4. Hukuk Dairesi 2015/4347 E. , 2016/2425 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğeri aleyhine 31/01/2014 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 05/11/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız şikayet nedeni ile uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istem reddedilmiş, karar davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, .. üyesi olduğunu, davalıların da aynı odanın üyeleri olduklarını, hakkında yaptıkları gerçek dışı şikayet nedeniyle soruşturma başlatıldığını ve kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini belirterek, davalıların haksız şikayetleri nedeniyle uğradığı manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalılar, Anayasal şikayet haklarını kullandıklarını, davacının kişilik haklarını ihlal eder bir ifade kullanmadıklarını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalıların Anayasal haklarını kullandıkları, doğrudan davacının kişilik haklarını hedef alan bir ifade kullanmadıkları kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “ .. ” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “ .. ” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmış, 25. maddesinde kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı ifade edilmiş, .. ’nun 58. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
Somut olaya gelince; davalıların ayrı ayrı imzalarını taşıyan 11/06/2013 tarihli şikayet dilekçelerinde “ ... ” yazılı olduğu görülmüştür.
Taraflar .. üyeleridir. Davalıların dava konusu edilen şikayetlerinin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturup oluşturmayacağının tartışılması, bu yapılırken de tarafların sıfatları ve konumları, şikayetin içeriği, delilleri, tarihi ve sonuçları gibi hususların değerlendirilmesi gereklidir. Davacı ile davalılardan ..., odanın yönetiminde birlikte görev yapmakta olup, 2011 yılı .. ayında, .. tarafından düzenlenen iftar yemeğine katılmak üzere yönetim kurulu tarafından görevlendirilmişlerdir. Yemeğe her ikisi de katılmıştır. Aradan iki yıla yakın bir zaman geçtikten sonra tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere odanın yönetim seçimlerine az bir zaman kala davalılar ayrı ayrı oda yönetim kuruluna verdikleri ancak kelimesi kelimesine aynı dilekçeleri ile “ .. ” istemişlerdir. Davalılar davacının fazla harcırah aldığı konusundaki şikayetlerini bu yöndeki duyumlarına dayandırmışlardır. Yönetim kurulunun 27/07/2013 günlü kararı ile şikayet konusu hakkında soruşturmacı tayin edilmiş, yapılan soruşturma sonunda 25/10/2013 tarihli rapor ile “ .. ” belirtilmiş, yönetimin 28/12/2013 günlü toplantısında da şikayet ile ilgili kovuşturma açılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Şu durumda; davalıların, iki yıl öncesine ait bir organizasyon için davacıya soruşturma raporundan anlaşıldığı üzere .. TL tutarında fazla harcırah ödendiği konusunda oda seçimlerine az bir zaman kala özellikle davalı ..."in kendisinin de iki günlük harcırah almasına ve katılımcıların tümüne ikişer günlük harcırah ödendiğini bilebilecek durumda olmasına karşın salt bu yöndeki duyumlarını gerekçe göstererek kendisinin bir günlük, davacının ise üç günlük harcırah aldığı yönünde şikayetçi olmasında, diğer davalı ..."ın da davalı ..."e ait şikayet dilekçenin aynısının altına salt duyuma dayalı şüphesi nedeniyle imza atarak şikayetçi olmasında hak arama özgürlüğü sınırlarının aşıldığı ve hakkın kötüye kullanıldığı sonucuna varılmıştır. Davacının on yılı aşkın süredir oda yönetiminde görevli olması nedeniyle oda içinde var olan itibarının söz konusu şikayet nedeniyle zedelenmiş olduğunun kabulü ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmek gerekirken davanın tümden reddine karar verilmiş olması isabetli olmamış gösterilen nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/02/2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyoruz. 25/02/2016