Abaküs Yazılım
4. Ceza Dairesi
Esas No: 2020/590
Karar No: 2020/6434
Karar Tarihi: 11.06.2020

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/590 Esas 2020/6434 Karar Sayılı İlamı

4. Ceza Dairesi         2020/590 E.  ,  2020/6434 K.

    "İçtihat Metni"

    Tehdit suçundan sanık ..."in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 106/1-son, 62/2 ve 52/2. maddeleri gereğince 500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, Ankara Batı 10. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 09/09/2019 tarihli ve 2019/476 esas, 2019/609 sayılı kararının, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü"nün 30/12/2019 gün ve 94660652-105-06-16598-2019-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/01/2020 gün ve 2020/1405 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daire"ye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
    Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
    Dosya aslının diğer suç yönünden istinaf incelemesi amacıyla Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiş olması nedeniyle suret üzerinden yapılan incelemede;
    Dosya kapsamına göre; sanık hakkında 23/10/2018 tarihli ve 2018/571 esas, 2018/827 sayılı kararı ile kesin nitelikte adli para cezası ile cezalandırılmasına dair karar verildiği, anılan karar hakkında kanun yararına bozma istemine binaen Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 25/06/2019 tarihli ve 2019/3194 esas, 2019/11773 karar sayılı ilamıyla ""...bozma nedeninin mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne ilişkin olması sebebiyle yeniden yapılacak yargılama sonucunda kurulacak hükmün, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacağının gözetilmesine,.."" şeklindeki gerekçeyle istem doğrultusunda kararın bozulmasına karar verilmesi karşısında; Mahkemesince, yargılama sonunda bozma ilamı doğrultusunda mükerrir sanık hakkında hapis cezası seçilerek hüküm kurulması ve sanık hakkında TCK 58. madde uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına dair karar verilmesi ancak yeni hükmün önceki hükümden daha ağır olamayacağı belirtilerek infazın önceki hükümle belirlenmiş adli para cezası üzerinden yapılması gerektiğine dair karar verilmesi yerine, bozma ilamı ile ortadan kalkan ilk hüküm gibi karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    I-Olay:
    Tehdit suçundan sanık ..."in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 106/1-son, 62/2 ve 52/2. maddeleri gereğince 500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, Ankara Batı 10. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 09/09/2019 tarihli ve 2019/476 esas, 2019/609 sayılı kararının, sanık hakkında 23/10/2018 tarihli ve 2018/571 esas, 2018/827 sayılı kararı ile kesin nitelikte adli para cezası ile cezalandırılmasına dair karar verildiği, anılan karar hakkında kanun yararına bozma istemine binaen Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 25/06/2019 tarihli ve 2019/3194 esas, 2019/11773 karar sayılı ilamıyla ""...bozma nedeninin mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne ilişkin olması sebebiyle yeniden yapılacak yargılama sonucunda kurulacak hükmün, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacağının gözetilmesine,.."" şeklindeki gerekçeyle istem doğrultusunda kararın bozulmasına karar verilmesi karşısında; Mahkemesince, yargılama sonunda bozma ilamı doğrultusunda mükerrir sanık hakkında hapis cezası seçilerek hüküm kurulması ve sanık hakkında TCK 58. madde uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına dair karar verilmesi ancak yeni hükmün önceki hükümden daha ağır olamayacağı belirtilerek infazın önceki hükümle belirlenmiş adli para cezası üzerinden yapılması gerektiğine dair karar verilmesi yerine, bozma ilamı ile ortadan kalkan ilk hüküm gibi karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
    II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
    Sanık ... hakkında, Dairemizce verilen kanun yararına bozma sonrası kurulan hükümde, TCK"nın 58. maddesi gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesine ilişkindir.
    III- Hukuksal Değerlendirme:
    5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
    Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
    Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağan üstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.(Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
    Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
    Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir.
    Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 06.12.2016 tarihli ve 2013/6-613 esas, 2016/469 sayılı kararında da belirtildiği üzere, bozma sonrası yapılacak işlemler ve bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ile bozma kararının etkileri, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrıma tabi tutularak CMK"nın 309. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Bozma nedenleri; 5271 sayılı Kanunun 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, 309. maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma neticesinde yeniden karar verilecektir. Bu halde, yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar da bulunmadığından verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir. Bozma nedenleri; mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne ya da savunma hakkını kısıtlama veya tamamen kaldırma sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması durumunda, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacak, cezanın infazı bozma öncesi hüküm üzerinden gerçekleştirilecektir. Davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulması halinde ise, aynı fıkranın (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, yeniden yargılama yapılması yasağı nedeniyle yasa yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir. Aynı kanun maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca, bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi durumunda cezanın kaldırılmasına, daha hafif cezanın verilmesini gerektirmesi halinde ise bu hafif cezaya Yargıtay ilgili ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu halde yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip gerekli kararın doğrudan ilgili daire tarafından verilmesi gerekmektedir.
    Görüldüğü üzere, bir karar veya hükmün kanun yararına bozulmasının, ilgili aleyhine sonuç doğurup doğurmayacağı, bozma sonrasında kararı veren hakim veya mahkemede yeniden inceleme, araştırma ve yargılama yapılıp yapılamayacağı, hangi hallerde Yargıtayın doğrudan hükmetme yetkisinin bulunduğu, 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesinde sıralı ve ayırıcı biçimde düzenlenmiştir. Bu düzenlemede, kanun yararına bozmanın sonuçları ve bozma sonrasındaki uygulama saptanırken “karar” ve “hüküm” ayrımı gözetilmiş, ayrıca mahkûmiyet hükmü ile davanın esasını çözen veya çözmeyen diğer hükümler bakımından farklı uygulama ve sonuçlar öngörülmüştür.
    İncelenen dosyada;
    Sanık ... hakkında 09/08/2016 tarihli hakaret ve basit tehdit eylemleri nedeniyle TCK"nın 125/1, 125/3.a, 125/4, 43/2, 106/1-2. cümle, 53 ve 58. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, yargılama neticesinde Ankara Batı 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/10/2018 tarihli ve 2018/571 esas, 2018/827 sayılı kararıyla sanığın, TCK"nın 125/3-a, 125/4, 43/2, 62, 52/2, 106/1- 2. cümle, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca sırasıyla 8.840,00 Türk lirası ve 500,00 Türk lirası adli para cezalarıyla cezalandırılmasına, TCK"nın 58. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına ve adli para cezalarının taksitlendirilmesine karar verildiği, hakaret suçundan kurulan hüküm yönünden o yer Cumhuriyet savcısının sanık aleyhine istinaf kanun yoluna başvurduğu, basit tehdit suçundan tayin olunan cezanın türü ve miktarı itibariyle hükmün kesin nitelikte olduğu, tehdit suçundan kurulan hükme yönelik olarak kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu ve Dairemizin 25.06.2019 tarihli, 2019/3194 esas, 2019/11773 karar sayılı ilamıyla, hükmün, TCK"nın 58/3. maddesine göre hapis cezasının tercih edilmesi zorunluluğuna uyulmadığı gerekçesiyle kanun yararına bozulmasına karar verildiği, bozma kararında ayrıca, CMK"nın 309/4-b maddesi uyarınca yeniden yargılama sonucunda kurulacak hükmün, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacağının gözetilmesinin vurgulandığı, bozma sonrası yeniden yapılan yargılama sonucunda, bozma ilamına uyulduğu da belirtilerek, Ankara Batı 10. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 09/09/2019 tarihli ve 2019/476 esas, 2019/609 sayılı kararıyla bozma öncesi hükmün aynı şekli ile karar verildiği, kararın gerekçesinde, yeniden yargılama sonucunda kurulacak hükmün, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacağının belirtildiği, kesin nitelikte kurulan bu hükme karşı da o yer Cumhuriyet savcısınca kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
    Sanık ..."e yükletilen basit tehdit suçunun 09/08/2016 tarihinde işlenmesi, sanığın adli sicil kaydında yer alan ve TCK"nın 142/1-b maddesi gereğince belirlenip ertelenmesine karar verilen 1 yıl 15 gün hapis cezasının 03/06/2016"da kesinleşmesi, tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki hükmün kesinleşmesinin ve ikinci suçun kesinleşmeden sonra işlenmesinin yeterli olması, TCK"nın 58/3. maddesinde tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunacağının belirtilmesi karşısında; sanık hakkında basit tehdit suçundan dolayı seçimlik cezalardan hapis cezasının tercih edilmesi, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, seçimlik cezalardan adli para cezasının tercih edilmesine ve sanığın TCK"nın 106/1- 2. cümle, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 500,00 Türk lirası adli para cezasıyla cezalandırılmasına dair Ankara Batı 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/10/2018 tarihli ve 2018/571 esas, 2018/827 sayılı kararında isabet bulunmadığından Dairemizce 25.06.2019 tarihli, 2019/3194 esas, 2019/11773 karar sayılı ilamıyla hüküm kanun yararına bozulmuştur.
    Bozma nedeninin, mahkumiyete ilişkin hükmün davanın esasını çözmeyen yönüne ilişkin olması nedeniyle, CMK"nın 309/4-b maddesi uyarınca, yeniden yapılacak yargılama sonucunda kurulacak hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır. Çözülmesi gereken sorun da, bahsi geçen Kanun hükmünü, bozma sonrası yargılama yapacak olan ilk derece mahkemesinin nasıl yorumlayacağı noktasında toplanmaktadır. CMK"nın 309. maddesinde düzenlenen ve olağanüstü nitelikteki bir yasa yolu olan kanun yararına bozma kurumunun, ülke sathında uygulama birliğine ulaşılmasını, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini amaçladığı hususları gözetildiğinde, yeniden yapılacak yargılamada bozma nedenlerine uygun şekilde hukuka aykırılık bütünüyle giderilip karar verilmeli ancak infazın bozma öncesinde verilen ve sanık lehine olan ceza üzerinden gerçekleştirilmesine hükmedilmelidir. Dolayısıyla, bozma sonrası yargılamaya devam eden mahkemece, bozma öncesi hükümde bir değişiklik yapılmadan verilen kararda hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşılmıştır.
    IV- Sonuç ve Karar:
    Yukarıda açıklanan nedenlerle;
    Kanun yararına bozma istemine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarnamede yer alan bozma nedeni yerinde görüldüğünden, basit tehdit suçundan kurulan, Ankara Batı 10. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 09/09/2019 tarihli ve 2019/476 esas, 2019/609 sayılı kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedeninin, mahkûmiyete ilişkin hükmün davanın esasını çözmeyen yönüne ilişkin olması sebebiyle, yeniden yapılacak yargılama sonucunda kurulacak hükmün, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacağının ve infazın önceki ceza üzerinden gerçekleştirileceğinin gözetilmesine, bozma nedenine göre sonraki işlemlerin, CMK"nın 309/4-b maddesi gereğince mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 11/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi