13. Hukuk Dairesi 2018/1031 E. , 2020/5008 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, kendisine ait olan ... ili ... ilçesi ... köyü 498,733,861 ve 869 no"lu parsellerin rızası dışında vekalet yetkisinin kötüye kullanılması sonucu satıldığını, satışı yapılan yerlerin değerli yerler olmasına rağmen kendisine cüzi bir ödeme yapıldığını belirterek isteği olmadan elinden çıkan taşınmazların tapularının iptallerine veya gerçek değerinin, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 20.000-TL"nin ödenmesini talep etmiştir.
Davalı, cevap dilekçesi sunmamış olup duruşmadaki beyanında; davacının dava konusu tarlayı kendisine 20.000 TL"ye tapu dışında sattığını, taşınmazın satışı konusunda da davacıdan vekalet aldığını, satış bedeli olan 20.000 TL"nin önce 5.000 TL"sini daha sonra 7.500 TL"sini davacıya ödediğini, son taksit olan 7.500 TL"yi ödemeyemediğini, ardından davacıdan almış olduğu vekaletle tarlayı bir başkasına 26.000 TL"ye satıp devrettiğini, bu satış öncesinde davacının tapudaki adını düzelttirmek için dava da açtığını, açılan davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
Mahkemece; her ne kadar davacı tarafça dört parsel için dava açılmış ise de, sadece 498 nolu parselin davalı tarafça vekaletname ile dahili davalı ...’a satıldığı, diğer parseller için böyle bir satışın söz konusu olmadığı, dahili davalı malikin taraflar arasındaki ilişkiyi bildiği veya bilmesi gerektiği yani kötüniyetli olduğu ispatlanmadığından tapuya güven ilkesi gereği tapu iptal talebinin yerinde olmadığı, alacak talebine ilişkin olarak ise davalı tarafça 498 nolu taşınmazın 35.000-TL bedeli ile dahili davalıya satıldığı, davalı tarafça önce 5000-TL, sonra 7.500-TL" nin ödendiğinin iddia edildiği, dava dilekçesinde 7.500-TL ödemenin kabul edildiği ancak, 5000-TL nin ödendiğinin davalı tarafça kanuni deliller çerçevesinde ispat edilemediği, bu konuda yazılı belge sunulamadığı, her ne kadar davalı taraf davacı ile aralarında 20000-TL bedelle satış yapıldığı, vekaletin bu sebeple alındığı söylenmiş ise de, davacı tarafın bunu kabul etmediği ve bu iddianın da aynı şekilde kanuni deliller ile ispat edilemediği, bu konudaki ceza soruşturmasında dinlenen tanık beyanının geçerli olmayıp yazılı belge sunulması gerektiği anlaşıldığından belirtilen sebep, delil ve gerekçelerle talep miktarı nazara alınarak davacı tarafın alacağa ilişkin talebinin kabulü ile istem gibi 20.000 TL"nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ..."dan alınarak davacı tarafa verilmesine; davacı tarafın taşınmazların iptal ve tesciline ilişkin talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1)Davacı, isteği olmadan elinden çıkan taşınmazların tapularının iptallerine veya gerçek değerinin, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 20.000-TL nin tahsilini istemiştir. Mahkemece, tapuya güven ilkesi gereği davacının tapu iptal talebinin yerinde olmadığı, alacak talebine ilişkin olarak ise talep miktarı nazara alınarak istem gibi 20.000 TL"nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ..."dan alınarak davacı tarafa verilmesi şeklinde hüküm kurulmuştur.
Dava konusu satış ile davacının mülkiyetinden çıkan 498 parsel sayılı taşınmazın elden çıktığı tarihteki rayiç değeri tespit edilerek hüküm kurulması gerekirken; mahkemenin davacının taşınmazın gerçek değerinin tespiti yönündeki talebi karşılanmadan talep miktarı nazara alınarak 20.000 TL alacak miktarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ..."dan alınarak davacı tarafa verilmesi yönündeki kararı doğru görülmemiştir. Hal böyle olunca mahkemece, taşınmazın elden çıktığı tarih itibariyle rayiç değeri belirlenmek suretiyle davacının alacağının belirlenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Dava tarihi 07/04/2011 olmasına rağmen karar başlığında hatalı olarak 24/12/2012 tarihi yazılmış ise de HMK 304 ‘‘Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya tarafların birinin talebi üzerine düzeltilebilir.’’ maddesi gereğince dava tarihinin karar başlığında yanlış yazılması maddi hata olup, mahallinde her zaman düzeltilebilir olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
3-Bozma nedenine göre, davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.