26.05.2005 tarihi ile inceleme tarihi arasında aynı Yasanın 102/4, 104/2. maddesinde öngörülen 7 yıl 6 aylık sürenin;

    Oluş ve dosya kapsamına göre, sanıklar ... ve ...’ın arkadaş olup, zaman zaman birlikte hareket ettikleri, sanık ...’ın duygusal yakınlık yaşadığı mağdur ... adına Duygu İletişim adlı işyeri açtığı, işletmenin gerçek sermaye sahibinin sanık ... olduğu, yakınanın işletmeci olarak başında bulunduğu işyerinden sanık ...’ın zaman zaman arkadaşı sanık ... ile para aldıkları mağdur ...’un karşı çıkması üzerine tehdit edip devamında da işyerinin devredilmesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinin bir bütün halinde, 765 sayılı TCK’nın 308. maddesi 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 150/1. maddesi delaletiyle 106/2-c maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, kanuna aykırı ise de; sanıklar Haydar Köroğlu ve Veli Can’ın eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 308/2. maddesindeki ihkakı hak suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4, 104/2.maddeleri ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı
    TCK’nın aynı suça uyan 150/1, 106/2-c, 66/1-e, 67/4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan Yasanın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında, zamanaşımı bakımından 765 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olması ve suç tarihi olan 26.05.2005 tarihi ile inceleme tarihi arasında aynı Yasanın 102/4, 104/2. maddesinde öngörülen 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması;

    Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve savunmanlarının, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... savunmanları ile o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun"un 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

    III-Sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak; sanık ... hakkında yakınan ...’a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma; sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında yakınan ...’a yönelik tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesine gelince;

    Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

    Ancak;

    1-5237 sayılı TCK"nın 220.maddesi kapsamında bir örgütün varlığından bahsedebilmek için en az üç kişinin suç işlemek amacıyla bir araya gelmesi, bu kişiler arasında devamlılık içeren katı veya gevşek bir hiyerarşik ilişki bulunması, bu kişilerin örgüt araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye muktedir olması gerekir. Suç işlemek için anlaşmada ise; suç işlemek üzere iradelerin bir araya gelmesi söz konusudur, burada da devamlılık vardır. Ancak örgütlenme yoktur.

    Suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün varlığından bahsedebilmek için örgütün hangi suç ve/veya suçları işlemek amacıyla kurulduğu da tespit edilmelidir.
    Çünkü örgütün amacı bir suç programını gerçekleştirmektir. Yani belirsiz sayıda suç
    işlemektir. Suç sayılmayan ancak hukuka aykırılık teşkil eden fiilleri gerçekleştirmek için kurulmuş ise amacı kanunda suç olarak tanımlanan fiilleri işlemek olmayan bir örgütlenme bu anlamda algılanamaz.

    Suç örgütü kurma ve yönetme ile örgüte üye olma, suçları yönünden suç örgütünün işlemeyi amaçladığı suç ve/veya suçların en azından hazırlık hareketi ile ilgili ciddi bulgu, emare ve/veya delil olmalıdır. Suç örgütü kurma bağımsız bir suç kabul edildiğine göre, amacı olmayan bir örgütlenmede, suç örgütünün bir veya birkaç amaçla suç işlemesi için kurulmalı ve suçların işlenmesine dair TCK’nın 220/1.maddesinde gösterilen unsurlar ile ilgili bulgulara ulaşılmalıdır.

    Suç işlemek için örgüt kurmak iştirak kavramına yakındır. Ancak birkaç noktada iştirakten ayrılır. İştirak, şerikler arasında anlaşma net bir şekilde belirlenmiş olan bir veya birden fazla suç işlemek içindir. İşlenecek suçun sayısı, konusu ve mağdur bellidir. İştirak gereği suç işlendiğinde anlaşmanın gereği yerine gelmiştir. Yeni bir suç işleme söz konusu değildir.

    Suç işlemek için örgüt kurmada bir veya birkaç suç işlendikten sonra daha programlanmış suçları işlemek için örgüt devam eder. Örgüte iştirak eden failler işlenen suçtan dolayı iştirak gereği cezalandırılır, yani katkıda bulunana uygulanır. Örgüt kurucuları kendi başlarına veya başkaları ile anlaşma yapılmasını başlatandır. Faaliyeti ile örgütün doğmasına sebebiyet vermektedir. Örgüt yönetenler ise üst pozisyonda kollektif faaliyeti kısmen veya tamamen düzenleyen, koordine edenlerdir. Örgüte sonradan katılmak ile iş bölümü gereği bir görev üstlenen örgüt üyesi olur. Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen, yardım eden kişi de örgüt üyesi sayılacaktır.

    Suç örgütü vasıtasıyla suç teşkil eden fiil gerçekleşmelidir. Yasal dayanak olmaksızın yalnızca isnat edilen suçların aynı olduğundan bahisle (özellikle suç örgütü kurma veya yönetme adı altında) uygulama da yapılamaz.

    Bu açıklamalar karşısında;

    Suç işlemek amacıyla örgüt kurma-yönetmekle suçlanan sanık ... ile suç örgütüne üye olmakla suçlanan diğer sanıkların devamlılık içeren kanunun suç saydığı fiilleri işlemek (suç işleme programı altında) amacı ile bir araya gelip aralarında sıkı veya gevşek hiyerarşik bir bağın bulunduğuna ve sanık ...’ın faaliyetleri ile örgütün doğmasına veya üst pozisyonda kollektif faaliyeti kısmen veya tamamen düzenleyip koordine ettiğine dair inandırıcı, kesin ve somut deliller bulunmadığı gözetilmeden; sanık ...’nun suç işlemek amacıyla örgüt kurma-yönetme suçundan beraati yerine, TCK’nın 220/1-3. maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmesi,

    2) İddianamede 5. olay ile ilgili olarak sanık ... hakkında mağdur ...’a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne gelince; yakınan Sefa’nın 30/04/2004 ve 06/02/2005 günlü beyanları ve yakınan ...’in aşamalarda kendi içinde değişen birbiri ile örtüşmeyen anlatımları, karar gerekçesinde belirtilen Bayram adlı kişinin açık kimliği tespit olunup bu yönde antlı beyanı dahi saptanmadan anılan şekilde Bayram adının bir şekilde delil olarak ele alınması, sanık ...’ın ise istikrarlı olarak atılı suçlamayı kabul etmediği dikkate alındığında, sanık ...’ın yakınan Sefa’ya yönelik hürriyeti tahdit suçunu işlediğini gösteren her türlü şüpheden uzak kesin delillerin bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,

    3)İddianamedeki 12. olayla ilgili olarak sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında TCK’nın 150/1. maddesi delaletiyle aynı kanunun 106/2-a,c,d ve 109 /2-a,b maddelerine göre mahkumiyet kararı verilmiş ise de;

    A)Sanıklar ... ve ... savunmanının, sanık ...’ın Konya Asliye Ceza Mahkemesinde yargılandığı aynı suç nedeni ile yapılan yargılamanın mükerrer yargılamaya konu olduğu iddiası karşısında, mükerrer yargılama ve uygulamaların yapılmaması ve delillerin birlikte takdiri zorunluluğu nedeniyle öncelikle söz konusu dava dosyası saptanıp getirtilerek, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi zorunluluğu,

    B) Sanıklar hakkında yakınan ...’a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan CMUK’nın 163. ( CMK’nın 170/3 ve 225/1.) maddelerinde öngörülen yönteme ve biçime uygun olarak açılmış dava bulunmadığı halde, sanıklar hakkında bu suçtan mahkumiyet kararı verilmesi,

    C)Uygulamaya göre ise;

    a-Sanık ...’ın aşamalarda değişen, görgüye dayalı olmayan ve yakınan ...’ın beyanıyla örtüşmeyen ifadelerinden hangisine ne sebeplerle üstünlük tanındığı karar yerinde açıklanıp denetime olanak verecek şekilde gösterilmeden genel geçişli ifadelere yer verilerek yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,

    b-Örgütlü suç kapsamında olmayıp, iştirak halinde münferiden işlenen tehdit

    suçu ile ilgili olarak 5237 sayılı TCK’nın 106.maddesinin 2. fıkrasının (a-c) bendleri yanı sıra koşulları bulunmayan (d) bendine yer verilmesi,

    c-Hüküm fıkrasında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu için nitelikli hallerin düzenlendiği madde uygulanırken, 5237 sayılı TCK’nın 109/3-a-b maddesi yerine, 109/2-a-b maddesinin yazılması, bu suç uyarınca belirlenen 4 yıl hapis cezasının, anılan Yasanın 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirimi sonucu cezanın 3 yıl 4 ay yerine, 2 yıl 6 ay olarak eksik belirlenmesi,

    Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve savunmanı ile sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... savunmanlarının ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle kısmen isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 31.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi