13. Hukuk Dairesi 2015/29802 E. , 2017/9534 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalılar ile 1985 yılında satış vaadi sözleşmesi hazırlayarak davalıların murisi ... ... kalan gayrimenkullerin tümü, intikal etmiş veya edecek olan Nisan 1330 tarihli 5-6 tapu kayıtlarındaki hudutların tamamını kapsayan ve ayrıca 1932 belgesine dayanan 40 sehim olarak adlandırılan ... mevkiindeki arazilerin tamamının 1/2 hissesinin satışını kararlaştırdıklarını, satış bedeli olarak 1985 yılında 600.000.000-TL (Eski TL ile) ödediğini, 1985 yılında yaptıkları satış vaadi sözleşmesinin 02.02.2001 tarihli sözleşmenin kapsamına alındığını ve satış vaadi sözleşmesinin yenilendiğini, davalıların 02.02.2001 tarihli satış vaadi sözleşmesinde geçen taşınmazları devir borcu altına girdiğini, devir borcunun açılan davaların bitmesi ve davalılar adına çıkarılmasından sonra tarafına devredileceği şeklinde kararlaştırıldığını, davaların ... Kadastro Mahkemesinde 1978/5 esas ile açıldığını ve bu davanın 29.09.2000 tarihinde karara çıktığını ancak 2006 tarihinde kesinleştiğini, kesinleşme tarihinden itibaren sözleşmedeki taşınmazların devrini isteme hakkı doğduğunu, ancak davalıların ... Kadastro Mahkemesince verilen kararın kesinleşmesini müteakiben taşınmazları üçüncü kişilere sattıklarını ve devrettiklerini belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 02.02.2001 tarihli sözleşmeye aykırılık nedeni ile 1985 tarihinde ödemiş olduğu 600.000.000-TL (Eski TL)’nin davanın açıldığı tarihteki sözleşme konusu taşınmazların rayiç bedeli tespit edilerek bu bedellerin şu an için 30.000,00-TL"sinin faizi ile birlikte; sözleşme kapsamında açılmış ve açılacak davaların tüm masraflarının tarafından karşılanması nedeniyle bu masrafların tespiti ile bu bedellerin faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, noterden düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi nedeniyle ödediği bedelin ve yaptığı masrafların tahsilini istemiş, davalılar ise süresi içinde zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Mahkemece, sözleşmenin düzenlendiği 2001 tarihine göre BK"nun 125. maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. (TBK 146.) maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Elbirliği mülkiyetine konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez ve zamanaşımı işlemez. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; 02.02.2001 tarihli düzenleme şeklinde yapılan satış vaadi sözleşmesi ile satış vaat eden davalılar, murisleri Agah Toros"tan intikal eden ve edecek olan taşınmazlardaki paylarının 1/2"sini 600.000.000 (altıyüzmilyon) TL bedel mukabilinde davacıya satmayı vaat ve taahhüt etmişlerdir. Satış vaadi sözleşmesinin düzenlendiği tarihte elbirliği halinde mülkiyete konu olan dava konusu taşınmazların 18.02.2003 tarihinde elbirliği mülkiyeti sona erdirilerek davalılar adına kaydedilmiştir. Eldeki davanın 16.04.2012 tarihinde açıldığı gözönüne alındığında sözleşmenin ifa olanağının başladığı elbirliği mülkiyetinin çözüldüğü 18.02.2003 tarihi ile dava tarihi arasında 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren ... gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.