1. Hukuk Dairesi 2018/4141 E. , 2018/13346 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar kayyım vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, Vakıflar Kanunu 17. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, 6017 ada 10 parsel (eski 678 ada 18 parsel) sayılı taşınmazın 48/480 payının ..., 96/480 payının ... oğlu ölü ... ve 144/480 payının ... oğlu ölü ... adına kayıtlı olduğunu, tapu kaydında "...Vakfından" şerhinin bulunduğunu, yapılan tahkikat neticesinde uzun zamandan beri sahipsiz kalan taşınmazın mutasarrıfının gaip olması nedeniyle 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 17. maddesi gereğince vakfı adına tescil edilmesi gerektiğini ileri sürerek hasımsız olarak kayıt malikinin gaipliğine ve tapu kaydının iptali ile vakfı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Sulh Hukuk Mahkemesi"nin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine ilişkin karar Dairece "...Hal böyle olunca, öncelikle kayyımın davada yer alması sağlanarak taraf teşkilinin tamamlanması, ondan sonra işin esasının değerlendirilmesi yerine, görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir..." gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak kayyım Bura Defterdarının davalı olarak davada yer alması sağlanmış, mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 6017 ada 10 parsel sayılı 48,41m2 miktarlı arsa nitelikli taşınmazın 48/480 payının ..., 96/480 payının ... oğlu ... ve 144/480 payının ... oğlu ... adına 16.02.1938 tarihli satış işlemi ile kayıtlı olduğu, taşınmazda 12.06.1978 tarihli eski eser şerhinin bulunduğu, ...Vakfından icareli şerhinin 1942’de terkin edildiği, taşınmazın geldisi 678 ada 18 parsel sayılı taşınmazın 1938 tarihli kadastro tespitinde "taşınmaz ... oğlu ... ve ...’ in iken ... ölümü ile oğlu ..."e, onunda ölümü ile oğulları ... ve ... . ile kızı ..."a , ..."in de ölümü ile evlatları ...,...,...,...,...(okunaksız), ..."ın ölümü ile evlatları ... oğlu ... ..., ... ve ...(...), ..."in ölümü ile hissesinin mahlulen vakfa kaldığı, ... hissesinin ..."e, ... hissesinin ..., ... . hissesinin ... kızı ..."ye satıldığı tespit edilmekle.." şeklinde ... kızı ..., ... evlatları, ... oğlu ölü ... ve ... oğlu ölü ... ile ... adına 16.02.1938 tarihli tebdil ile tespit gördüğü, nevinde vakıf şerhinin bulunduğu 6 adet tapu kaydına istinaden tespitin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; 5737 Sayılı Yasanın 17.maddesi ile “ Tasarruf edenlerin veya maliklerin mirasçı bırakmadan ölümleri, kaybolmaları, terk ve mübadil gibi durumlara düşmeleri halinde icareteynli ve mukataalı taşınmaz malların mülkiyeti vakfı adına tescil edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olaya gelince; mahkemece hüküm vermeye yeterli inceleme ve değerlendirme yapıldığını söyleyebilme imkanı yoktur. Şöyle ki, noksanın tamamlanması yoluyla getirtilen Vakıflar Genel Müdürlüğü yazı cevabında vakıf şerhine ilişkin 26.06.1942 tarihinde sadece ... kızı ...’nin payının taviz bedeli ödenmek suretiyle terkin işlemi yapıldığı, diğer paylara ilişkin taviz bedelinin ödenmediği ancak taşınmazın tamamından şerhin terkin edildiği, 16.02.1938 tarihli satış işleminin dosya arasına alınmadığı, tespite esas eski tapu kayıtlarının temin edilmediği açıktır.
Hâl böyle olunca, bahsi geçen belgeler getirilip incelenmek suretiyle kadastro tespitinde belirtilen bilgiler de gözetilerek kayıt maliklerinin mirasçısının bulunup bulunmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması, gaip olduğu belirtilen kişilere ilişkin taviz bedelinin ödenip ödenmediğinin ve vakıf şerhinin neden terkin edildiğinin Tapu Müdürlüğünden sorulması, 5737 sayılı Yasanın 17. maddesinin koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tereddüde yer bırakmayacak biçimde saptanarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken anılan hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalının temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.