10. Hukuk Dairesi 2017/3921 E. , 2019/5140 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Rücuan tazminat davasının bozmaya uyulurak yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı Kurum ve davalılardan ... ve ... Tem. Büro Kalorifer Peyzaj Sağlık İlaç Bilgi İşlem San. ve Tic. Ltd. Şti. avukatlarınca istenilmesi ve davalı ... tarafından duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.06.2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... adına Av. ... ile davacı Kurum adına Av. ... davalı ... Tem. Büro Kalorifer Peyzaj Sağlık İlaç Bilgi İşlem San. ve Tic. Ltd. Şti. adına Av. ... ve şirket yetkilisi ... geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, mahkemece verilen 21.11.2012 tarihli ilk karar, Dairemizce verilen 03.07.2014 günlü bozma ilamı ile,; “…Hükme esas alınan kusur raporunun 506 sayılı Yasanın 26. maddesi kapsamında ihlal edilen mevzuat hükümleri belirtilmeksizin soyut düzeyde olması nedeniyle uygun görülmemiş olup; mahkemece, öncelikle, iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman kişilerden seçilecek bilirkişi kurulundan yeniden kusur raporu aldırılmalı, oluşan kazaya karşı, hangi önlemlerin alınması gerektiği, işverence alınması gerekli önlemlerin neler olduğu, bunların alınıp alınmadığı ve alınmış tedbirlere sigortalı ve diğer ilgililerin uyup uymadığı hususları ortaya konulmalı, maddi oluşa ve kanuna uygun olarak, kusur oran ve aidiyetleri belirlenmeli sonucuna göre karar verilmesi ile meydana gelen olayda 506 sayılı Yasanın 9 ve 10. maddeleri kapsamında, davalı ... Tem. Büro Kalorifer Peyzaj Sağlık İlaç Tic. Ltd. Şti. sorumluluğunun irdelenmesi” gereklerine işaret edilerek bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Eldeki davada, davalılardan ... Mirasçıları ...,... hakkında mirasın hükmen reddi nedeniyle yazılı şekilde davanın reddine dair karar verilmesinde bir isabetsizlik yok ise de, dairemizce verilen bozma gereklerinin yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir.
İşveren ve üçüncü kişilerin, meydana gelen iş kazası nedeniyle sigortalı ya da hak sahiplerine sosyal sigorta yardımları yapmakla görevli olan Kuruma karşı 506 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesi uyarınca sorumluluğu, kusur sorumluluğu ile sınırlı bulunmaktadır. Anılan kusur sorumluluğu; ancak işverenin kastı, suç sayılır eylemi, işçilerin sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına aykırı eyleminin; üçüncü kişilerin kasıt ve kusuru ve bunlarla meydana gelen iş kazası arasında illiyet bağının bulunması halinde oluşmaktadır. Buna göre; işverenin/üçüncü kişilerin iş kazasındaki kasıt veya kusurunun tespiti amacıyla; iş kazasının oluşumuna ilişkin maddi olguların eksiksiz biçimde saptanması, sorumluluğu gerektiren her koşulun, kendi özelliği çerçevesinde araştırılıp irdelenmesi, işveren ve diğer ilgililerin kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi gerekir.
Bu kapsamda; 6331 sayılı Kanunun 37’nci maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılan ancak zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu"nun 77’nci maddesi uyarınca, işverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluktan konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile, işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Dünya Sağlık Örgütü"nün (WHO) ortak Komisyonunda işçi sağlığının esasları: Bütün işkollarında işçinin fiziksel, ruhsal ve sosyo-ekonomik bakımdan sağlığını en üst düzeye çıkarmak ve bunun devamını sağlamak; çalışma şartları ve kullanılan zararlı maddeler nedeni ile işçi sağlığının bozulmasını engellemek; her işçiyi kendi fiziksel ve ruhsal yapısına uygun işte çalıştırmak; özet olarak işin işçiye ve işçinin ise uyumunu sağlamak olarak tanımlanmaktadır. Belirlenen amaçlara ulaşmak, dolayısıyla iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek temel sorumluluktur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2006 gün ve E: 2006/10-696, K: 2006/704 sayılı kararı).
Kocabey Deresinin ıslah çalışmaları sırasında davalılar mirasçısı ...’a ait olan dere kenarındaki tarlasına çalışmanın taşması ve tarla kenarındaki kavakların zarar görmesi nedeniyle girdiği tartışma sonrasında, DSİ’nin çalışanı olduğu anlaşılan sigortalı ... ile alt işveren konumunda yer alan diğer davalı şirket ... Tem. Büro Kalorifer Peyzaj Sağlık İlaç Tic. Ltd. Şti’nin çalışanı olduğu anlaşılan ...’yu av tüfeğiyle öldürmesi şeklinde meydana gelen olayın niteliği dikkate alındığında, tahrik sorumluluğunun belirlenebilmesi açısından, aralarında ceza hukuku bilirkişi de bulunan bir heyetten her bir sigortalı ve davalı işverenleri yönünden ayrı ayrı kusur değerlendirmesi yapan ve diğer sigortalının ölümünde kusurun varlığını irdeleyen bir kusur raporu aldırılması ile sonucuna göre karar verilmelidir.
Ayrıca belirtilmelidir ki, davanın yasal dayanaklarında olan 506 sayılı 26. maddesinin son fıkrasındaki “..Ancak; iş kazası veya meslek hastalıkları sonucu ölümlerde bu Kanun uyarınca hak sahiplerine yapılacak her türlü yardım ve ödemeler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kasdı veya kusuru bulunup da aynı iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine Kurumca rücu edilemez.” düzenlemesinin de mahkemece dikkate alınması gereklidir.
Anılan düzenleme ile iş kazasının meydana gelmesinde kusuru bulunan işveren ve 3. kişiler kurum zararının ödenmesinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları halde iş kazasında vefat eden kusurlu sigortalının hak sahiplerine Kurumca rücu edilemeyeceği yönündeki düzenlemeyle bir istisna getirilmiş ve kusurlu ancak vefat etmiş sigortalının hak sahiplerinin sorumluluğu yasa ile kaldırılmıştır. Bu durumda rücu imkânsızlığı yasadan kaynaklanmaktadır ve diğer müteselsil borçluların durumu ağırlaştırılmamalıdır. Yasa koyucu kusurlu olan sigortalının hak sahiplerini borçtan sorumlu tutmamayı amaçlamış ve bilinçli olarak bu alacak miktarından vazgeçmiştir. Davaya konu olayda, TBK 166 ve 168. maddeler kıyas yoluyla uygulanmalı ve bu kapsamda değerlendirilme yapılmalıdır. Anılan fıkra ile hem Kurumun, kusurlu olan ve aynı kazada vefat eden sigortalıya rücu etme imkânı kaldırılmış, hem de diğer borçluların iç ilişkide bu borçluya rücu etmeleri engellenmiştir. Dolayısıyla kusurlu olan sigortalının hak sahipleri borçtan sorumlu olmayacağından, bu durum diğer müteselsil borçlulara da sirayet edecek ve onlar da rücu edilemeyen borçlunun hissesi oranında borçtan kurtulacaklardır.
Eldeki davada da, sigortalı ... yönünden davalı ... Tem. Büro Kalorifer Peyzaj Sağlık İlaç Tic. Ltd. Şti.’nin işveren sıfatının bulunmayışı karşısında üçüncü kişi, diğer davalı ... Gen. Müd.’nün işveren, diğer sigortalı ... yönünden ise, DSİ Gen. Müd.’nün asıl işveren, diğer davalı ... Tem. Büro Kalorifer Peyzaj Sağlık İlaç Tic. Ltd.Şti’nin ise alt işveren sıfatlarının varlığı dikkate alınarak bir kusur değerlendirilmesi yapılmalı ve bu davalıların da kusurları somut olgularla desteklenmelidir.
Diğer taraftan, teselsüle dayalı olarak açılan davada, davalılar ...,...,... ’in murisi olan ...’in kusurundan diğer davalıların da sorumlu oldukları dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak, elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgı sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı ve davalılardan DSİ Gen. Müd. ve ... Tem. Büro Kalorifer Peyzaj Sağlık İlaç Tic. Ltd. Şti. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı Kurum avukatı yararına takdir edilen 2.037,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılara yükletilmesine, davalı ... ve ... Tem. Büro Kalorifer Peyzaj Sağlık İlaç Bilgi İşlem San. ve Tic. Ltd. Şti. avukatları yararına takdir edilen 2.037,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalı ... ve ... Tem. Büro Kalorifer Peyzaj Sağlık İlaç Bilgi İşlem San. ve Tic. Ltd. Şti."ye iadesine, 18/06/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.