4. Ceza Dairesi 2019/8554 E. , 2020/6433 K.
"İçtihat Metni"Silahla tehdit suçundan sanık ..."ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 125/3-a, 29 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanun"un 51/1. maddesi gereğince hapis cezasının ertelenmesine, adı geçen sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 51/3. maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay denetim süresi belirlenmesine dair, Milas 2. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 10/01/2019 tarihli ve 2017/360 esas, 2019/13 sayılı kararının, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü"nün 19/11/2019 gün ve 94660652-105-48-9266-2019-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/11/2019 gün ve 2019/116521 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daire"ye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre,
1-Suç tarihinde sanığın yolcu olarak bulunduğu otobüsün muavini olan müşteki ile tartıştığı, tartışma sırasında sanığın silahın kabzası ile müştekinin başına vurduğu ve ateş etmekle tehdit ettiği şeklinde sabit görülen eylemi nedeniyle kasten yaralama ve tehdit suçundan yapılan yargılama sonucunda, tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden, sanığın katılanın zararını gidermemiş olduğundan bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kanunen yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, sanığın üzerine atılı sabit görülen eyleminin maddi ve ölçülebilir nitelikte zarar getirmeye elverişle olmaması, sanığın daha önce sabıka kaydının bulunmaması ve sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasını kabul etmesi karşısında, 5271 sayılı Kanun"un 231. maddesinin uygulanması için gerekli objektif şartların mevcut olduğu gözetilmeden subjektif şartlar tartışılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-Sanığın üzerine atılı tehdit suçunun, 5237 sayılı Kanun"un 106/2-a maddesinde düzenlendiği ve bu madde gereğince temel cezanın belirlenerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, maddi hata sonucu anılan Kanun"un 125/3-a maddesinin uygulanarak karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Silahla tehdit suçundan sanık ..."ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 125/3-a, 29 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanun"un 51/1. maddesi gereğince hapis cezasının ertelenmesine, adı geçen sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 51/3. maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay denetim süresi belirlenmesine dair, Milas 2. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 10/01/2019 tarihli ve 2017/360 esas, 2019/13 sayılı kararının, suç tarihinde sanığın yolcu olarak bulunduğu otobüsün muavini olan müşteki ile tartıştığı, tartışma sırasında sanığın silahın kabzası ile müştekinin başına vurduğu ve ateş etmekle tehdit ettiği şeklinde sabit görülen eylemi nedeniyle kasten yaralama ve tehdit suçundan yapılan yargılama sonucunda, tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden, sanığın katılanın zararını gidermemiş olduğundan bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kanunen yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, sanığın üzerine atılı sabit görülen eyleminin maddi ve ölçülebilir nitelikte zarar getirmeye elverişle olmaması, sanığın daha önce sabıka kaydının bulunmaması ve sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasını kabul etmesi karşısında, 5271 sayılı Kanun"un 231. maddesinin uygulanması için gerekli objektif şartların mevcut olduğu gözetilmeden subjektif şartlar tartışılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesinde, yine, sanığın üzerine atılı tehdit suçunun, 5237 sayılı Kanun"un 106/2-a maddesinde düzenlendiği ve bu madde gereğince temel cezanın belirlenerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, maddi hata sonucu anılan Kanun"un 125/3-a maddesinin uygulanarak karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçeleriyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Silahla tehdit suçundan mahkumiyet hükmü kurulan sanık ... hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair gerekçede isabet bulunup bulunmadığının ve uygulama maddesinde yanılgı olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
A-Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK"nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu"nun 23. maddesi ile kabul edilmiş, 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun"un 23. maddesiyle 5271 sayılı Kanun"un 231. maddesine eklenen 5 ile 14. fıkrayla büyükler için de uygulamaya konulmuş, aynı kanunun 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanun"un 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılıklar hariç tutulmak kaydıyla çocuk suçlular ile yetişkin suçlular, hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tâbi kılınmıştır.
Başlangıçta yalnızca yetişkin sanıklar yönünden ve şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak hükmolunan, bir yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezaları için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması 5728 sayılı Kanun"un 562. maddesi ile 5271 sayılı Kanun"un 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikle, Anayasa"nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar istisna olmak üzere, iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezalarına ilişkin tüm suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş, maddenin altıncı fıkrasına, 25/07/2010 tarihinde Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanun"un 7. maddesiyle "sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez." cümlesi eklenmiş, yine maddenin sekizinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere, 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanan 6545 sayılı Kanun"un 72. maddesiyle "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez" cümlesi eklenmiştir.
5560, 5728, 5739, 6008 ve 6545 sayılı Kanunlarla 5271 sayılı CMK"nın 231. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için;
1) Suça ilişkin olarak;
a- Yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması,
b- Suçun Anayasa"nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması,
2) Sanığa ilişkin olarak;
a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b-Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
c-Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,
d-Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması,
e-Sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmemiş olması,
Şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Tüm bu şartların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve onsekiz yaşından büyük olan sanıklar beş yıl, suça sürüklenen çocuklar ise üç yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulacaktır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağına ilişkin bir değerlendirme yapılması için, yargılamanın herhangi bir sujesinin talepte bulunması şart değildir. Maddede öngörülen şartların oluşup oluşmadığı ve bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı hakim tarafından her olayda re"sen değerlendirilip takdir edilmeli ve denetime imkan verecek biçimde kararda gösterilmelidir.
B-Silahla tehdit suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 106/2-a maddesinde düzenlenmiş olup, anılan Kanun maddesini ihlal eden kişiler hakkında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
İncelenen dosyada; sanık ... hakkında, katılan ..."ye yönelik 30.09.2017 tarihli yaralama ve silahla tehdit eylemleri nedeniyle, TCK"nın 86/2-3.e, 106/2-a, 53. maddeleri uyarınca yargılanıp cezalandırılması talebiyle 24.10.2017 tarihinde kamu davası açıldığı, yargılama sonunda Milas 2. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 10/01/2019 tarihli ve 2017/360 esas, 2019/13 sayılı kararıyla sanığın yaralama suçundan kesin nitelikte adli para cezası ile cezalandırılmasına, silahla tehdit suçundan ise Türk Ceza Kanunu"nun 125/3-a, 29 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanun"un 51/1. maddesi gereğince hapis cezasının ertelenmesine, adı geçen sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 51/3. maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay denetim süresi belirlenmesine hükmedildiği, "katılanın zararının sanık tarafından giderilmemiş olması hasebi ile..." şeklindeki gerekçeyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği, istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşen silahla tehdit suçundan verilen mahkumiyet kararının kanun yararına bozma talebine konu edildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
Sanığın işlediği kabul edilen tehdit suçu nedeniyle dosyaya yansıyan ve talep edilen somut maddi bir zarar bulunmamakta, manevi zarar ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel oluşturmamaktadır. Sanığın işlediği kabul edilen suç, niteliği ve hükmolunan ceza süresi itibariyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamında olup, sanığın adli sicil kaydında geçmiş hükümlülüğü de bulunmamaktadır. Mahkemece, "katılanın zararının sanık tarafından giderilmemiş olması hasebi ile..." şeklindeki gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir. Sanığın tehdit suçu nedeniyle dosyaya yansıyan ve talep edilen somut maddi bir zarar bulunmaması, manevi zararın ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel oluşturmaması, yine sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasını kabul etmesi karşısında, CMK"nın 231/6. maddesi uyarınca, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak, sanığın yeniden suç işleyip işlemeyeceği konusunda bir değerlendirme yapıldıktan sonra, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla ilgili bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, kanuni olmayan gerekçeyle, CMK"nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi yasaya aykırıdır.
Yine, sanığın silahla tehdit suçunu işlediği kabul edilmesine rağmen, hüküm kurulurken uygulama maddesinin TCK"nın 106/2-a şeklinde belirtilmesi yerine, maddi hata sonucu anılan Kanun"un 125/3-a maddesinin uygulandığı anlaşılmıştır.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, Milas 2. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 10/01/2019 tarihli ve 2017/360 esas, 2019/13 sayılı kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sonraki işlemlerin, CMK"nın 309/4-b maddesi gereğince mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 11/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.