10. Ceza Dairesi 2018/5030 E. , 2019/3323 K.
"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığının, 02/10/2018 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ..."nin mahkûmiyetine ilişkin İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/11/2015 tarihli, 2015/762 esas, 2015/746 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 11/10/2018 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanığın 04/08/2008 tarihinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı yapılan yargılama sonucunda, İzmir 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 22/01/2009 tarihli ve 2008/2957 esas, 2009/53 sayılı kararıyla TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
2- Tedbirin infazına 14/06/2010 tarihinde sanığın bulunduğu ceza infaz kurumunda başlandığı ve 12/07/2010 tarihinde tedavi tedbiri tamamlanarak denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlandığı,
3- Sanığın 28/10/2010 tarihinde ceza infaz kurumundan tahliye olması üzerine, tedbirin infazına devam etmesi için 02/03/2011 tarihinde bilinen son adresine usulüne uygun olarak uyarılı başvuru davetiyesi tebliğ edildiği,
4- Ancak bu tebliğe rağmen sanığın kuruma müracaat etmediğinin bildirilmesi üzerine, yargılamaya devam edildiği ve İzmir 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/09/2011 tarihli ve 2011/850 esas, 2011/1252 sayılı kararıyla TCK"nın 191/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
5- Daha sonra sanığın denetim süresi içinde işlediği iddia edilen mala zarar verme suçuna ilişkin mahkûmiyet kararının kesinleştiğinden bahisle hükmün açıklanması için ihbarda bulunulması üzerine, İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/11/2015 tarihli, 2015/762 esas, 2015/746 sayılı kararıyla hüküm açıklanarak, sanığın TCK"nın 191/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün yasa yolu incelenmesinden geçmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, "Dosya kapsamına göre, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/12/2015 tarihli ve 2015/1717 esas, 2015/33429 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanık hakkında davaya devam olunacağı nazara alındığında, somut olayda sanığın denetimli serbestlik tedbirine başlanabilmesi için 02/03/2011 tarihinde usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen başvuruda bulunmadığından bahisle denetimli serbestlik dosyasının kapatılarak gönderildiği, sanığa yeniden tebligat yapılmadığı anlaşılmakla, denetime uymamakta ısrar şartının gerçekleşmediği hususu gözetilmeden, durma kararı verilmesi yerine yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilerek, İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/11/2015 tarihli, 2015/762 esas, 2015/746 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infaz işlemleri, infazın yapıldığı tarihteki kurallara göre yapılacağından, tedbirin infazı sırasında yürürlükte olan 18/04/2007 tarihli Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliğinin “Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin ihlali ve kaydın kapatılması” başlıklı 84/1. maddesinde “… denetim planına uymadığının şube müdürlüğü veya büro tarafından tespit edilmesi … hâlinde, sanık veya hükümlü şube müdürlüğü veya büro tarafından denetim planına uyması yönünde uyarılır, gerekli görüldüğünde gözden geçirilmiş denetim planı hazırlanır. Uyarıya rağmen denetim planına uyulmaması halinde, kayıt kapatılarak evrak mahkemeye iletilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.” şeklindeki düzenleme yer aldığı,
Somut olayda sanığın bulunduğu ceza infaz kurumunda14/06/2010 tarihinde tedbirin infazına başladığı, bununla birlikte tedbirin infazı devam ederken tahliye olması üzerine, kuruma müracaat edip tedbirin infazına devam etmesi için 02/03/2011 tarihinde uyarılı başvuru davetiyesi tebliğ edildiği, ancak bu tebliğe rağmen kuruma müracaat etmeyerek yükümlülüklerini ihlal ettiği ve bunun üzerine herhangi bir uyarı yapılmadan yargılamaya devam edilerek mahkûmiyet kararı verildiği, anlaşılmış ise de,
Sanığın tedbirin infazı esnasında bulunduğu ceza infaz kurumundan tahliye olurken, tahliyeden sonra Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat ederek tedbirin infazına devam etmesi hususunda uyarılmadığı, bu nedenle tedbirin infazına başlandıktan sonra yükümlülüklerini birinci kez ihlal eden sanığın anılan Yönetmelik hükmü gereğince uyarılması gerektiği gözetilerek, sanık hakkındaki tedbirin infazına devam edilmesi ve uyarı müzekkeresi gönderilmesi için davanın durmasına karar verilmesi gerektiğinden, yargılamaya devam edilerek sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu,
Ayrıca, hüküm tarihinde yürürlükte olan 6545 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191/5. maddesi uyarınca yargılama koşulu bulunup bulunmadığının tespit edilmesi için, kanun yararına bozma talebine konu olan 04/08/2008 tarihli suçun daha önce aynı türde başka bir suç nedeniyle TCK’nın 191. maddesi uyarınca uygulanmış olan bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlenip işlenmediği araştırılmadan karar verilmesinin de yasaya aykırı olduğu,
Anlaşıldığından, kanun yararına bozma talebi bu yönüyle ve değişik gerekçeyle yerinde görülmüştür.
D) Karar :
Açıklanan nedenlerle, sanığın mahkûmiyetine ilişkin İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/11/2015 tarihli, 2015/762 esas, 2015/746 sayılı kararının 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 27.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.