10. Hukuk Dairesi 2018/3937 E. , 2019/4580 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, yersiz ödendiği gerekçesi ile ölüm aylıklarının davalıdan faiziyle tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, 23.06.2001 tarihinde vefat eden muris ..."nin Kurumca geçerli kabul edilen 20.12.1976-14.09.1981 arasında zorunlu ve 14.09.1981-30.09.1981 tarihleri arasında isteğe bağlı 1479 sayılı Yasa kapsamında kalan 4 yıl 9 ay 11 günlük sigortalılığı ile birlikte 01.02.1982-30.04.1982 tarihleri arasında kalan 90 günlük 506 sayılı Yasa kapsamında kalan sigortalılık süresi üzerinden, davalı mirasçı eş ...ni"nin 17.11.2011 tarihli ölüm aylığı tahsis talebine istinaden 01.10.2008 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde ve 506 sayılı Yasa"nın 66"nci maddesi kapsamında ölüm aylığı bağlanmış ise de; 22.02.2013 tarihli Kurum işlemi ile davalı murisi ... hakkında daha önceden yapılan denetim ile de sabit olduğu üzere 01.02.1982-30.04.1982 tarihleri arasında kalan sürelerdeki çalışmanın geçerli sayılmaması nedeniyle sigortalılık süresi ve primi ödenmiş gün sayısı bakımından ölüm aylığı şartlarının bulunmaması nedeniyle Kurumca 5510 sayılı Yasa"nın 96"ncı maddesinin b bendi kapsamında işlem yapıldığı ve 01.10.2008-30.11.2012 tarihleri arasında kalan sürelerde ödenen aylıkların iadesi amacıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmakta olup, mahkemece başkaca delil toplanmaksızın davalı murisi hakkında davacı Kurumca 1981 yılında yapılan denetimin soyut ve dayanaksız olduğu ve davalı murisi hakkında geç verilen bildirgelerin geçerli olduğuna yönelik değerlendirme ile karar verilmiş ise de, verilen karar eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, eldeki gibi sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re"sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Eldeki davada ise, Mahkemece, davalı murisi hakkında 1981 yılında yapılan denetim ve müfettiş raporu içeriği denetlenmeli, müfettiş raporu aksinin eşdeğer delillerle ispatlanabileceği hususu dikkate alınmalı, bu kapsamda işyerinin varlığı, kapsamı ve faaliyet dönemleri araştırılmalı, Kurumca işveren hakkında denetim sonrası ne gibi işlemler yapıldığı belirlenmeli, Kuruma bordro veren işverenin aynı zamanda kuyumcu dükkânı olup olmadığı hususu ile davalı murisinin kuyumcuda mı yoksa inşaat işyerinde mi çalıştığı hususu açıklığa kavuşturulmalı, davalı murisinin çalışmalarını bilebilecek şekilde aynı işyerinde çalışmış bordrolu tanıkların varlığı, bunun mümkün olmaması halinde ise, komşu işyeri işveren veya çalışanları dinlenmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve özellikle niteliği nazara alınmalı ve oluşabilecek çelişkiler usulünce giderilmeli, resen araştırma ilkesi çerçevesinde belirlenebilecek kişilerin beyanlarına başvurulmalı ve davalıya bağlanan ölüm aylıklarının 506 sayılı Yasa kapsamında bağlanması karşısında, aylık şartları bakımından 01.02.1982- 30.04.1982 tarihleri arasında kalan sürelerde geçen çalışmanın fiili olup olmadığı hususunda yapılacak ayrıntılı araştırmadan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.05.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi