16. Hukuk Dairesi 2015/18944 E. , 2018/99 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında ... Köyü çalışma alanında bulunan 223 parsel sayılı 6200 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ..."un zilyetliğinde olduğu; ancak zilyetlikle iktisap şartları gerçekleşmediği gerekçesiyle ... adına tespit edilmişken, davalının itirazı kadastro komisyonunca kabul edilerek taşınmazın ... adına tespitine karar verilmiştir. Davacı ..., çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 223 parsel sayılı taşınmazın, mera vasfı ile sınırlandırılarak özel sicile kaydına karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 223 parsel sayılı taşınmaz, 17.11.1968 tarihinde 766 sayılı kanuna göre yapılan kadastro tespiti ile davalıların murisi ...’un fuzuli işgalinde olduğu belirlenerek ... adına tespit edilmiştir. Kadastro tespitine ...’un mirasçısı ... tarafından 10.02.1969 tarihinde yapılan itiraz sonucunda 12.11.2009 tarihli komisyon kararı ile çekişmeli taşınmazın ... oğlu ... (soyadı değişikliği ile Admış) adına tapuya tesciline karar verilmiştir. ... tarafından taşınmazın mülkiyetinin kamuya ait olduğu ve davalıların taşınmaz üzerinde zilyetliğinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle komisyon kararına itiraz edilmiştir. Mahkemece, 2004 yılında yapılan keşifte taşınmaz içindeki taşların toplanarak bir yere yığılmış ve etrafının çeper olarak tabir edilen sınır taşlarıyla çevrilmiş olduğu hususu gözlemlenmesine; dinlenen mahalli bilirkişi ve tanığın taşınmazın davalıların murisi ... (...)’un zilyetliğinde olduğunu bildirmesine rağmen ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın mera vasfında olduğu belirtildiği gerekçesiyle Hazinenin davası kabul edilerek taşınmazın mera vasfıyla özel sicile kaydına karar verilmiştir. Dava konusu taşınmazın Kadastro tespiti 1968 yılında yapılmış olduğuna göre kadastro mahkemesi kadastro tespit tarihi itibariyle mevcut hukuki durumu belirleyerek sicil oluşturmakla yükümlü olup, zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin kadastro tespit tarihi itibariyle değerlendirileceği kuşkusuzdur. Ne var ki, hükme esas alınan ziraatçi bilirkişi raporu kadastro tespit tarihinden 36 yıl gibi uzun bir süre sonra düzenlenmiştir. Tespit tarihi ile raporun düzenlenme tarihi arasında taşınmazda zilyetlik bulunmaması tespit tarihine kadar doğan mülkiyet hakkını ortadan kaldırmaz. Bu süre içerisinde taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet yapılmaması sonucu taşınmazın otsu ve mera bitkileriyle kaplanmış olması mümkün olabileceğine ve raporda taşınmazın hangi tarihten beri ziraat arazisi olarak kullanılmadığı da açıkça belirtilmediğine göre, bir yerin tarım arazisi olup olmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığının belirlenmesi ve mahalli bilirkişi ile tanık beyanlarının denetlemesi için tespit tarihinden öncesine ilişkin hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılması düşünülmeden eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamamış olması nedeniyle yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca doğru sonuca varılabilmesi için; hükmen tescil edildiği belirlenen çekişmeli taşınmaza komşu 231, 224, 239 parsel sayılı taşınmazlara ait mahkeme dosyaları getirtilmeli, tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesi evreye ilişkin farklı tarihlere ait en az 3 hava fotoğrafı, bu hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları istenilerek dosya arasına konulmalı; taşınmazın bulunduğu yeri kapsayan ve tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının bulunmaması durumunda, buna ilişkin Harita Genel Komutanlığı yazısı dosya arasına alınmalı; bundan sonra mahallinde yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yaşlı,tarafsız yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları, üç kişilik zirai bilirkişi kurulu ve hava fotoğrafının temin edilmesi halinde jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarından, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kaldığı, kim ya da kimlerin hangi tarihten beri zilyet ettikleri, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, tespit tarihi öncesinde taşınmazın kadim mera olup olmadığı gibi hususlar tek tek ve olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı, tespit tutanağında belirtilen ... mevki 423 numaralı vergi kaydı usulüne uygun olarak keşifte uygulanmalı, bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeli; mahkemenin taşınmazla ilgili komşu taşınmazlarla mukayeseli gözlemi tutanağa geçirilmeli; üç kişilik ziraat bilirkişi kurulundan taşınmazın toprak yapısı,işleniş tarzı ve süresi konularında komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı değerlendirme yapılarak rapor hazırlaması istenilmeli, taşınmazın tüm yönlerini gösterir fotoğrafları çektirilmeli, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye hava ve uydu fotoğrafları üzerinden bilimsel yöntemlerle (hava fotoğrafı ve memleket haritası ile kadastro paftası ölçeği harita çizim programları aracılığıyla eşitlenerek çekişmeli taşınmazın konumunun çevre parsellerle birlikte harita üzerinde gösterilmesi, hava fotoğrafları ile kadastro paftası çakıştırılıp stereoskop aletiyle) inceleme yaptırılarak; çekişme konusu taşınmaz üzerinde davalıların tespit tarihinden geriye doğru 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin olup olmadığı, arazinin ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri bilimsel esaslara göre düzenlenmiş teknik raporlarla denetlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan şekilde araştırma ve inceleme yapılmaksızın hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.01.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.