13. Hukuk Dairesi 2015/29486 E. , 2017/9575 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın karar verilmesine yer olmadığına dair verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/105 Esas, 2013/1051 Karar sayılı kararının infazı için ... 16.İcra Hukuk Mahkemesinde 2014/1265 Esas sayılı takibine başlanmasından sonra yine aynı ilama dayanılarak ... 20. İcra Müdürlüğünün 2014/2830 sayılı takibine geçildiğini, ikinci defa gönderilen icra emrine süresi içinde itirazda bulunulamadığını, aynı ilama dayanılarak başlatılan 20. İcra Müdürlüğü"nün takibinin haksız olduğunu beyan ederek 20. İcra Müdürlüğü"nün 2014/2830 sayılı takibinde talep edilen şekilde borçlu olmadıklarının tespitine ayrıca davalı kötüniyetli olarak icra takibi yaptığından % 20"den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir..
Davalı vekili sonrasında duruşmaya katılarak mükerrer olarak başlatılan icra takibinin iptali için açtıkları ... 16.İcra Hukuk Mahkemesi dosyasında şikayetin kabul edilerek ... 20. İcra Müdürlüğü"nün 2014/2830 Esas sayılı icra takibinin iptaline karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, eldeki davanın konusuz kaldığını beyan etmiştir. Mahkemece, ... 16.İcra Hukuk Mahkemesi"nin 2014/604 Esas sayılı dosyasının gerekçeli kararı ve kesinleşme şerhi dosya arasına alınmış ve konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece, gerekçede; davanın açılmasındaki haklılık değerlendirilerek, davacının itiraz hakkı varken mükerrer takibe itiraz etmediği, 16.İcra Hukuk Mahkemesi"nde takibin iptali için şikayet yoluna giden davalının bu isteğine direndiği, bu yönde verilen kararı temyiz ettiği, ancak mükerrer takip başlatılmasında da davacının bir kusurunun olmadığı,, her iki tarafın da kusurunun eşit olduğu görüldüğünden yargılama giderlerinin masrafı yapan üzerinde bırakılmasının adil olacağı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Oysa ki hüküm fıkrasının 1. bendinde yargılama giderlerinin davanın açılmasına sebebiyet veren taraf üzerinde bırakılmasına, 3.bendinde ise yargılama giderlerinin masrafı yapan taraf üzerinde bırakılmasına denilerek gerekçe ile kısa karar ve kısa karar içerisinde de iki farklı bentte iki farklı şekilde değerlendirme yapılarak çelişki yaratılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli karar uyum içinde olmalıdır. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 6100 sayılı HMK 294 ve 297 maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 6100 sayılı HMK 297/son maddesi gereğince; hükümde, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerinin yer alacağı belirtildikten sonra, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olduğu belirtilmiş yine anılan kanunun 298/2. maddesi gereğince de; gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.Temyize konu davada, gerekçe ile kısa karar arasında ve yine kısa kararın 1. ve 3. bentleri arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmakla, bu husus açıklanan yasal düzenlemeye göre HMK 297. maddesine aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2. bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde taraflara iadesine, HUMK’nun 440/III-3 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 16/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.