20. Hukuk Dairesi 2016/3508 E. , 2018/5922 K.
"İçtihat Metni".......
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasınd....... 1, 2, 3, 5, 6 ve 7 parsel nolu taşınmazlar sırasıyla 7220,02 m2, 8920,34 m2, 5983,12 m2, 4899,44 m2, 10843,68 m2 ve 2054,55 m2 yüzölçümüyle tarla vasfı ile davalı gerçek kişiler adına tespit görmüşlerdir.
Davacı Hazinenin 16/01/2008 tarihli dilekçesinde.......parsellerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerler olduğu, bu taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağını ve bu nedenle dava konusu bu taşınmazların Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini istemiş, yargılama aşamasında 163 ada 4, 8 ve 9 parsel nolu taşınmazlar işbu dosyadan tefrik edilmiştir.
Mahkemece davacı Hazinenin davasının kısmen kabul, kısmen reddine, 163 ada 5, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tarla vasfında tapuya kayıt ve tesciline; 163 ada 1, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından 163 ada 1, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlar yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu, 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre yapılmıştır.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır şöyleki mahkemece 163 ada 1, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş olup zilyetlik şartları ve iradi terk olup olmadığı usulünce araştırılmamıştır. 2015 yılında yapılan keşifte 3 mahalli bilirkişi ve 3 tespit bilirkişisi dinlenmiş olup beyanlarında bir mahalli bilirkişi 163 ada 1 parselin 15- 20 yıldır 163 ada 2 parselin 15-20 yıldır kullanılmadığını diğer bir mahalli bilirkişi ise 163 ada 1 parselin 10 yıldır, 163 ada 2 parselin 10-15 yıldır kullanılmadığını beyan ettikleri ve 163 ada 3 nolu parselin ise halen kullanıldığı yönünde beyanlarda bulunmuşlardır. Ziraat bilirkişi raporunda 163 ada 1 parselin 20-25 yıldır kullanılmadığını sonuç bölümünde ise 30-35 yıldır taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet olmadığı, 163 ada 2-3 parsellerin ise 20-25 yıldır kullanılmıyor olduklarını açıklanmıştır. Gerek ziraat bilirkişi raporları gerekse mahalli bilirkişi beyanları gözönüne alındığında taşınmaz üzerinde iradi terk olup olmadığı ve kişiler lehine zilyetlik şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda tereddüt oluşmuş olup kadastro tespitinde 15-20 yıl önceki hava fotoğraflarıda incelenmediğinden bu çelişkiler açıklığa kavuşturulmamış olup eksik çelişkili beyanlar ve bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
O halde mahkemece dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15 - 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda
.......
uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir fen elemanı ve bir ziraat mühendisi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli taşınmazın orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ile yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15 - 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bir orman, bir fen ve bir ziraat bilirkişi kurulu aracılığıyla incelenerek dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, taşınmazların niteliği üzerindeki ağaçların yaşı, cinsi, kapalılık oluşturup oluşturmadıkları ve tasarruf sınırlarının bulunup bulunmadığı imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazın 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan......... hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı; yine imar ve ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı; parselin öncesinin ne olduğu, imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlanıp bittiği, zilyetliğin hangi tarihte başlayıp kimler tarafından ne biçimde sürdürüldüğü, kullanımın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların imar-ihya ve zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı; mahkemece taşınmazlar üzerinde iradi terk olup olmadığı araştırılmalı; davacıların belgesiz zilyetlik yoluyla kazandığı toprak olup olmadığı, varsa cinsi ve miktarı tapu sicil ve kadastro müdürlüklerinden çekişmeli taşınmaz dışında, başka taşınmazlar için salt zilyetlik nedenine dayalı olarak açtıkları bir başka tescil davalarının bulunup bulunmadığı mahkemeler yazı işleri müdürlüğünden sorulup tespit edilmeli; tüm kanıtlar toplanıp birlikte değerlendirilmeli; oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Belirtilen hususlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25/09/2018 günü oy birliği ile karar verildi.