12. Ceza Dairesi 2017/3286 E. , 2020/4466 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi
Hüküm : Sanık ... hakkında;
Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçu yönünden;
CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat
Sanık ... hakkında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden; 2863 sayılı Kanunun 67/1, TCK’nın 62, 50/a, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet
Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçu yönünden sanık ...’ın beraatine ilişkin hüküm katılan vekili, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık ...’ın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık ... tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A- Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçundan sanık ...’ın beraatine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 gün ve 65–69, 22/10/2002 gün ve 234–366, 04/07/2006 gün ve 127–180, 03/05/2011 gün ve 155–80, 21/02/2012 gün ve 279–55, 15/04/2014 gün ve 599-190, 28/03/2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; mahkemece hakkında katılma kararı verilen Kültür ve Turizm İl Müdürlüğünün, kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçundan yapılan yargılamaya katılma ve tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla, katılan ... İl Müdürlüğü vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
B-2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık ...’ın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “06/01/2012” şeklinde gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışlığı olarak kabul edilmiştir.
Sanık ...’ın kepçe operatörü olduğu, .... Mahallesi, .... Caddesi üzerinde bir arsada temel kazımı yaptığı esnada bir adet mezarın ortaya çıktığı ancak ilgili birimlere haber vermediği, olaydan yaklaşık 20 gün sonra temyiz dışı sanık ...’ın kolluğa ihbarda bulunması üzerine durumun ortaya çıktığı, dosya kapsamında bulunan 07.01.2012 tarihli rızaen telefon inceleme – muhafaza altına alma ve teslim tutanağında sanığın telefonunda 12.12.2011 günü çekildiği anlaşılan fotoğrafta iki adet kafatası ve vücut kemikleri olduğu tahmin edilen kemik parçalarının ve parçaların yanında mezara ait olan düz taşların olduğunun belirtildiği, ayrıca tanık ...’in aşamalardaki beyanında durumun ortaya çıkmasından 15-20 gün önce sanığın kendisine inşaat temelinde kazı yaptığı sırada mezar çıktığını söylediğini belirttiği, sanığın aşamalardaki savunmasında ilgili birimlere haber vermediğini olayı patronlarına anlattığını kabul ettiği, her ne kadar sanık, polis memuru ...’nin olaydan yaklaşık 2-3 gün sonra inşaat alanına geldiği için polisin durumdan haberdar olduğunu düşünüp polise gitmediğini belirtmiş ise de, tanık Yakup’un soruşturma aşamasında savcı huzurunda alınan beyanında inşaat alanına gitmekteki amacının yaşlı bir vatandaşın gürültüden rahatsız olmasından kaynaklandığını, tarihi mezardan haberinin olmadığını belirttiği, aralarındaki konuşmadan dosyaya konu olayla ilgili herhangi bir diyaloğun geçmediği sonucuna varıldığı, telefon inceleme – muhafaza altına alma ve teslim tutanağı ve tanık ...’in beyanlarından TCK’nın 67/1. maddesinde belirtilen yasal 3 günlük haber verme süresinin geçmesine rağmen sanık tarafından ilgili yerlere bildirimde bulunulmadığı, dosya kapsamında bulunan ve müze müdürlüğünde görevli arkeologlar tarafından düzenlenen raporlarda taşınmaz kültür varlığı olarak değerlendirilen lentonun 1.30 cm uzunluğunda, 30 cm eninde olduğu, üzerinde sarmaşık motifinin olduğu, Geç Roma - Erken Bizans dönemine ait olup 2863 sayılı Kanun kapsamında olduğunun belirtildiği anlaşılmakla;
Yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın beraat kararı verilmesi gerektiğine dair yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Dava konusu varlıklar üzerinde üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi kürsülerine mensup bir öğretim üyesine inceleme yaptırılarak, mevcut durumları itibariyle bilim, kültür, din veya güzel sanatlarla ilgileri, 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınır kültür varlıkları olup olmadıkları, tasnif ve tescile tabi olup olmadıkları, bildirim zorunluluğu olan eserlerden olup olmadıklarının tespit edilmesi ve sonucuna göre, eserlerin anılan özellikleri taşıdığının tespiti durumunda, sanığın eyleminin 2863 sayılı Kanunun 67/1 maddesine temas eden “ihbar yükümlülüğünde bulunmama” suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, dosyanın tarafı konumundaki Müze Müdürlüğünde görev yapan arkeolog bilirkişi tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınmak suretiyle karar verilmesi,
2- Sanık hakkında 2863 sayılı Kanunun 65/a maddesi gereğince cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasında, sanığın eylemin bildirim yükümlülüğüne aykırılık suçunu oluşturduğundan bahisle 2863 sayılı Kanunun 67/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; iddianame içeriğinde 2863 sayılı Kanunun 67/1. maddesinde düzenlenen bildirim yükümlülüğüne aykırılık suçuna ilişkin herhangi bir anlatımın bulunmadığı anlaşılmakla, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21/02/2012 tarihli ve 2011/4-570 esas, 2012/51 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, hükmün konusunun, iddianamede gösterilen fiilden ibaret olduğunu düzenleyen 5271 sayılı CMK"nın 225. maddesi hükmü karşısında sanık hakkında suç duyurusunda bulunulup dava açılması sağlanarak, açılan dava ile inceleme konusu davanın birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken uygulanan Kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK"nın 232/6. maddesine ve adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK"nın 52/3. maddesine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 09/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.