4. Ceza Dairesi 2019/8553 E. , 2020/6435 K.
"İçtihat Metni" Hakaret ve tehdit suçlarından sanıklar ... ve ..."nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1-2, 106/1-1. cümle, 43/1 ve 62. maddeleri gereğince 1.860,00 Türk Lirası adli para ve 6 ay 7 gün hapis cezaları ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına, katılan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden takdir edilen 2.725,00 Türk Lirası vekalet ücretinin sanıklar arasında 1/2 oranında pay edilerek her bir sanık payına düşen 1.362,50 Türk Lirası yargılama giderinin ayrı ayrı tahsili ile hazineye irat kaydına dair, Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 24/04/2019 tarihli ve 2018/515 esas, 2019/610 sayılı kararının, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü"nün 18/11/2019 gün ve 94660652-105-06-14397-2019-Kyb sayılı istemleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/11/2019 gün ve 2019/114668 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daire"ye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
1136 Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesindeki, “Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmın ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 324/1. madde ve fıkrasında yer alan "(1) Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir." şeklindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde, katılanın hak ettiği vekâlet ücretinden sanıkların sorumlu olduğu ve takdir olunacak vekalet ücretinin sanıklardan tahsili ile katılana verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Hakaret ve tehdit suçlarından sanıklar ... ve ..."nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1-2, 106/1-1. cümle, 43/1 ve 62. maddeleri gereğince 1.860,00 Türk Lirası adli para ve 6 ay 7 gün hapis cezaları ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına, katılan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden takdir edilen 2.725,00 Türk Lirası vekalet ücretinin sanıklar arasında 1/2 oranında pay edilerek her bir sanık payına düşen 1.362,50 Türk Lirası yargılama giderinin ayrı ayrı tahsili ile hazineye irat kaydına dair, Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 24/04/2019 tarihli ve 2018/515 esas, 2019/610 sayılı kararının, 1136 Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesindeki, “Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmın ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 324/1. Madde ve fıkrasında yer alan "(1) Harçlar ve arifesine göre
ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir." şeklindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde, katılanın hak ettiği vekâlet ücretinden sanıkların sorumlu olduğu ve takdir olunacak vekalet ücretinin sanıklardan tahsili ile katılana verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçeleriyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Hakaret ve tehdit suçlarından sanıklar ... ve ..."nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1-2, 106/1-1. cümle, 43/1 ve 62. maddeleri gereğince 1.860,00 Türk Lirası adli para ve 6 ay 7 gün hapis cezaları ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 24/04/2019 tarihli ve 2018/515 esas, 2019/610 sayılı kararında, katılan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden takdir edilen 2.725,00 Türk Lirası vekalet ücretinin Hazineye irat kaydına hükmedilmesinde isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK"nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu"nun 23. maddesi ile kabul edilmiş, 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun"un 23. maddesiyle 5271 sayılı Kanun"un 231. maddesine eklenen 5 ila 14. fıkrayla büyükler için de uygulamaya konulmuş, aynı Kanunun 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanun"un 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılıklar hariç tutulmak kaydıyla çocuk suçlular ile yetişkin suçlular, hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tâbi kılınmıştır.
Başlangıçta yalnızca yetişkin sanıklar yönünden ve şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak hükmolunan, bir yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezaları için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması 5728 sayılı Kanun"un 562. maddesi ile 5271 sayılı Kanun"un 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikle, Anayasa"nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar istisna olmak üzere, iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezalarına ilişkin tüm suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş, maddenin altıncı fıkrasına, 25/07/2010 tarihinde Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanun"un 7. maddesiyle "sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez." cümlesi eklenmiş, yine maddenin sekizinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere, 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanan 6545 sayılı Kanun"un 72. maddesiyle "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez" cümlesi eklenmiştir.
5560, 5728, 5739, 6008 ve 6545 sayılı Kanunlarla 5271 sayılı CMK"nın 231. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için;
1) Suça ilişkin olarak;
a- Yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması,
b- Suçun Anayasa"nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması,
2) Sanığa ilişkin olarak;
a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b-Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
c-Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,
d-Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması,
e-Sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmemiş olması,
Şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Tüm bu şartların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve onsekiz yaşından büyük olan sanıklar beş yıl, suça sürüklenen çocuklar ise üç yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulacaktır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağına ilişkin bir değerlendirme yapılması için, yargılamanın herhangi bir sujesinin talepte bulunması şart değildir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarının varlığı hâlinde, 6008 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce resen, bu değişiklikten sonra ise sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması hâlinde mahkemece diğer kişiselleştirme hükümleri olan seçenek yaptırımlara çevirme ve ertelemeden önce değerlendirilmesi gerekmektedir.
5271 sayılı CMK"nın "Yargılama Giderleri" başlıklı 324/1. maddesi, "Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir." şeklinde, 325. maddesinin bir ve ikinci fıkraları, "(1) Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir. (2) (Değişik fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.27.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi hallerinde de birinci fıkra hükmü uygulanır." biçimindedir. Yine, 1136 Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesi “Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmın ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” hükmünü içermektedir.
İncelenen dosyada;
Sanıklar ... ve ... hakkında, 25/01/2018 tarihli eylemleri nedeniyle, TCK"nın 106/1-1, 125/1, 43/1, 53/1. maddeleri kapsamında cezalandırılmaları talebiyle, 15/05/2018 tarihinde kamu davası açıldığı, yargılama neticesinde Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 24/04/2019 tarihli ve 2018/515 esas, 2019/610 sayılı kararıyla sanıkların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1-2, 106/1-1. cümle, 43/1 ve 62. maddeleri gereğince 1.860,00 Türk Lirası adli para ve 6 ay 7 gün hapis cezaları ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına, katılan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden takdir edilen 2.725,00 Türk Lirası vekalet ücretinin sanıklar arasında 1/2 oranında pay edilerek her bir sanık payına düşen 1.362,50 Türk Lirası yargılama giderinin ayrı ayrı tahsili ile hazineye irat kaydına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, katılan vekilinin başvurusu üzerine kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
5271 sayılı CMK"nın "Yargılama Giderleri" başlıklı 324/1. maddesi, 325. maddesinin bir ve ikinci fıkraları ile 1136 Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi"nin 14/1. maddesi hükümlerine göre, katılanın kendisini vekil ile temsil ettirdiği bir ceza yargılamasında, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde, sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeli ve bu ücret katılanca tahsil edilmelidir.
Bu açıklamalar karşısında; sanıklar aleyhine belirlenen vekalet ücretinin, katılan lehine hükmedilmesi yerine, hazineye irat kaydına dair kararda hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 24/04/2019 tarihli ve 2018/515 esas, 2019/610 sayılı kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sonraki işlemlerin, CMK"nın 309/4-a maddesi gereğince mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 11/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.