13. Hukuk Dairesi 2016/10512 E. , 2017/9437 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... geldi.Karşı taraftan gelen olmadığından onun yoklulğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 4-5 yıl kadar önce ablası olan davalıdan peyder pey olmak üzere toplam 42.000,00.TL borç aldığını, bu borcun 22.000,00.TL sini ablasının eşi ...Bankasına havale olarak gönderdiğini, 11.000,00.TL sini de elden verdiğini, 2.000,00.TL nin ise 500,00"er TL den ..."ın ... Bankası hesabına yatırdığını, yine borca karşılık olmak üzere 2.000,000.TL lik halı aldığını ve davalıya verildiğini, ve yine eniştesi... de borç aldığını ve bu borca karşılık olarak açık senet verdiğini, bu borcun ödendiğini, ancak bu açık senedi davalının ... alıp üzerini doldurarak hakkında icra takibi yaptığını, davalının attığı mesajlardan da bakiye kalan borcunun 12.000,00.TL olduğunun belli olduğunu belirterek Zonguldak 1.İcra Müdürlüğünün 2012/1109 esas sayılı dosyasına dayanak senet nedeniyle borcunun 12.000,00.TL olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, iddiaların doğru olmadığını,... hesabına gönderilen paranın eşi ...’dan alınan borç karşılığı olduğunu ve senet karşılığı ödeme yapılmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının ....İcra Müdürlüğünün 2012/1109 esas sayılı dosyasına dayanak senet nedeniyle 18.000,00.TL borçlu olduğunun tespiti ile fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, eldeki davada davalıdan peyder pey olarak aldığı 42.000 TL lik borcun davalıya kısmen ödendiği bu sebeple hakkında başlatılan takipte 12.000 TL borçlu olduğunun tespitini talep etmiş, davalı ise, kendisine ödeme yapılmadığını, eşi . ... gönderilen havalenin eşinden alınan borç karşılığı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece ""..tarafların kardeş olmasıyla birlikte aralarındaki borç ilişkisi senede bağlandığı, bu durumda senedin hüküm ve kuvvetini kaldıracak veya azaltacak nitelikte her türlü hukuki işlemin kesin delille ispatı gerektiği, HMK 203. Maddesi kapsamında kabul edilemeyeceğinden ödemenin tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davacı taraf davalının eşine 22.000,00.TL banka havalesinin davalı tarafça başka bir alacaktan dolayı tahsil edildiğini ispatlanamadığı..."" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Görüldüğü üzere davalı, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığını (havale ile para gönderildiğini) kabul etmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının), ileri sürülenden başka olduğunu bildirmek suretiyle gerekçeli inkarda (vasıflı ikrar) bulunmuştur. Öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere vasıflı ikrar (gerekçeli inkar), bölünemeyen ikrarlardan olduğundan bu durumda ispat yükü davacıdadır.(Bkz. HGK.nun aynı yöndeki 12.3.2003 tarih, 2003/3-118 esas ve 2003/158 karar; 9.6.2004 tarih, 2004/4-362 esas ve 2004/347 karar sayılı kararları)
Öte yandan davacı, delil olarak yapılan havaleye dayanmışsa da, havale kural olarak bir ödeme vasıtasıdır.
Başka bir ifade ile havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal bir karine mevcuttur. Bu yasal karinenin aksini (havalenin davalının eşine olan borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını yani davalıdan senet karşılığı alınan borca ilişkin yapıldığını) iddia eden bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.
O halde somut olayda ispat yükü davacıda olup, davacı söz konusu havale bedelini davalıdan alınan borca ilişkin olduğunu ispat etmekle yükümlüdür. Davacının davada delil olarak dayandığı havalede paranın davalı ...’a gönderildiğine ilişkin bir açıklama yoktur. Hal böyle olunca, mahkemece ispat yükünün davacıda olduğu gözetilerek, davacının senede ilişkin yaptığını iddia ettiği ödemeleri kesin delillerle ispat edeceği dikkate alınarak davacının bu konudaki tüm delilleri toplanıp usulüne uygun karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 1480,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.