Abaküs Yazılım
4. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/4774
Karar No: 2016/3706
Karar Tarihi: 29.03.2016

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2015/4774 Esas 2016/3706 Karar Sayılı İlamı

4. Hukuk Dairesi         2015/4774 E.  ,  2016/3706 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğeri aleyhine 16/12/2013 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/11/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı ... vekili ve davalı ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
    1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının ..."e yönelik temyiz itirazları ile davalı ..."ün temyiz itirazları reddedilmelidir.
    2-Davalı ... ..."ın temyiz itirazlarına gelince;
    Dava, kişilik haklarına saldırı nedeni ile uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş, karar taraflarca temyiz edilmiştir.
    Davacı, davalı ..."ın kendisi ile evli olduğunu bildiği halde davalı eşi ... ile birlikte olduğunu, eyleminin kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunduğunu iddia ederek, uğradığı manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
    Davalılar, davacının iddialarını kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştirler.
    Mahkemece, toplanan delillere göre davalı ..."ün evlilik birliği sona ermeden diğer davalı ... ile birlikte yaşamaya başladıkları hususu sabit görülerek davanın kısmen kabulü ile davacı eş yararına manevi tazminata hükmedilmiştir.
    TMK"nın 185. maddesine göre, “Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” Aynı Kanun"un 174. maddesine göre de, “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”
    Evlenmeyle eşler arasında kurulan aile birliğinin taraflara yüklediği ödevlerin ihlali veya yerine getirilmemesi durumunda bu yükümlülüğü yerine getirmeyen eş yönünden Türk Medeni Kanunundaki sonuçları, boşanma ve boşanma sebebi olması durumunda, bu olaylar yüzünden kişilik haklarının saldırıya uğraması halinde manevi tazminat talep edilebileceğidir.
    TBK"nın 49. maddesine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Yine TBK"nın 58. maddesinde "Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir." Haksız fiile dayalı bir borcun doğabilmesi için, hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, fiili işleyenin kusuru olmalı, sonuçta bir zarar doğmalı, zarar ile işlenen fiil arasında da uygun nedensellik bağı bulunması gerekir.
    Somut olaya gelince, davalının ve dava dışı eşin davacıya yönelik ve bütün olarak aldatma mahiyetindeki davranışlarının manevi tazminatı gerektirip gerektirmeyeceğinin tartışılması gereklidir.
    Yukarıda incelenen yasa maddeleri uyarınca, davacının dava dışı eşinin TMK"nın evlenmeyle eşe yüklediği ödevler arasında bulunan sadakat yükümlülüğünü ihlali nedeniyle, Kanun"un 185. ve 174. maddeleri uyarınca boşanma sebebi ve istek halinde manevi tazminatı gerektirir nitelikte olduğu kuşkusuzdur. TMK"daki düzenleme, dava dışı eşin evlenme ile kurulan aile birliğinin tarafı olması sıfatından kaynaklanmaktadır. Zira dava dışı eş kendi iradesi ile bu birliğin tarafı olmayı kabul etmiş ve yasanın kendisine tanıdığı hak ve yükümlülükler altına girmiştir.
    Davalının eyleminin manevi tazminatı gerektirip gerektirmeyeceğine gelince, davalının doğrudan davacının bedensel veya ruhsal bütünlüğüne yönelik hukuka aykırı bir fiilde bulunduğundan söz edilemez. Söz konusu yasada yükümlülüğünü ihlal eden eşin eylemini birlikte gerçekleştirdiği kişiler yönünden herhangi bir düzenleme getirilmemiştir.
    6098 sayılı TBK"nın müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerinin de uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Zira, söz konusu Kanun"un 61. maddesinde haksız fiil nedeniyle müteselsilen sorumluluğuna gidilebilecekler gösterilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal duruma göre, davalı zararın meydana gelmesinden asli olarak sorumlu tutulamaz. Yine yasa hükmünün aradığı anlamda iştirak hali de söz konusu olamaz. Zira iştiraken işlenebilir bir eylemin varlığının kabul edilebilmesi için, eylemin müstakilen ve asli olarak da işlenebilir olması gerekir. Ayrıca haksız fiil sorumluluğunu, geniş ve belirsiz bir kavram olan sadakat yükümlülüğünü ihlal etmeye iştirak çerçevesinde değerlendirmek, bu sorumluluğu belirsiz hale getirecektir.
    Açıklanan nedenlerle, TBK"nın 58. maddesine göre, davalının eylemi, davacının kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak kabul edilemez. Mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davacının davalı ..."a yönelik manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davalı ... yararına Dairemiz üyelerinden ... ve Başkan vekili ..."nun karşı oyları ile oy çokluğuyla BOZULMASINA, davacının davalı ..."e yönelik temyiz itirazları ile davalı ..."ün temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle Dairemiz üyelerinden ... ile Başkan vekili ..."nun karşı oylarıyla oyçokluğuyla reddine, bozma nedenine göre davacının davalı ..."a yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve davalı ..."dan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 29/03/2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

    KARŞI OY YAZISI

    Dava, davacının sadakat yükümlülüğünü ihlal eden davalı eşi ile birlikte olduğu diğer davalıdan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı eş yönünden aile mahkemesi görevli olması nedeniyle, dava şartı noksanlığından usulden reddine, diğer davalı açısından ise, davanın reddine karar verilmiş; davacı vekili tarafından temyiz edilen hüküm Dairemiz çoğunluğunca davalı eş hakkında verilen hüküm bozulmuş, diğer davalı hakkında verilen karara dair davacının temyiz itirazları reddedilmiştir.
    Daire çoğunluğu ile aramdaki uyuşmazlık, davalı eş bakımından davaya, asliye hukuk mahkamesinde mi yoksa, aile mahkemesinde mi bakılacağı ve diğer davalının manevi tazminattan sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
    Davanın açıldığı tarih itibariyle, taraflar arasındaki evlilik birliği devam etmektedir. 4787 sayılı Kanun"un 4. maddesi Türk Medeni Kanunu"nun ikinci kitabının birinci ve ikinci kısmı ile 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu"nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işlerin aile mahkemesinde görüleceği öngörülmüştür.
    Sadakat yükümlülüğü, TMK"nın ikinci kitabının birinci kısmının üçüncü bölümündeki 185. maddede düzenlenmiştir.Aile hukukundan kaynaklanan bir sorumluluk olan sadakat yükümlülüğüne aykırılığı belirleme görevi aile mahkemesine aittir. Aldatan eşin bu eyleminin genel hükümlere göre haksız fiil sorumluluğu kapsamında değerlendirilmesi TMK"nın 185. maddesi ile 4787 sayılı Kanunu"un 4. maddesine açıkça aykırıdır. Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır.
    Diğer yandan; HMK"nın 114/c maddedesi, mahkemenin görevini dava şartı olarak kabul etmiş, 115/1-2. maddesi dava şartı noksanlığının tespit edilmesi halinde davanın usulden reddedileceğini öngörmüştür.
    Tüm bu nedenlerle, yerel mahkeme kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği halde, onanmış olduğundan çoğunluk kararının (2) numaralı bendine katılmıyorum.
    Diğer yandan;
    Eşler evlilik birliğini kurmakla birbirlerine sadakat borcu altına girmelerinin yanında, mensubu oldukları aile birliğine karşı da sorumlulukları bulunmaktadır. Davacının eşinin evli olmasına rağmen bir başkası ile cinsel ve duygusal ilişkiye girmesi, evlilik sözleşmesi ile bağlandığı, sadakat borcu altına girdiği eşine karşı haksız eylem niteliğindedir. Davalı da evli olduğunu bilerek davacının eşiyle gayri resmi ilişkiye girmek suretiyle, gerek yasalarca, gerek örf ve adet hukukunca korunmayan haksız bir davranış içine girmiştir. Bu davranış da açıkça haksız eylem niteliğindedir.
    Eş söyleyişle, esasen dava dışı eşin evlilik birliğinin gerektirdiği sadakat yükümü bulunmakla birlikte, onun evli olduğunu bilen ve buna rağmen onunla birlikte ilişkiye giren davalının da dava dışı eşin sadakatsizlik eylemine katıldığında, her ikisinin de bu haksız eylemlerinden birlikte ve müteselsilen sorumlu olduklarında kuşku bulunmamaktadır. O halde, Türk Borçlar Kanunu’nun 61. (Borçlar Kanunu’nun 50. md.) maddesinde düzenlenen birden fazla şahsın müşterek kusurlarıyla bir zarara yol açmaları, diğer bir deyimiyle tam teselsül hali mevcut olup, davalı doğan zarardan davacının eşi ile birlikte müteselsilen sorumludur.(HGK 2010/4-129 E. - 173 K.)
    Müteselsilen sorumluluğun bulunduğu durumda da davacı, alacağını sorumluların tamamından isteyebileceği gibi, bunlardan biri veya birkaçından da isteyebilir. (HGK 12.11.2003 gün ve
    Hal böyle olunca; mahkemece, diğer davalının açıklanan şekilde gerçekleşen eyleminden sorumluluğu kabul edilerek davacı yararına tazminata hükmedilmesi isabetli olmuştur. Ancak, müteselsil sorumlu olduğundan tahsilde tekerrür olmamak üzere ibaresinin ilavesi suretiyle düzelterek onanması gerektiği kanaati ile reddi gerektiğine ilişkin çoğunluk kararının (2) numaralı bendine de katılmıyorum. 29/03/2016
    KARŞI OY YAZISI
    Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.
    KARŞI OY YAZISI
    Dava sadakat yükümlülüğünü ihlal eden eşe ve ilişki kurduğunu iddia ettiği kişiye karşı manevi tazminat isteminden ibarettir.
    Davalı ... hakkında verilen kararın bozulmasına katılmakla birlikte, davalı eş yönünden verilen karar da usul ve yasaya aykırıdır.
    Şöyleki; Davanın açıldığı tarih itibariyle davacı ile davalı ... arasındaki evlilik sözleşmesi devam etmektedir.
    4787 sayılı Kanun"un 4. maddesine göre, TMK"nın ikinci kitabının birinci ve ikinci kısmı ile 4722 sayılı TMK"nın yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işlere bakma görevi Aile Mahkemeleri"ne aittir.
    Sadakat yükümlülüğü TMK"nın ikinci kitabının birinci kısmının üçüncü bölümünde yer almaktadır. Aile hukukundan kaynaklanan bir yükümlülük olan sadakat yükümlülüğüne aykırılığı belirleme görevi Aile Mahkemesine aittir. Bu yükümlülüğün ihlali halinde TMK"nın 174. maddesine göre kişilik hakları zarar gören eşin boşanmayla birlikte manevi tazminat isteme hakkı bulunmaktadır. Aldatan eşin eyleminin genel hükümlere göre haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilmesi TMK"nın 185 ve 174. maddelerine aykırı olduğu gibi görevle ilgili 4787 sayılı Kanun"un 4. maddesine de aykırıdır. Görev kamu düzeni ile ilgili olup yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Açıklanan nedenlerle davalı ... hakkındaki davada görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yerel mahkemenin vermiş olduğu kısmen kabul kararına yönelik temyiz itirazlarının reddine ilişkin çoğunluk kararına katılmıyorum. 29/03/2016

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi